Dosyalar
Notre Dame de Sion`dan Eyüp Camii`ne
 

Hayata Yön Veren Kitapların Yazarı

Hayatını Hz. Peygamber'in sünneti ve güzel ahlakını kitlelere anlatmaya adayıp bu yolda onlarca eser kaleme alan Prof. Dr. Yaşar Kandemir Sonpeygamber.info'nun sorularını yanıtladı.


Peygamber Efendimiz'in hadisleri ve sünneti Kur'ân-ı Kerim'in ilk tefsiridir ve hadislerde hayatın içinden sahneler vardır. Biz hadislerden Kur'ân-ı Kerim'e doğru gittiğimizde onu daha iyi anlayabiliriz.

Hadis alanında yaptığınız akademik çalışmalar yanında çocuklara yönelik dini yayın çalışmalarınızla da tanınıyorsunuz. Sizi bu alanda çalışmalar yapmaya sevk eden sebepler nelerdi?

Beni çocuk kitapları yazmaya sevk eden geçmişte yaşadığım çok garip bir olay vardır. Yurtdışında çalışan kardeşlerimizin tatil dolayısıyla Türkiye'ye geldikleri sıralarda gazetenin biri gurbetçi ailelerin çocuklarıyla röportaj yaptı. Çocuklara dini konularda bazı sorular yönelttiler. Bu sorular içerisinde Peygamberimiz'in kim olduğu sorusu da vardı ve çok çarpıcı cevaplar verilmişti. Birkaç çocuk, Peygamberimiz'in kim olduğu sorusuna "Atatürk" cevabını vermişti.  Ben bu röportajları okuyunca hayretler içerisinde kaldım ve çok üzüldüm. O güne kadar kendime göre bir hayat programım vardı: Hep Hadis alanında çalışmayı, halka Hadis-i Şerifleri değişik usullerle iletmeyi tasarlıyordum. Ama demin bahsettiğim olaya şahit olunca "Bu iş ilmî çalışmalardan çok daha önemlidir" dedim. Bir tarafta bir yangın vardı; çocuklar Allah'ı, Peygamber'i ve dini doğru düzgün bilmiyorlardı. Böyle bir durum varken oturup Hadis konusunda ilmî çalışmalar yapmam ne ifade edebilirdi. Yaptığım ilmî çalışmaları kaç kişi okuyacaktı. Öncelikle bu yangını söndürmemiz gerektiğine kanaat getirdim ve kendime göre bir plan da yaptım. O dönemler İstanbul'daki Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'nde Din Bilgisi öğretmeni olarak çalışıyordum. Orada görev yapan Hıristiyan öğretmenlerin ellerinde Hz. İsa ile ilgili çocuklara yönelik yazılmış kitaplar vardı. Onlardan rica ederek bu kitapları alıp inceledim. Gayet başarılı sunuşları vardı. O sıralarda ayrıca Belçika'da Din Bilgisi öğretmenlerine yönelik bir eğitim programına davet edilmiştim. Katılmak üzere Belçika'ya gittiğimde kitapçıları dolaşıp çocuklara yönelik yazılmış kitapları toplayıp inceledim. Yaptığım bu araştırma ve incelemelerin ardından Dinim serisiyle ilk kitapları yayımlamaya başladık.

Karşılaştığınız güçlükler oldu mu ilk dönemlerde?

O zamanlar en büyük sorun bize dini sahada yardımcı olacak ressamların olmayışıydı. Çarpıcı bir örnek olması itibariyle şunu söylemek isterim: İlk çalıştığımız ressam arkadaşlardan birinden dua eden bir çocuk resmi çizmesini istedim. Bir hafta sonra istediğim resmi yapıp getirdi ama resimdeki çocuk Hıristiyanlar gibi iki elini birleştirerek dua ediyordu. Bir yandan şaşırdım bir yandan da üzüldüm. Daha sonra o ressam kardeşimizi de kırmayacak şekilde ona bir Müslümanın nasıl dua ettiğini gösterdim ve o da belirttiğim şekilde bir resim çizip getirdi. Sorun o anlık hallolmuştu ama ortada bir sıkıntı vardı, hem ressam bulamıyorduk, hem de insanlarımız dinden habersizdi ressam örneğinde olduğu gibi. Sonra bir ara fotoğraflar çekip kitaplara yerleştirerek bu işi çözmeye çalıştık. Sonuç itibariyle epey sıkıntı çekmiştik ilk dönemlerde.

Bugünkü çocuk yayıncılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Allah'a şükür bugün eskiden karşılaştığımız sıkıntılar yok. Çocuk yayınlarının sayısı da kaliteleri de arttı. Gerek muhteva gerek de görüntü itibariyle çok güzel kitaplar yayımlanmaya başladı. Yeni çalışmaları bir ölçüde takip etmeye çalışıyorum. Hepsini takip etmek bir zamandan sonra benim gücümü aşmaya başladı. Çünkü çok fazla neşriyat var. Ben de kendimi bir zamandan sonra Hadis alanındaki çalışmalara verdim zaten. Evet, güzel kitaplar var ama muhteva konusunda bazı sıkıntılar söz konusu olmaya başladı. Bir kardeşimizin Çocuklara 40 Hadis adında iki ciltlik bir kitabını gördüm. Kitabı incelediğimde iki önemli hata tespit ettim. İki yerde mevzu yani uydurma hadislere yer verilmişti. Kitaplarda bu kabilden bazı dini bilgi hatalarına rastlayabiliyoruz. Bu alanda çalışma yapanların yeteri kadar bilgileri yoksa en azından bir uzmana götürüp bunları kontrol ettirmeleri gerekir. Ama bu sorunların da zamanla aşılacağına inanıyorum. Çok fazla çalışma var ve insanlar bu konuda bir yarış içerisindeler.

Çocuklar için kaleme aldığınız eserleri yetişkinler de okuyor. Çocuk kitaplarınız büyüklere de hitap ediyor. Sizin böyle bir planlamanız var mıydı yoksa bir tevafuk mu oldu?


Gençlerle karşılaştığıma şunu söylüyorlar: "Biz sizin kitaplarınızı okuyarak büyüdük ve şimdi de çocuklarımıza okutuyoruz."

Benim böyle bir düşüncem yoktu ama bu soruyla bana başka bir şeyi hatırlattınız. Büyükler için yazdığım bazı kitapları çocukların okuması söz konusu oldu. Benim Peygamberimin Sevdiği Müslüman adlı, 63 konuda İslam'ı anlattığım bir kitap var. Bu kitapta sadece âyet ve hadisleri kaynak aldım. Ama burada önemli olan âyet ve hadislerin sunuluşuydu. Onları ben kendi ifadelerimle ama asıllarına sadık kalarak okuyucuya sunmuştum bu kitapta. Hadis alanında hoş çalışmalar yapan Nurettin Yıldız Hoca Peygamberimin Sevdiği Müslüman kitabını ilköğretim seviyesindeki kız ve erkek çocuklarına okutup onlardan değerlendirmeler aldığını söyledi. Çocukların hiçbirinden kitapta anlayamadıkları bir yerin olduğuna dair bir görüş gelmemiş. Hepsi de kitabı anlayarak okumuşlar. Büyükler için yazdığım kitap çocuklar tarafından da sevilerek okunmuştu. 

Çocuklar için yazılmış kitaplarımın büyükler tarafından okunmasını da belki şöyle izah edebiliriz; Türkiye'de çocuk yayıncılığının zayıf olduğu dönemlerde yetişen nesiller -benim neslim ve sonraki birçok nesil de buna dahildir- çocuk kitaplarına doyamamıştı. Arzu ettiğimiz tarzda çocuk kitapları yoktu. Bu sebeple birçoğumuzun çocukluk dönemlerinden kalma bir açlıkları vardı bu konuda. Belki de kardeşlerimiz o boşluğu doldurmak için okuyorlardır çocuk kitaplarını. Anne-babalar çocuklarına aldıkları kitapları kendileri de bu açlığı giderme amacıyla okuyor olabilirler. Bazı kardeşlerimiz de sevip okumuş olabilirler.

Gül Muhammed'im adlı eseriniz de halk tarafından büyük bir teveccühle karşılandı. Bildiğimiz kadarıyla eserin basımından herhangi bir telif ücreti de talep etmiyorsunuz. Ama artık iş öyle bir hal aldı ki kimi kurumlarca bu eseriniz size haber verilmeden bile basılıp dağıtılmaya başlandı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Efendim milletimizin Peygamber Efendimiz (sav)'e karşı çok derin bir muhabbet ve alakası var. Hakikaten bunu görünce benim gözlerim yaşarıyor. Kimi zaman hiç ummadığınız, kılığı kıyafeti ve yaşam tarzı bizim anladığımız manada İslami esaslara uygun olmasa bile insanların gönlünde Peygamber Efendimiz'in sevgisi ve muhabbeti geniş bir yer kaplıyor. Uzun yıllar boyunca ben bunu müşahede ettim. Gül Muhammed'im kitabı da benim Peygamberleri Tanıyalım  başlığıyla yazdığım 20 kitaplık bir serinin son üç kitabının birleştirilmesinden oluşturulmuş. İlk olarak birileri o üç kitabı iktibas edip bileştirerek basmışlar. Kitabı bastıktan sonra bana sözünü edip basabilir miyiz diye müsaade istediler. Ben de tabi basabilirsiniz dedim. Geçen seneye kadar bu kitabın 1 milyon adet basıldığını biliyordum ama Nurettin Yıldız Hoca 3 milyon adet basılmış olduğunu söyledi bana. Evet, sonuç itibariyle bazıları benden bu kitabı basmak için istiyorlar. Her izin isteyene müsaade ediyorum. Bazıları da "Nasılsa Hoca her izin isteyene veriyor, biz direk basalım" diyip sorma gereğinde bulunmuyorlar.

Okuyucularınızdan kitaplarınız hakkında ne tür yorumlar alıyorsunuz?

Çok güzel ve sevindirici yorumlar alıyorum. Sizin gibi gençlerle karşılaştığım vakit söyledikleri şu oluyor: "Biz sizin kitaplarınızı okuyarak büyüdük ve şimdi de çocuklarımıza okutuyoruz" Benim Gönül Doktoru adında bir de romanım var. Bu kitap bir roman ama ağırlıkta olan Efendimizin hadisleridir. Allah rahmet eylesin, Mustafa Necati Sepetçioğlu gibi bazı romancılar bana dediler ki "Bir hadis için bir roman yazılır ama siz bu kitabınıza çokça hadis koymuşsunuz. Bu doğru değil." dediler. Ben de onlara benim asıl masadımın roman yazmak değil hadis okutmak olduğunu söyledim. Bu kitap bazı kardeşlerimize son derece faydalı olmuş; Nurettin Yıldız da onlardan biridir. Nurettin Yıldız hayatını değiştiren kitaplardan birinin bu romanım olduğunu söyler.  Boğaziçi Üniversitesinden mezun bir edebiyat öğretmeni kardeşimiz de bir konferanstan sonra yanıma gelip "Siz benim doktor olmama engel oldunuz" dedi. Meğer üniversite imtihanına hazırlandığı dönemlerde babasının kütüphanesinde Gönül Doktoru kitabını görmüş. Kitabı okuduktan sonra tıp doktoru olmaktan vazgeçip gönül doktoru olmaya karar verdiğini ve bu yüzden edebiyat bölümünü seçtiğini söyledi. Böyle hoş tepkiler alıyorum.

Bir diğer önemli yönünüz de akademik kişiliğiniz. Halka ve çocuklara yönelik yaptığınız çalışmalarla akademik çalışmalarınızı nasıl ayırt ediyor, bunları zihninizde nasıl konumlandırıyorsunuz?

İlmî çalışmalar yapan her kişi bu halka borcu olduğunu düşünmelidir. Bu halkın ona ilim tahsili için gerekli imkanları sunduğunu göz önünde bulundurup bir vefa borcu olarak öğrendiklerini halka iletmelidir.

Sohbetimizin başında söylediğim gibi akademik çalışmaları önemsemekle beraber zamanla halka yönelik çalışmalara ağırlık vermeye başladım. Ben bir Hadis hocasıyım ve hadislerin halka intikal ettirilmesi noktası çok önemliydi bana göre. Arz edeceğim bu husus aslında her ilim sahasıyla alakalıdır; ilmî çalışmalar yapan her kişi bu halka borcu olduğunu düşünmelidir. Bu halkın onu yetiştirip öğretim görevlisi yaptığını, ona ilim tahsili için gerekli imkanları sunduğunu göz önünde bulundurmalı ve araştırıp öğrendiği bilgileri bir vefa borcunu ödeme maksadıyla halka iletmelidir. Bu söylediğim Fıkıh, İslam Tarihi, Psikoloji ve Pedagoji gibi her saha için geçerlidir. Ben de bu düşünceyle halka ve çocuklara yönelik çalışmalara ağırlık verdim. İlmi çalışmalarım şu an için İSAM'daki görevlerimle sınırlı. İSAM'da Hadis İlim Heyeti başkanıyım. İslam Ansiklopedisi'ne Hadis alanında yazılacak maddeler benim sorumluluğumda.

Halka yönelik eğitim çalışmalarınızda hadisleri merkeze alıyorsunuz. Neden hadis ve sünnet merkezli bir hayat tasavvurunu bu kadar önemsiyorsunuz?

Kur'ân-ı Kerim'de Allah Teâlâ, "Allah£ın elçisinde sizin için güzel örnekler vardır." buyuruyor. Allah Teâlâ O'nu bizim için örnek gösteriyor. O'nun sünnetini ve hadislerini bize rehber kılıyor ve dolayısıyla sünneti bilmemizi bize tavsiye ediyor. Dünya gurbetinde Allah'ın emirleri nasıl yerine getireceğimizi, nelerden sakınacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bunu da bize Peygamber Efendimiz göstermiş ve öğretmiştir. Dünya imtihanını başarılı kılabilmek için Peygamber'i çok iyi tanımak gerekiyor. Gerek onun hayatını, gerek onun hadis-i şeriflerini ve gerekse onunla ilgili bugüne kadar İslam büyüklerinin yaptığı araştırma ve incelemeleri bilmek ve onlara önem vermek gerekiyor. Bir Müslüman için Peygamber'in hayatının örnekliğinden ve onun koyduğu ilkelerden uzak bir hayat sürmek söz konusu olamaz. Bu itibarla O'nun hayatını ve sünnetini çalışmalarıma esas ittihaz ettim ve başkalarına da bunu tavsiye ediyorum. Yani halka Peygamberimiz'in mesajlarını iletmek bizim vazifemizdir. O'nun nasıl yaşadığını ise en sağlıklı olarak hadisleri incelemek suretiyle öğrenebiliriz. Bu bakımdan Hz. Peygamber'in hadislerine ve onun etrafındaki ashab-ı kiramın yaşayışına, onların Hz. Peygamber'e bakışına göre çalışmalarımı planladım. Çalışmalarımı Hadis merkezinde yürütmeyi çok önemsiyorum.

Bazı görüşlerce de Kur'ân merkezli insan hayatı tasavvuruna vurgu yapılıyor. Sizin bahsettiğiniz sünnet merkezli insan tasavvuru ile bahsedilen Kur'ân merkezli insan tasavvuru birbirinden farklı şeyler mi ki bu şekilde vurgulamalar ön plana çıkarılıyor?

Böyle görüş belirten kardeşlerimizin isabetli düşünmedikleri kanaatindeyim. Allah'ın kitabını yani Kur'ân-ı Kerim'i bize anlatan Peygamber Efendimiz'dir. Tebliğ böyle başlamıştır. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de Allah Teâlâ elçisini Kur'ân'ı anlatmaya teşvik ediyor. Hz. Peygamber'e hitaben "Senin görevin beyan etmektir, açıklamaktır." buyuruyor. Dolayısıyla Kur'ân-ı Kerim'i layıkıyla anlayabilmemiz için hadis-i şeriflere ihtiyacımız var. Peygamber Efendimiz'in hadisleri ve sünneti Kur'ân-ı Kerim'in ilk tefsiridir. Ve hadis-i şeriflerde Kur'ân-ı Kerim'e nispetle bize bir yakınlık vardır. Hadis-i şeriflerde ilahi emirleri daha kolay anlamamızı sağlayan özellikler var.  Çünkü hadislerde daha çok somut örnekler var, Efendimiz'in yaşayışı var, ashab-ı kiramın İslami meseleleri anlayışı var. Daha önemlisi Efendimiz'in dini yaşama konusunda ashabın düştüğü yanlışlıklara müdahalesi var. Bu yanlışlıklara karşın doğruları göstermesi gibi "hayatın içinden" sahneler var hadis-i şeriflerde. Biz buradan Kur'ân-ı Kerim'e doğru gittiğimizde onu daha iyi anlayabiliriz. Kur'ân-ı Kerim'i merkeze almanın yolu da hadis-i şeriflerden geçer. Ama ben öncelikle Kur'ân-ı Kerim'i okumalı, öncelikle onu anlamalı dediğimiz takdirde sıkıntı çekeriz. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de kapalı diyebileceğimiz mücmel âyetler vardır. Onların tefsiri ise hadislerle yapılmıştır.  Bazı âyetleri nasıl anlamamız gerektiğini bize Peygamber Efendimiz açıklamıştır. Gerek hayatı gerekse de sözleriyle bunları bize göstermiştir. Ama "Hayır ben önce elime bir meal alacağım, Kur'ân'ı baştan sona okuyup onu anladığım şekilde hayatımı idame ettireceğim" dediğiniz takdirde isabetli hareket etmeyebilirsiniz. Çünkü Kur'ân-ı Kerim çok derin hikmetler içeriyor.  O derin hikmetleri kavrayabilmek içinse bir hocaya ihtiyacımız var.  Hangi âyeti nasıl anlamamız gerektiğini, hangi âyette nasıl bir incelik olduğunu bize anlatan bir hocaya ihtiyacımız var. Kendi kendimize bunun üstesinde gelemeyiz. İşte önce hadislerden başlayıp sonra Kur'ân-ı Kerim'e doğru ilerlersek daha rahat bir yolda yürümüş oluruz.

Halka yönelik yaptığınız çalışmalardan biri de Eyüp Sultan Camiinde gerçekleştirdiğiniz haftalık Şifa-i Şerif dersleri. Bu derslerde neden Şifa-i Şerif kitabını esas alıyorsunuz?

Şifa-i Şerif Peygamber Efendimiz'i anlatmak için bugüne kadar yazılmış olan en mükemmel eserdir. Şifa-i Şerif kitabı, bundan bin yıl önce yaşamış olan Kadı İyaz'ın Peygamber Efendimiz'i en etraflıca anlatmak için yazdığı bir kitaptır. Eş-Şifa bi Tarif-i Hukuki-l Mustafa kitabın tam adıdır. Peygamber Efendimiz'in hayatını değil de Allah Teâlâ'nın ona verdiği lütufları, maddi-manevi yücelikleri, Kur'ân-ı Kerim'in özellikleri, Peygamber Efendimiz'e bağışlanan mucizeleri ve ona karşı bu ümmetin görevlerini anlatıyor bu kitap. Peygamber Efendimiz'i en geniş şekilde anlatması ve anlatırken de Kur'ân'ı ve hadisleri esas alması itibariyle Şifa'yı tercih ettik. Peygamber (sav)'i en güzel şekilde tanıtması ve insan ruhunun onu tanıyıp yükselmesine vesile olması onun en önemli özelliğidir.  Hindistanlı İslam alimlerinden Seyyid Süleyman Nedvî, Fransa'da bulunduğu sıralarda meşhur Oryantalistlerden Massignon ile tanışıyor. Massignon Şifa-i Şerif kitabı hakkında Nedvî'ye, Avrupalılara Hz. Muhammed (sav)'in güzel taraflarını anlatmak için Kadı İyaz'ın eş-Şifa kitabının Avrupa dillerine tercüme edilmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Bir yabancı bile Şifa-i Şerif'in önemini fark ediyor. Ne amaçla söylediği kendisini ilgilendirir ama Massignon burada bir gerçeğe parmak basıyor.

Hocam peki akademik çalışmalara başladığınız dönemki durumla bugünkü durum arasında bir mukayese yapabilir misiniz?

Benim ilmî çalışmalara başladığım tarih 1967'dir. Peygamber Efendimiz'in söylemediği ama ona isnad edilen sözleri yani mevzu hadisler hakkında bir ilmî çalışma yaparak işe başlamıştım. O devirde ilmî çalışmalar son derece azdı. İlimle meşgul olan insanların sayısı da Türkiye'de çok azdı. 1980 yılından itibaren Yüksek İslam Enstitülerinin İlahiyat Fakültelerine dönüştürülmeye başlanmasıyla burada faaliyet gösterecek olan hocaların ve yeni yetişecek genç öğretim görevlilerinin yüksek lisans ve doktora gibi ilmî çalışmalar yapma mecburiyetleri oldu. O tarihten itibaren birçok alanda İslami meselelere dair ilmî çalışmaların yapılmaya başlandığını gördük. Hatta o günden bugüne kadar yapılan çalışmaları bizim Osmanlı tarihinde yapılan çalışmalarla mukayese ettiğimizde uzun yüzyıllar boyunca ortaya konan çalışmalardan sayı itibariyle pek de geri kalmadığını görürüz. Hepsi aynı ilmî kıymette olmasa bile bu aralıkta çok önemli kitaplar yazılmıştır. Benim çalışma yapmaya başladığım günlere nazaran bugünleri çok daha iyi görüyorum. İlmî sahalarda büyük mesafeler aldık. Nasıl çalışmamız gerektiğini bize öğretecek hocalarımız yetişti. Gençlerimiz Avrupa'ya giderek oralardaki ilmî çalışmaları yakından müşahade etme imkanına sahip oldular. İlim adamları birikimlerini halka sunma imkanına sahipler artık.  Bunlar hoş ve güzel gelişmelerdir ve bu sebeple Allah'a şükretmek lazım.

Hadis ve Siret alanında kuşkusuz daha birçok çalışmanın yapılması gerekiyor. Bu alandaki çalışmaların teşvik edilmesi için neler yapılabilir sizce?

Tabi öncelikle Sonpeygamber.info'nun yaptığı çalışmayı burada takdir ve teşekkürle anmak lazım. Sitenizde değişik kesimlere hitap edecek şekilde Peygamber Efendimiz'i tanıtıyorsunuz. Çocuğundan yaşlısına varıncaya kadar herkesin merak ve ilgisini kamçılayacak sunumlar yapıyorsunuz. Bugün insanlar maalesef okumayı azalttılar. Okuyan insanımız maalesef az. Bugün daha çok görsel tekniklerle yapılan çalışmalara ilgi gösteriliyor. Bilgileri görsel tekniklerle hazırlanmış çalışmalardan almaya gayret ediyorlar. Filmler ve görsel baskılı eserlerle ilgiyi cezbetmek gerekiyor.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.