Musikiname Hâfız Kâni Karaca ... http://www.sonpeygamber.info/hafiz-kani-karaca http://www.sonpeygamber.info/files/1716-quran-spine.jpg

Hâfız Kâni Karaca

Hicaz Durak: "Senin âşıkların kılmaz nazar"

 

Rast Na’t-i Şerîf: “Yâ Hazret-i Mevlânâ”

 

Sabâ Kasîde: “Sana ben olmuşum ümmet”

 

Sabâ-Hüzzâm Kasîde: “Gönül nûr-i cemâlinden”

 

Hüzzâm Kasîde: “Acep kimdir bize senden yakın”

 

 

Nühüft-Segâh Kasîde: “Aşk-ı Habîb-i Kibriyâ”

 

Hüzzâm-Rast Kasîde: “Serâser kâinâtın cânı sensin”

 

Hüzzam Kasîde: "Sultân-ı rusül şâh-ı mümeccedsin Efendim"

 

Dilkeşhâveran salâ:

 

Mi’râc ve Tevhîd Bahri

 

Mi’râc ve Vilâdet Bahri

 

Mi’râc ve Merhabâ Bahri

 

Mi’râc ve Münâcât Bahri I

 

 

Mi’râc ve Münâcât Bahri II

 

Hâfız Kâni Karaca Kimdir? 

Kani Karaca 1930'da Adana'da doğdu, iki aylıkken bir kaza sonucu gözlerini kaybetti. İlkokulda okurken, aynı zamanda köyün imamı olan öğretmeninden ders alarak Kur'an'ı hıfz etti. 1950'de Istanbul'a geldi. Bir süre Sadettin Kaynak'la çalışarak üslup ve tavır bilgileri öğrendi. Dini musiki çalışmalarını daha sonra, üslup ve tavır yönünden çok etkilendiği Yeraltı Camii imamı ve hatibi, okuyuşuyla İstanbul Tavrı tâbirini yerleştirmiş olan  ünlü Hafız Ali Üsküdarlı'nın öğrencisi olarak sürdürdü. Sa'deddn Heper'den kudümle usul vurmayı öğrendi, kendisinden ayrıca başta mevlevî âyinleri olmak üzere pek çok dînî ve dindışı eser meşk etti. İstanbul'un mûsikî çevrelerinde çeşitli sanatçılardan yararlanarak musiki bilgisini ilerletti. Hafız Ali Üsküdarlı ve zamanın birçok değerli musikicisinin karşısında verdiği dini musiki sınavı ile icazet aldı; bu sınavdaki başarısı Kani Karaca'nın makam bilgisi ile yeteneğini kabul ettirdiği önemli bir aşama oldu.

Karaca 1950'lerin sonları ile 1960'lı yıllarda İstanbul radyosundan yayımlanan programlarda klasik fasıllardan çok seçkin eserler okudu. Her yıl Konya'da ve İstanbul'da düzenlenen Hz. Mevlânâ'yı anma haftaları ile İstanbul Festivali çerçevesindeki semâ törenlerine naathan, âyinhan ve kudümzen olarak görev yaptı. Yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen sayısız konsere ve mevlevi ayinine katıldı. Pek çok plak, CD ve kaset doldurdu.

Kani Karaca istanbul'un son kırk yılda tanıdığı en ünlü hafız ve mevlidhanlardan biridir. İrticâlî okuyuş yeteneği gerektiren hafızlık ve mevlidhanlık ile, besteli eserlerdeki icracılığı onun okuyuculuğunun iki yönüdür. Mevlid, ezan gibi bestesi olmayan, ancak doğaçlama ezgilerle okunan dini mûsiki şekillerinden başka, Kur'an okuyuşunda da büyük sanat gücü göstermiştir. Karaca, musiki eğitimi görmemiş din hocalarının yirminci yüzyılda artması sonucu hafızlığın Sanat yönü gitgide kaybolurken, dini musikinin geçen yüzyılda yetişmiş üstadlarıyla zamanımıza kadar ulaşan seçkin gelenekleri izleyip geliştirenlerdendir.

Karaca bugün kaybolmaya yüz tutmuş olan gazelin de çok usta bir yorumcusudur. Doğaçlama musıkide ezgi ile güfteyi her musiki şeklinin gerektirdiği ifadeye göre başarıyla kaynaştırır. Bariton sesiyle, pestlerde olduğu kadar tizlerde de perdelerin sesini falsosuzca vererek, makamların özelliklerini, seyirlerini ustaca gösterir. Belli bir makamın ses alanından çıkarak başka bir makamın ses alanına geçmek anlamına gelen geçki sanatını başanyia uygular, iç içe örülü, uzun ve kısa, uzak ve yakın geçkilerindeki makam, ezgi ve buluş çeşitliliği, okuyuş üslubuna ayırt edici bir özellik katar.

Kani Karaca klâsik mûsikînin de günümüzdeki büyük icrâcılarındandır. Çok geniş bir repertuarı vardır. İstanbul radyosundaki solo programlarında ve özel konserlerde okuduğu kâr, murabba beste, ağır ve yürük semâîler arasında ilk kez seslendirilmiş eserlerin sayısı bir hayli kabarıktır. Karaca, Münir Nurettin Selçuk'tan sonra yetişen değerli icrâcılar arasında adı en başta anılan üstadlardandır.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.