Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Hz. Ömer: Hilâfette Rahmet

İki kitâbî dinin kutsal şehri Kudüs kuşatma altında. O güne kadar dünya tarihine yön vermiş olan İsrailoğulları, Romalılar ve Bizans'ın sırasıyla hükmederek şereflendikleri tarih kadar kadim şehir, şimdi dünya tarihinin dikkatini cezbetmeyen hayata küskün çöl coğrafyasından taşan akıncıların insafında direniyor. Çölden gelen ordu, bin yıllık Kudüs kadar dirençli. Kudüs teslim olacak, ancak muzaffer ordularla yapılacak anlaşmanın bizzat halife ile imzalanması şartında ısrar ediyor. Durum halifeye bildiriliyor; halife kutsal şehre ve Müslüman orduya daha fazla ziyan gelmemesi için yola çıkıyor.

Bizans debdebesine alışmış yerli ahali, şehrin yeni hâkimi, muktedir halifeyi bekliyor merak içinde. İhtişama bürünmüş silüetin gölgesi şehre vurana dek hazırlıklar ve pazarlıklar yapılıyor kutsal şehirde.

Bölgenin hâkim mevkiindeki Süleyman Mâbedi'nin enkazı üzerinden şehre, eski abalara bürünmüş, uzun boylu ve heybetli bir adamın gölgesi düşüyor. Heybetini, sadeliğe susamış bu görkemli şehirdeki mütevazi duruşundan alan vakur adam, meraklı bakışlara önce hayret, ardından esenlikler üflüyor. Kalabalıklar, kendilerine can, mal, kilise, haç ve hastalarının teminat altında olduğunu söyleyen halifenin nutkuyla gevşiyor; o konuştukça endişenin gerdiği çehreler bir bir yumuşuyor. Toprağı fethedilen Kudüs, şimdi Ömer b. Hattab'la kalbinden fethediliyor. Süleyman Mâbedi enkazdan temizlenip üzerine bir cami inşası için gerekli hazırlıklar yapılırken, Kudüs de son kitâbî dine kapılarını açıyor.

Gür ve yanık bir ses duyuluyor şehrin semalarında. Son Peygamber'in vefatını müteakip ağzını açmamaya yemin etmiş Bilâl'in sesinden bir çağrı uzanıyor Müminler'e. Kudüs'ü sarsan bu büyüleyici sese, gözlerinde Peygamber hatırası canlanan Peygamber sevdalılarının hıçkırıkları karışıyor. Ömer b. Hattab'ın kalbinden fethettiği şehir, şimdi de Nebî'nin müezzini Bilâl'in sesiyle ruhundan teslim alınıyor. Müslümanlar Kudüs'e, Kudüs İslâm'a kavuşuyor böylece.

Dünya tarihinin en parlak zaferlerinin kazanıldığı Hz. Ömer iktidarında, tıpkı Kudüs gibi, önce şehirler, ardından insanlar fethediliyor. Çorak ve bâkir coğrafyanın çocukları, dünyanın en kadim medeniyet havzalarına, en önemli kültür yataklarına uzanıyor tek tek. Nebî'nin insanlığın son dinini emanet bıraktığı Arabistan toprakları, adeta askerî bir kampı andırıyor. Ebû Bekir ile kendi kendisini fetheden Arabistan, Ömer döneminde askerî ve hareket gücü oldukça yüksek ordularla yeni hedeflere koşuyor; gönüller İslâm'la mayalanıyor. On yıl içinde Sasanî İmparatorluğu İslâm hâkimiyeti altına alınırken, Bizans en önemli eyaletlerinden mahrum ediliyor. Ağır vergiler altında devlete olan sadakat ve bağlılıklarını yitirmiş zulüm ve işkence altındaki halklar, hayvandan insana, topraktan devlete kadar tabiattaki her unsurun, insanlık zemininde hak ettiği yeri bulduğu Ömer iktidarında, merhametin ve otoritenin dengelediği bir adalet duygusuyla istikamet buluyor. Dünyevî güç ve zaferin dinin hassas mizanında mikyasa vurulduğu Ömer devri icraatları, insanlık tarihinde zengin bir birikim, İslâm kültüründe ise bir model olma vasfıyla kitaplara, kürsülere taşınıyor.

Abdullah b. Mes'ud'un ifadesiyle "Müslüman oluşu fetih, hicret edişi zafer, halifeliği ise rahmet" olan Ömer'in Müslümanların haklarına vaktinde ulaşmalarını temin eden bir adalet örgüsü ile ördüğü rahmet iktidarı, İslâm tarih ve medeniyetinin zirvesinde olmayı çoktan hak ediyor. 

Hz. Ömer'e İslam tarihinde model olma vasfını kazandıran özellikler, hiç şüphe yok ki, onun fetihlerle olabildiğine genişleyen genç İslâm Devleti'nin karşısına çıkan yığınla problemi çözebilme gücünden neşet ediyor. Yeni fethedilen toprakların idaresinden, henüz tedvin edilmemiş hukûkî kaide ve nizamların muhtelif ırk, din, mezhep, devlet ve medeniyet biçimlerine mensup böylesine mütecanis yığınlar üzerinde tatbik edilmesine kadar bir çok hususta gösterdiği siyasî deha ve maharet, Hz. Ömer'i İslâm tarihinin zirvesine taşıyor. Gerek İslâm toplumuna dahil olan yeni kitlelerin toplumsal ihtiyaçlarının halli, gerekse Son Peygamber'in özenle eğittiği mütevazi İslâm toplumunun dönemin iki büyük hâkim kültürü karşısında muhafaza edilmesi gibi çetin meseleler, hep onun hilâfetinde çözüm buluyor.

Zira hem genişleyen İslâm coğrafyasında İslâm'ın "kalıcı" kılınması için tek bir Müslüman'ın dahi yaşamadığı bu bölgelerin inanç mozayiğinde (mozaiğinde!?) ciddi bir değişim başlatılıyor, hem de fethi gerçekleştiren örnek neslin korunmasına yönelik yığınla uygulama hayata geçiriliyor. Din, en canlı haliyle toplumu kuşatıyor ve toplumun yeni ihtiyaçlarına yön veriyor.
Resûlullah'ın "Ya Rabbi! İslâm'ı bu iki adamdan birisiyle yücelt." duasıyla taçlandırdığı Hz. Ömer, İslâm'la şereflendiği günden beri İslâm'ı şereflendirmeye devam ediyor. Toplum için vaz' ettiği her hükmü, ilk olarak ailesinde uygulamaya koyan Hz. Ömer'in, yasakları ihlal etmeleri durumunda ailesine yaptığı uyarı, evrensel bir mesaj olarak tarihe düşüyor: "İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gözetlediği gibi gözetlerler; Allah'a yemin ederim ki, sizden birinizin bu yasakları çiğnediğini görürsem onun cezasını kat kat veririm."

Abdullah b. Mes'ud'un ifadesiyle "Müslüman oluşu fetih, hicret edişi zafer, halifeliği ise rahmet" olan Ömer'in Müslümanların haklarına vaktinde ulaşmalarını temin eden bir adalet örgüsü ile ördüğü rahmet iktidarı, İslâm tarih ve medeniyetinin zirvesinde olmayı çoktan hak ediyor. Yamalı gömleği ve hurma ağacının yapraklarından doldurulmuş yatağı ile sembolleşen Ömer yalnızca iktidarıyla değil, devrin şaşalı hayatı içinde takvayı temsil eden bu yaşamıyla da bir efsane oluyor.


 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Dr. Nihal Şahin Utku

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 1996 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Abbâsî Devleti’nin Kuruluş Safhasında Abbasoğlu – Alioğlu İlişkileri” konulu yüksek lisans tezini hazırladı. Ardından aynı enstitüde “Kızıldeniz’de Denizcilik, Ticaret ve Yerleşim (VII. – XI. Yüzyıllar)” konulu doktora çalışmasını yaptı.(2005). Serbest araştırmacı olarak akademik çalışmalarına devam eden Utku, aynı zamanda İslam Tarihi alanında yazılar yazmakta, seminerler vermektedir.

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin