Sonpeygamber.info
Hadislerden Hayata
 

Anne Babanın Çocuğuna Vereceği En Güzel Hediye

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَامِرُ بْنُ أَبِي عَامِرٍ الْخَزَّازُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أَدَبٍ حَسَنٍ ‏"

Amr b. Sa‘îd b. el-‘Âsi’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV,77)

Bütün canlılarda olduğu gibi insanlarda da kendi soyunu devam ettirme konusunda fıtrî bir duygu vardır. Dolayısıyla soyun devamını temin edecek çocuklara karşı alâka ve sevgi, insanın zihin kodlarında kökleşmiş durumdadır. Bununla birlikte, çocuk sahibi olmanın icap ettirdiği sorumluluğu gereği gibi yerine getirme hususunda insanların aynı dikkat ve şuurluluk içeri­sinde olduklarını söylemek zordur.

Çocukluk çağını aşan genç kimliğini, karakterini ve kişiliğini bu dönemde kazanmaya başlar; iyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri de yine bu zaman diliminde edinir. Aynı şekilde temizlik, disiplinli ve düzenli çalışma, ana-babaya, büyüklere ve çevreye saygı, insanlara karşı hoşgörü, sabır ve yardımlaşma, insan sevgisi, doğruluk, adalet gibi güzel erdemlerin temelleri de insanın ruhunda bu süreçte atılır. 

Çocukluk ve hemen ardından yaşanan gençlik süreci, insan hayatının en önemli, en kritik ve hatta en sorunlu dönemidir. Çünkü insanlar gerek fizikî, gerekse rûhi açıdan gelişim, değişim ve etkileşimi özellikle bu süreçte yaşamaktadırlar. İnsanda edep ve ahlâk eğitiminin temeli bu dönemde atılır, mesleğe ve hayata hazırlanma da yine aynı süreçte gerçekleşir. Çocukluk çağını aşan genç kimliğini, karakterini ve kişiliğini bu dönemde kazanmaya başlar; iyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri de yine bu zaman diliminde edinir. Aynı şekilde temizlik, disiplinli ve düzenli çalışma, ana-babaya, büyüklere ve çevreye saygı, insanlara karşı hoşgörü, sabır ve yardımlaşma, insan sevgisi, doğruluk, adalet gibi güzel erdemlerin temelleri de insanın ruhunda bu süreçte atılır. 

İslâm dini bütün insanlık için evrensel mesajların yanı sıra aynı zamanda bir eğitim sistemi, toplumlar ve insanlar arası ilişkilerin temeli olan bir değerler ve davranışlar düzeni vaz’etmiştir. Gerek eğitim sistemi, gerekse davranış düzeni konusunda insanlık için en güzel örnek ise şüphesiz bu dinin mübelliği Hz. Muhammed’dir. Bundan dolayı Rasûl-i Ekrem’in bir eği­timci olarak yeni yetişen nesillere yaklaşımını, onlarla olan ilişkilerini doğru bir şekilde tespit etmek, onun tavır ve davranışlarının gerisinde yatan temel prensipleri kavramak ve nesillerini bu doğrultuda yetiştirmek Müslüman toplumların en öncelikli görevi olmalıdır.

Allah Rasûlü çocuklarının yetişmesine ihtimam gösteren ana-babaları övmüş ve “Bir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha değerli bir armağan vermemiştir.” sözleriyle çocukların güzel bir şekilde terbiye edilmelerinin ehemmiyetine işaret etmiştir.

Müslüman toplumlar gelecekte dünya milletleri arasında saygın bir yer ve etkinlik kazanmak istiyorlarsa çocuklarını ve gençlerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamakla yükümlüdürler. Bu hususta Müslümanların kuşkusuz en büyük avantajı, hayatın her alanına dair insanî ve irfanî çözümler sunan bir dinlerinin olması, daha da önemlisi bu dini, davranışlarıyla yaşayan ve örnek olan Hz. Muhammed gibi bir önderlerinin bulunmasıdır. Hayatı incelendiğinde dinî alanda olduğu gibi sosyal konularda da Allah Rasûlü’nün bütün uygulamalarıyla özelde Müslümanlar, genelde de bütün insanlık için çağları aşan evrensel davranış örnekleri sunduğu görülecektir.

Nesli korumak ve geliştirmek bütün semavî dinlerde olduğu gibi İslâm'ın da temel hedeflerinden biridir. Bu hedefe ulaşmak ise ancak sağlıklı çocuk sahibi olmak, yetiştirmek ve doğumundan başlayıp evlenmesiyle noktalanacak şekilde onun hayatının tüm safhalarıyla ilgilenmekle mümkün olur. Bu sebeple Rasûl-i Ekrem evliliği, çocuk sahibi olmayı ve çocuk yetiştirmeyi teşvik etmiştir. “Nikâha rağbet ediniz, çoğalınız. Ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla, diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim.” (İbn Mâce, Nikâh,1). Evlilik gerçekleştirip çocuk sahibi olduktan sonra onların gereği gibi gözetilip yetiştirilmesi gerekir. Bu sorumluluğu hatırlatma sadedinde Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cuma 11). Allah Rasûlü (sav) ayrıca çocuklarının yetişmesine ihtimam gösteren ana-babaları övmüş ve “Bir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha değerli bir armağan vermemiştir.” (Buhârî, Birr 33). sözleriyle çocukların güzel bir şekilde terbiye edilmelerinin ehemmiyetine işaret etmiştir.

Rasûlüllah’ın çocuklarla ilişkilerinde göze çarpan en başta gelen hususiyet onların dostluğunu ve güvenini kazanmak için gösterdiği gayrettir. Nitekim kendisi çocuklarla özel olarak ilgilenmiş, onları muhatap almış, onlarla her karşılaştığında selam vermiş, hal hatırlarını sormuştur. Çocuklarla şakalaşmış, yolculuk esnasında torunlarını bineğine almıştır. Hasta olan çocuklara da özel olarak geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunmuştur. 

Çocukların, büyüklerin telkin ve tâlim ettikleri değerleri ve davranış modellerini içten benimseyip bütün hayatı boyunca bunlara sahip çık­ması ve içselleştirmesi, her şeyden önce kendi ailesi içerisinde “dost ve güvenilir” bir çevrede yaşadığının tecrübesini edinmesine bağlıdır. Dolayısıyla çocuğun bu temel ihtiyacının yeterince karşılanması ve ona sevgi, şefkat ve ilgi gösterilmesi gereklidir. Rasûlüllah’ın (sav) çocuklarla ilişkilerinde göze çarpan en başta gelen hususiyet onların dostluğunu ve güvenini kazanmak için gösterdiği gayrettir. Nitekim kendisi çocuklarla özel olarak ilgilenmiş, onları muhatap almış, onlarla her karşılaştığında selam vermiş, hal hatırlarını sormuştur. (Buhârî, Edeb 81; Müslim, Selâm 15). Çocuklarla şakalaşmış, (Buhârî, İlim 18; Tirmizî, Birr 57; Ebû Dâvûd, Edeb 92), yolculuk esnasında torunlarını bineğine almıştır. (İbn Mâce, Edeb 48). Hasta olan çocuklara da özel olarak geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunmuştur. (Buhârî Merda 9).

Rasûl-i Ekrem (sav) mevsimin ilk çıkan meyvelerini onlara ikram etmiştir. Onların dünyalarına girerek hoşlanacakları adlar takmak suretiyle kendileriyle şakalaşmış, hatta onları eğlendirmiştir. Bütün bu sıcak yakınlıktan dolayı çocuklar da onu çok sevmişlerdir. Öyle ki, yolculuktan döneceği zaman hep birlikte toplanıp kendisini karşılamaya çıkmışlardır. Nitekim Hicret esnasında Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (ra) evine misafir olacağı sırada Neccâroğulları’nın küçük kızları memnuniyetlerini ifade sadedinde def çalıp şarkı söylemişlerdir. Hz. Peygamber (sav) onlara “Beni seviyor musunuz”? diye sorduğunda onlar da “Evet yâ Rasûlallah” cevabını vermişler, bunun üzerine de “Ben de sizleri seviyorum” sözüyle mukabelede bulunmuş, üstelik bu ifadeyi üç defa tekrarlamıştır. (Diyarbekri, Tarihu’l-Hâmis, Mısır 1302, I, 385). Allah Rasûlü’nün çocuklara karşı sergilediği bütün bu adımlar, onların en iyi şekilde terbiye edilebilmesinin altın esaslarını teşkil eder.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.