Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

En Faziletli Üç Mescid

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ : لاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ ، وَمَسْجِدِ الرَّسُولِ وَمَسْجِدِ الأَقْصَى

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

"(İbâdet için) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ..." [1]

Âlimlerin ittifakı ile Mescid-i Haram (efdalu’l-mesâcid) dünyadaki mescitlerin en faziletlisidir. Bunun da elbette sebepleri vardır. Önce ta başlangıçtan beri, "insanların bir olan Allah'a kulluk etmeleri için vaz edilmiş ilk ev olan Kâ'be" Mescid-i Haram'dadır. Kıbledir. Hac farizası­nın yerine getirilebilmesi için varlığı zarurî merkezdir.

Gerçekler

Muhtelif rivayetlerini bir arada düşündüğümüz zaman hadisimizin ortaya koyduğu hüküm niteliğindeki gerçekleri şöylece sıralamak müm­kündür:

1. Bu üç mescit, diğer mescit ve mabetlerden üstündür, faziletlidir.

2. Bu üç mescit için yolculuk yapmak meşrûdur. Hadisimiz bunu bilhassa teşvik etmektedir.

3. Bu üç mescitten başka herhangi bir mescit için (daha fazla sevap ve fazilet ümit ederek) yolculuk yapmak gereksizdir.

Ortak özellikleri

Hadisin kaynaklık ettiği hükümler üzerinde âlimler çok detaylı gö­rüşler ortaya koymuşlardır. Biz bunlardan sarf-ı nazar ederek, hadisteki yolculuk teşvikinin bu üç mescide tahsis edilmesinin hikmetleri üzerinde duracağız. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, bu üç mescidin diğer mescitlere üstünlüğü tartışma dışıdır ve bunun bazı ortak sebepleri de bulunmaktadır.

1. Bu mescitlerin üçü de peygamberler eliyle inşa edilmiştir.

2. Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ kıble, Mescid-i Nebî de son tevhit dini İslâm'ın kuruluş merkezi, ilk mescidi, İslâm medeniyetinin ilk müessesesidir.

3. Bu üç mescidi ziyaret, başlangıçtan beri tevhit ehlinin büyüklerini ve onların hizmetlerini, mücadelelerini anmaya vesiledir. Böylece mü'minlerin imanı, tarihî bir boyut kazanır. Önceki mü'minlerle beraber olma şuur ve zevkini tadar. Ziyaretçi kendini tam bir dinî hava, saf, te­miz ve yoğun bir kulluk şuuru içinde hisseder, yenilenir. Bir başka ifade ile geçmişi, günde yaşar, güçlenir, bilenir, dinçleşir.

4. Bu üç mescit, tevhit dininin şeâirindendir. Şeâire saygı göster­mek de kelimetullahı ilâ, yani cihat etmektir. Bu merkezlerin ziyaretle imarı ve ümranı, tevhit akidesinin dünyaya yayılmasına çalışmak an­lamı taşır.

5. Bir de tarihi gerçek vardır ki, Mescid-i Aksâ, gerek Musevî gerekse, Hristiyanlarca hac merkezi olarak hep ziyaret edilegelmiştir. Mescid-i Haram da aynı şekilde Kâ'be ziyareti dolayısıyla Hz. İbrahim'den bu yana uzak mesafelerden yaya veya binitli olarak gelenlerce ziyaret edilmiştir. Mescid-i Nebî ise, Hz. Peygamber’in hicretini müteakip, Müslümanlarca yolculuk yapılan aslî merkez olmuştur. Şu anda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kabr-i saâdetlerini ihtivâ etmesi bakımından, "onu sağlı­ğında ziyaret etmiş gibi" olmak için ziyaret edilmektedir.

Fazilet sırası

Bütün mescit ve mabetlerden üstün olduklarında hiç şüphe olma­yan üç mescidin fazilet açısından kendi aralarındaki sıralama hadisi­mizde gösterilmiştir. Bu sebeple aynı sıra ile bu üç mescidin her birine ait müstakil özelliklerinden de kısaca söz etmek faydalı olacaktır.


Hadisimiz, Müslümanların ziyaret ve ibadet için yolculuğu göze al­maları gereken sadece üç mescidin bulunduğunu, bunların da Mekke, Medine ve Kudüs şehirlerinde olduğunu açıkça ortaya koymuş bulun­maktadır.

Mescid-i haram

Âlimlerin ittifakı ile Mescid-i Haram (efdalu’l-mesâcid) dünyadaki mescitlerin en faziletlisidir. Bunun da elbette sebepleri vardır. Önce ta başlangıçtan beri, "insanların bir olan Allah'a kulluk etmeleri için vaz edilmiş ilk ev olan Kâ'be" Mescid-i Haram'dadır. Kıbledir. Hac farizası­nın yerine getirilebilmesi için varlığı zarurî merkezdir. Ayrıca Hz. Pey­gamber'in, "Şu benim mescidimde kılınacak bir namaz, Mescid-i haram müs­tesna, diğer mescidlerde kılınacak bin namazdan daha hayırlıdır" buyurmuş olması da Mescid-i Haram'ın en faziletli mescit olduğunun nassî delili­dir.

Kâ'be ve onu çevreleyen Mescid-i haram, zaman zaman (Câhiliye döneminde olduğu gibi) tevhit dışı anlayışların istilâsına uğramış da olsa, temeli tevhidin merkezi olmak üzere atılmış ilk mukaddes ev'dir, beyt-i atîk'dir. Bunun için de ziyaret ve ibadet için yolculuk yapılabilecek mescitlerin başında gelmektedir.

Mescid-i Nebî

Medine İslâm toplumunda Mescid-i Nebî'nin yerini düşünmek, onun Müslümanlık ve Müslümanlar açısından taşıdığı önem ve fazileti anlamak için yetecektir. Koca bir İslâm tarih ve medeniyetinin odak noktası ve "âlemlere rahmet olarak gönderilmiş", örnek kul, "son Re­sûl’ün sayısız hatıralarını saklayan ve bir görüşe göre "takva üzere te'sis edilmiş mescid" [2], Mescid-i Nebî'dir.

Gerek Hz. Peygamber’i ziyaret gerekse Mescid-i Nebî'de kılınacak namaz hakkında vârid olan hadisler, bu mescidin haiz olduğu önem ve faziletin delillerini oluşturmaktadır.

Mescid-i aksâ

Enbiya makamı, Miraç’ta Hz. Peygamber'in ilk durağı olan Mescid-i Aksâ, yüzyıllar boyu inananların yöneldiği bir kıble olarak yaşamıştır. Başlangıçta Müslümanların da kıblesi olan Mescid-i Aksâ, üç büyük di­nin ortaklaşa mukaddes bildiği bir merkezdir. Mescid-i Aksâ çevresin­deki tevhit mücadelesi de oldukça yoğun ve çetindir. Hz. Süleyman'dan itibaren dinî otorite ve yönetimlerin merkezi olan Mescid-i Aksâ ve Ku­düs, halen bu görevini sürdürebilecek tarihi nitelik ve potansiyele sahip­tir.

Abdullah b. Ömer radıyallahu anhüma’nın rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte belirtildiğine göre; Süleyman aleyhisselam Mescid'i Aksâ’nın (beyt-i makdis) inşasını bitirince Allah Teâlâ'dan üç dilekte bulunmuştur:

a. Kendisinden sonra kimselere nasip olmayacak bir mülk ve salta­nat

b. Allah’ın hükmüne uygun hüküm verme gücü ve kabiliyeti.

c. Yalnızca namaz kılmak niyetiyle Mescid-i Aksâ'ya gelenlerin ba­ğışlanması.

Hadisin devamında Hz. Peygamber'in şu açıklaması yer almaktadır:

“Cenâb-ı Hak, Süleyman'a bunlardan ilk ikisini vermiştir. Üçüncü dileği­nin de kabul edilmiş olmasını umarım." [3]

Söylemeye gerek yoktur ki, bağışlanma (ğufrân) vesilesi olan her şey teşvike, her yer de ziyarete değer.

Bu "üç mescit" hadisinde de vesile-i ğufrân olan üç merkeze ziyaretin teşvik edildiğini, bunların dışında kalan mescitlerin birbirlerine mü­sâvî olduklarını, bir takım uydurma gerekçelerle bazı yer ve yörelere üstünlük ve fazilet izafe edip oraların ziyaretini teşvik etmenin doğru ve uygun olmayacağının pek açık bir şekilde belirlenmiş olduğunu gör­mekteyiz. Hatta ulema, bu üç mescit dışında herhangi bir mescitte ibadet etmeyi adamış olan bir kimsenin bu adağını yerine getirmek için o mescide gitmesine gerek olmadığını, bulunduğu yerdeki mescitte bu adağını yerine getirebileceğini, bu "üç mescit" hadisinden çıkarmışlardır.

Netice

Hadisimiz, Müslümanların ziyaret ve ibadet için yolculuğu göze al­maları gereken sadece üç mescidin bulunduğunu, bunların da Mekke, Medine ve Kudüs şehirlerinde olduğunu açıkça ortaya koymuş bulun­maktadır. Günümüz şartlarında bu mescitlerden sadece ilk ikisini -kı­sıtlayıcı bazı kayıtlara ve durumlara rağmen- ziyaret imkânı bulunmak­tadır. Ancak üçüncüsü bir büyük hasret, bir büyük acıdır.

Hac ibadetini yerine getirmek için mukaddes topraklara giden kaç Müslüman, hadisimizde "yolculuk yapmaya değer" diye kaydedilen Mescid-i Aksâ'yı ziyaret etme imkânı bulabilir?

Sanıyorum hadisimizin şimdi en büyük teşviki Mescid-i Aksâ'nın da Müslümanların ziyaretine açık tutulması yönündedir. Yani Kudüs, Ya­hûdî zulmünden kurtarılmalıdır.

 

 


Dipnotlar:

1.  Buhârî, Mescidü Mekke 1, 6; Savm 67; Sayd 26; Müslim, Hac 415, 511, 512; Ebû Davud, Menâsik 94;Tirmizî, Salat 126; Nasaî, Mesâcid 10; Dârimî, Salat 132; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 234, 238, 278, 501; III, 7, 34, 45, 51, 53, 64, 71, 75, 78, 93, VI, 7

2. et-Tevbe (9), 108

3. Nesâî, Mesâcid 6; İbn Mâce, İkâme 196; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 176

 

Yorumlar

 
ibrahim gökce
ibrahim gökce07.01.2015

HOCAM KALEMİNİZE KUVVET.ALLAH HAYIRLI UZUN ÖMÜRLER VERSİN.İNŞALLAH RESULULLAHIN ŞEFAATİNE MAZHAR OLURSUNUZ.MÜSTEŞRİKE VERDİĞİNİZ CEVAP HARİKA.

07.01.2015

 

Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan

1977'ye kadar Diyanet İşleri Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatında çalıştı. Ankara-Yenimahalle Vaizi iken İstanbul'da açılan Haseki Eğitim Merkezi'ne kursiyer olarak katıldı. Kursun bitimine altı ay kala 5 Aralık 1977'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne hadis asistanı olarak göreve başladı. 1982 yılında Erzurum İslamî Bilimler Fakültesi'ne sunduğu "Muhtelifu'l-Hâdis İlmi: Doğuşu, Muhtevası ve Çözüm Yolları" adlı teziyle doktor oldu. Bir ara kültürel işlere bakan Müdür yardımcılığı görevini yürüttü. 1987'de doçentliğe, 1993'te de profesörlüğe yükseldi. 1994-97 öğretim yıllarında  Marmara Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü görevinde bulundu. Çakan, halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.Üçü erkek biri kız dört çocuğu vardır. Çakan, İmam-Hatip Okulu'ndaki öğrencilik yıllarından beri mahalli ve ulusal gazete ve dergilerde yazılar yazdı ve yöneticilik yaptı. Özellikle Kayseri Hakimiyet gazetesi, Yeni İstiklal, Sebil ve Yeni Sabah gazeteleri, Diyanet gazete ve  dergisi,  İslâm, Toprak, Tohum, İslâm Medeniyeti, Hakses, Nesil, Din Eğitimi, Altınoluk, Bilim ve Hikmet, Yeni Ümit ve  M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi gibi dergilerde çok sayıda yazıları yayımlandı. İslâm veTohum dergilerinin açtığı makale yarışmalarında birincilik kazandı. Bu arada çeşitli dergilerde Lütkan, Münir Lütfi ve İsmail Seyidoğlu mahlaslarıyla da yazılar yazdı.  Ayrıca Çakan, Yüksek İslâm Enstitüsü'nde öğrenci iken Türkiye Yüksek İslâm Enstitüleri Federasyonu'nda sekreterlik ve mezuniyetinden sonra da Türkiye Din Görevlileri Federasyonu'nda yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Çakan, İSAV adına "İslam'da Kılık-Kıyafet ve Örtünme", "Hz. Peygamber ve Aile Hayatı", "Sünnetin Dindeki Yeri", "Yeni ve Çağdaş Bir Tebliğ Metodolojisi" gibi tartışmalı ilmî toplantılarda organizatörlük ve bu toplantıların kitaplaşmasında editörlük yaptı. Gençliğin Kaleminden Üç Cephesiyle Âkif ve Hadislerle Ahlâkî Davranışlar adlı anonim eserlerde belli bölümleri yazdı. Sünen-i Ebû Davud Tercüme ve Şerhi'ne mukaddime yazdı ve eserin  ilk sekiz cildinin redaksiyonunu yaptı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve ansiklopedinin ilk on cildine yetmiş kadar madde yazdı. İslâm Medeniyeti ve Ensar vakıflarının kurucuları arasında yer aldı. Çakan, ayrıca yurt içinde düzenlenen birçok sempozyuma tebliğci ve müzakereci olarak iştirak etti. Son üç yıldır İstanbul-Göztepe Gözcü Baba Camii'nde Pazar günleri öğle namazından önce Mişkâtü'l-Mesâbih'ten Hadis dersleri yapmaktadır. Bu dersler Dost TV tarafından yayımlanmaktadır.  

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin