Sonpeygamber.info
 

Abartılı Kutlamalar Hz. Peygamber'in Öğretisi ve Yaşantısıyla Örtüşmüyor

Bugüne geldiğimizde bizi rahatsız eden en önemli husus, bu kutlama havasının modern söylemle de birleşerek, modern kültürün renklerine bürünmeye başlaması ve söz konusu günde mânevî derinliği olmayan bir coşku, bir abartı içerisine girilmesidir.  Aslına bakarsanız bu durum, Hz. Peygamber’in yaşayışı ve öğretisiyle örtüşmeyen bir hâl… 

Kutlu doğum dediğimiz hadise, aslında “mevlid” olarak ifade ettiğimiz, Hz. Peygamber (sav)’in bu dünyayı teşrifleridir. Bütün İslam coğrafyasında yaşayan farklı milletlere mensup Müslümanlar, yüzyıllardır mevlid gününü ihya ederler. (Biz, “kutlama” kelimesini “anma, anlama ve ihya etme” manasında kullandığımızı da belirtmeliyiz.) Tarihi süreçteki uygulamalara ve teessüs etmiş geleneğe baktığımızda ise Mevlid gününün, milâdî karşılığı olan 20 Nisan’da sabitlenerek kutlanan bir gün olmadığını bilmekteyiz; çünkü bizim ibadete ve mübarek günlere yönelik tarihlemelerimiz hicrî takvime göre belirlenir. Tıpkı oruç ibadetinde, hac ibadetinde ve bayramlarımızda olduğu gibi… Mevlid günü de bu anlamda Rebîülevvel ayının 12. gününde idrâk edilen bir gündür.

Kutlu doğum/Mevlid merasimleri bizim yabancı olduğumuz bir husus değil; resmî olarak başlatılmadan önce de idrâk edilmekteydi ve hatta bundan sonra da ülkemizde 12 Rebîülevvel günü edâ edilmeye devam edilecektir. Görüşümüz; bu mübarek hadisenin yine 12 Rebîülevvel gününde ve Müslümanların tabii sahiplenmeleriyle mânevî bir hava içinde zorlama kurgulardan ve resmî söylemlerden uzak olarak anılması ve ihyâ edilmesidir.

Bugüne geldiğimizde bizi rahatsız eden en önemli husus ise, bu kutlama havasının modern söylemle de birleşerek, modern kültürün renklerine bürünmeye başlaması ve söz konusu günde mânevî derinliği olmayan bir coşku, bir abartı içerisine girilmesidir.  Aslına bakarsanız bu durum, Hz. Peygamber’in yaşayışı ve öğretisiyle örtüşmeyen bir hâl… Yani biz Peygamber Efendimiz’i anarken, onun hoşnut olmayacağı fiiller mi sergiliyoruz; bunu düşünmemiz lazım. Biliyoruz ki; abartı, gösteriş, şekilcilik, israf, yüzeysellik gibi haller bizim için tehlikelidir; çünkü onlarda tevhidi, mânâyı, özü, ihlâsı, vekarı, huşûyu, takvâyı örtecek/gölgeleyecek/zedeleyecek noktalar vardır.

Biz Efendimiz’i sadece belli bir vakitte değil, her an anıyoruz. Her an onun doğumuna şahitlik ediyoruz. Ancak bunu yaparken, abartılı ve yapay coşkulu kutlamalardan, konunun mânâ ve ehemmiyetini gözden uzak kılacak etkinliklerden,  haddi/edebi aşan uygulamalardan, vazife olsun diye ortaya konan sıradanlaşmış törenlerden uzak durmalıyız.

Tabi ki Peygamber Efendimiz’i, salât ve selâm üzere her dâim anmak bizim vazifemiz. Zaten salavât-ı şerifeler bunun için var olmuştur. Biz Efendimiz’i sadece belli bir vakitte değil, her an anıyoruz. Her an onun doğumuna şahitlik ediyoruz. Ancak bunu yaparken, abartılı ve yapay coşkulu kutlamalardan, konunun mânâ ve ehemmiyetini gözden uzak kılacak etkinliklerden,  haddi/edebi aşan uygulamalardan, vazife olsun diye ortaya konan sıradanlaşmış törenlerden uzak durmalıyız.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.