Sonpeygamber.info
Hadislerden Hayata
 

Dünya Denizinden İnsana Kalan; Bir Damla Su

حدثنا أبو كريب حدثنا أبو معاوية و وكيع عن الأعمش عن أبي صالح عن أبي هريرة قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم انظروا إلى من هو أسفل منكم ولا إلى من هو فوقكم فإنه أجدر أن لا تزدروا نعمة الله عليكم

Ebû Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.” (Müslim, Zühd 9.) 

Ümmetine acıyan bir Peygamberimiz vardı ve ahir zamanda O’nu görmeden sevmemizi tatlı bir teselli gibi övüyordu sözlerinde. Bizi bekleyen acılar için bizim adımıza üzülmeye başlamıştı. Bu nedenle söyledikleri O’nu göremeyen ümmeti için son çıkış yoluydu.

Hz. Peygamber’in ahir zamanda müminin elinde bir ateş topu gibi imanını taşıyacağını bildiren hadisini şimdilerde daha iyi anlayabiliriz. Bize göre insanlık tarihinin en zor zamanlarındayız. Sadece zannımız bu. Ümmetine acıyan bir Peygamberimiz vardı ve ahir zamanda O’nu görmeden sevmemizi tatlı bir teselli gibi övüyordu sözlerinde. Uzun bir tarihten, geçmişten, çok uzaktan ama bir o kadar da yakından, bizi bekleyen acılar için bizim adımıza üzülmeye başlamıştı. Bu nedenle söyledikleri O’nu göremeyen ümmeti için son çıkış yoluydu.

“Ahirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi ne kadarcık bir su ile döndüğüne baksın.”

Hazineler içinde yüzsek de içinden ellerimiz boş çıkacağımız bir denizdi dünya.  Renginin sarı olmasına aldanmamalıydık yine de hiçbir zaman ellerimizi dolduramayacaktık. Sadece insan, yiyemeyeceği lokma için savaş verendi. Sadece insan, vadiler dolusu istedi ve hedefi hep daha fazlasıydı. İyi bir okuldan mezun olmayı yeterli görmedi, yurtdışında master yapacak ve benzerlerinden daha üstte olmayı başaracaktı. Motivasyonunu her zaman insanlardan üstün olma isteğinden aldı. Titri her daim yükseldi ve yükseldikçe daha ilerisi için çabaladı. Bu arada iyi döşenmiş evi, kazancıyla orantılı daha iyi bir eve, arabası da aynı paralellikte bir üst modele evrildi. Hiçbir zaman olduğu yerde kalmaması, hep daha fazlasına sahip olması öğütlendi ve tırmandığı yerlerde yapması gereken tek şey aşağıya bakmamaktı. Bir fakirle bu nedenle göz göze gelmedi. Camları kapattı, evleri duvarlarla çevirdi, güvenlik tedbirlerini arttırdı ve sokağa, hayata, kendisinden daha aşağıdaki insanlarla irtibat kuracak her toplumsal organizeye uzakta, steril hayatına çekildi. Umarım şimdi olduğu yerde mutludur. Mutlu mudur? Muhtemelen üzüldüğünde gittiği terapisti, derdini seans başı 1000 TL’ye dinliyordur. O’nu yaptığının doğru olduğuna, kendi gibi olanlarla daha çok zaman geçirmesi ve sosyalleşmesi gerektiğine inandırmak için. Oysa bir dost O’na hiçbir bedel almadan sadece parmağını daldırdığı denizden çıkarıp bakmasını öğütleyecekti.

“Sizden biriniz mal ve yaratılış itibariyle kendisinden üstün olan kimseye bakarsa, ardından kendinden daha düşük derecede olana baksın.” Sonra da aslında dünyadaki nimetlerin aldatıcı olduğunu da fark etsin. Çünkü “Dünya mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir.” buyuruyor Peygamberimiz.

Zengin için iyi olmanın yolu infak etmenin içinde gizlenmiş, malından Allah yolunda paylaştıkça arınacağı ve çoğalacağı öğütlenmişti. İyilik terapisi ile hem kendisi huzura kavuşacak hem de bu vesile ile başkalarının mutluluğunu sağlayabilecekti. Zenginin huzuru ve fakirin mutluluğunun kesiştiği alan olan infak anında sadece göz göze gelmeleri bile yetecekti dünyanın tüm psikiyatristlerinin söyleyeceği şeyin yerine. Durumu daha düşük  olan için ise iyi olabilmek, kanaat etmek ve sabretmekte gizliydi. Her zaman bizden daha kötü durumda birileri vardı ve onlara yüzümüzü çevirerek üzerimizdeki Allah’ın nimetinin farkına varabilirdik.

“Sizden biriniz mal ve yaratılış itibariyle kendisinden üstün olan kimseye bakarsa, ardından kendinden daha düşük derecede olana baksın.” Sonra da aslında dünyadaki nimetlerin aldatıcı olduğunu da fark etsin. Çünkü “Dünya mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir.” buyuruyor Peygamberimiz.

Sosyal medya ve internet ile görünür hale gelen tüm yaşantılar takipçisine büyük imtihanlar yaşatıyor. Sadece izlemek, dahil olamamak ve erişmek istemek; haset, kin ve buğz etmek gibi  duyguları tetikliyor, mü’minin savaşacağı cepheleri çoğaltıyor. İşte bu nedenle kendimizi kazanamayacağımız savaşlarda helak etmemek için başımızı infak cephesine çevirmek gerek. Hamd ve nimetlere şükür cephelerinde ter dökmeli mü’min. Madem parmağını daldırdığı dünya denizinden boş çıkacak elleri, o zaman avuç avuç tohumları ahiret tarlasına saçmak daha kazançlı olsa gerek.

 

Yorumlar

 
E.E. (DÜZELTME)
E.E. (DÜZELTME)18.07.2017

AMELDE KENDİNDEN YUKARIDAKİLERE,MALDA KENDİNDEN AŞAĞIDAKİLERE BAKILMASI TAVSİYE EDİLİR.

18.07.2017

 

ERDAL ERDOĞAN
ERDAL ERDOĞAN17.07.2017

*HADİSLERİN GÜNCEL BAKIŞ AÇISIYLA, ORİJİNAL, TESPİT VE İFADELERLE YORUMLANMASI GÜZEL.tebrikler
*SOSYAL MEDYANIN SAVAŞ ALANI OLDUĞU BİR GERÇEKTİR BU MEYDAN BOŞ BIRAKILMAMALIDIR.
*SANAL ALEMDE GÖNÜL ALEMİNİ KİRLETMEDEN MÜCADELE ETMEK GEREKİR
*AMELDE KENDİNDEN AŞAĞIDAKİLERE,MALDA KENDİNDEN YUKARIDAKİLERE BAKMALI MÜSLÜMAN.
* Dünya nimetlerini infak ve isar ile ahiret nimetine tebdil ettirecek mümin karakterine ihtiyaç vardır.
*Yüksek duvarlar,tel örgüler kameralar ve güvenlik görevlileri ile modern hapishaneye dönen evlerde insanlar mutluluk adası oluşturmak istiyorlar.Bilmiyorlar ki insan paylaştıkça ,güvendikçe selam medeniyetini kurdukça mutlu olacaktır.

17.07.2017