Prof. Dr. Mevlüt Güngör Hz. Muhammed Hz. Peygamber'i Neden Sevmeliyiz? Bu konu, İslamı hayata geçirmek için ayrı bir önem arz etmektedir. Çünkü her şeyimizi kendisine borçlu olduğumuz Yüce Allah, Hz. Peygamberi bize en ideal bir örnek olarak göstermekte ve... http://www.sonpeygamber.info/hz-peygamber-i-neden-sevmeliyiz http://www.sonpeygamber.info/files/5620-hatice-kak.jpg

Hz. Peygamber'i Neden Sevmeliyiz?Prof. Dr. Mevlüt Güngör

Bu konu, İslam'ı hayata geçirmek için ayrı bir önem arz etmektedir. Çünkü her şeyimizi kendisine borçlu olduğumuz Yüce Allah, Hz. Peygamber'i bize en ideal bir örnek olarak göstermekte ve kendi zatını gerçekten sevenleri bu sevgilerini ispat et­mek için Rasûlü'ne itaate davet etmektedir. Başka bir vesile ile de bu itaatin kuru bir itaat değil de, içten gelen bir itaat olmasını istemektedir. Böyle bir itaat ise ancak, O'nu (sav) içten gelen bir sevgi ile sevmekle mümkündür. Bir kimseyi sevmek için de elbet­te bunun birtakım gerekçeleri olması gerekir.


Hz. Peygamber "son peygamber" olması sebebi ile bütün insanlar için gönderilmiş ve her yönüyle en ideal insandır. Çünkü, yüce Allah, O'nu bizzat kendisi seçmiş ve terbiye etmiştir.

Hz. Peygamber'i neden sevmemiz gerektiğine işaret eden âyetler:

1. Hz. Peygamber'in bütün insanlar için en ideal örnek olması:

Hz. Peygamber "son peygamber" olması sebebi ile bütün insanlar için gönde­rilmiş ve her yönüyle en ideal insandır. Çünkü, yüce Allah, O'nu bizzat kendisi seç­miş (1)   ve terbiye etmiştir. Kur'ân'daki ifadeleri ile O, en üstün ahlak sahibidir.(2) Et­rafına ışık saçan yüce bir kandildir. (3) Kendisine tabi olanları daima en doğruya götü­rür.Bütün insanlar için bir rahmet olarak gönderilmiştir. (4)

Bu sebeple O, bütün bir beşer ve özellikle Allah'a ve ahiret gününe inananlar için en mükemmel bir örnek­tir. Nitekim bu husus bir âyet-i kerimede açıkça ifade edilmiştir: "Sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşacaklarına inananlar ve Allah'ı çok çok hatırlayıp anan­lar için, Allah'ın Rasûlü'nde en mükemmel bir örnek vardır." (5)

Gerçekten de O'nun örnek  hayatı incelendiğinde görülecektir ki, O, Allah'a gönülden bağlanmanın, O'nun emirlerini aşkla yaşamanın, insanların ızdırabına ortak ol­manın, onlara sırf Allah rızası için yardım etmeyi bir vicdan zevki haline getirmenin, yine onlara sırf insan oldukları için sevgi ve saygı duymanın, intikama muktedir iken affetmenin en güzel örneklerini vermiştir.

Zulme ve kötülüğe karşı durmanın, doğruluk ve adalet ölçülerinden asla ayrılmamanın en canlı örnekleri O'nun hayatındadır. Sabrın, merhametin, alçak gönüllülü­ğün, aile reisliğinde anlayışın, idarecilikte sorumluluk duygusunun, askerlikte ileri gö­rüşlülüğün, çocuklar, yetimler ve güçsüzlerle ilgilenmenin en eşsiz örnekleri O'nun ha­yatındadır. (6)

2. Hz. Peygamber'in müminlere ve diğer insanlara düşkünlüğü:

Bilindiği gibi sevgi karşılıklı olur. Karşılıksız bir sevginin ila nihaye devam etmesi neredeyse imkansızdır. İşte Rasûlullah ile ashabı arasındaki sevgi de karşılıklı bir sev­gi idi. Nitekim, ashab Rasûlullah'ı çok seviyor, O da onları çok seviyor ve onlarla ya­kından ilgileniyordu. Yüce Allah'ın işaret ettiği gibi kanatlarını âdeta onların üzerine germişti. Onlara çok yumuşak davranıyor, kusurlarını yüzlerine vurmadan düzeltme­ye çalışıyordu. İşlerinde onlara danışıyordu. Nitekim bu durum Kur'ân'da şöyle ifade edilmektedir: "Allah'ın rahmeti sebebi iledir ki, Sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç. Onlar için mağfiret dile. (Yapacağın) işler hakkında on­lara danış." (7)

"Andolsun, içinizden size öyle bir peygamber geldi ki, sizi sıkan şeyler O'na çok ağır gelir, size çok düşkün, müminlere çok şefkatli ve merhametlidir." (8)

3. Allah sevgisinin isbatının Rasûlullah'a tabi olmaktan geçmesi:

Hayatımızı, aklımızı, malımızı hülasa neyimiz varsa her şeyimizi kendisine borçlu olduğumuz Yüce Yaradan'a karşı nasıl bir şükran borcu içinde olmamız ve her şeyden ve herkesten önce O'nu ne kadar çok sevmemiz gerektiği apaçık meydandadır. Ancak Yüce Allah bir âyette kendisine olan bu sevgiyi ispatlamanın yolunun Rasûlü'ne itaatten geçtiğini açıkça ifade etmiştir:

"De ki: ‘Eğer Allah'ı seviyorsanız Ba­na uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın Allah çok merhamet­li ve bağışlayıcıdır.' De ki: ‘Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer dönerlerse muhakkak ki Allah, kafirleri sevmez.' " (9)

4. Müminlerin Hz. Peygamber'in canını kendi canlarından aziz bilme­lerinin gerektiğinin belirtilmesi:

Yüce Allah müminlerin Hz. Peygamber'in canını kendi canlarından bile önde tutmalarını istemiştir:

"Peygamber müminler için kendi canlarından ileridir. O'nun eşleri de onların anneleridir." (10)

Hz. Peygamber'in canını kendi öz canımı­zın önüne çıkarabilmemiz de elbette O'nu çok sevmemize bağlıdır. İşte bunun için biz­zat Hz. Peygamber de kendisinin her şeyden ve herkesten daha çok sevilmesi ge­rektiğini belirtmiştir. Nitekim, Buharî'nin: "Peygamber  sevgisi imandan­dır." (11) başlığı altında verdiği hadislerden birinde Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmaktadır: "Sizden bi­riniz Beni annesinden-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan da­ha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz." (12)

Bilindiği gibi sevgi karşılıklı olur. Karşılıksız bir sevginin ila nihaye devam etmesi neredeyse imkansızdır. İşte Rasûlullah ile ashabı arasındaki sevgi de karşılıklı bir sev­gi idi. Nitekim, ashab Rasûlullah'ı çok seviyor, O da onları çok seviyor ve onlarla ya­kından ilgileniyordu. 

Bundan başka Yüce Allah Rasûlullah'a ayrı bir yer ve değer verdiğini gösteren ve detaya kadar inen bazı hususlara da temas etmiştir. Şimdi bunlardan bazılarını tak­dim etmek istiyoruz:

 1. Allah Teâlâ'nın, meleklerin ve müminlerin Rasûlullah'a salatı:

Yüce Allah, âyette, kendisinin ve meleklerin Hz. Peygamber'e "sa­lat" ettiğini yani O'nu hayırla yâd edip övdüklerini belirttikten sonra buna bütün müminleri de katılmaya ve O'na içtenlikle esenlik dilemeye çağırmaktadır: "Şüp­hesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber'e salat etmektedirler; o halde siz de iman edenler O'na salat edin  ve O'na içtenlikle selam edin."  (13)

2. Hz. Peygamber'e eziyet etmenin akıbeti:

Yukarıdaki âyetten sonra Yüce Allah, Rasûlullah'a eziyet edenleri de uyararak onların akıbetinin çok kötü olacağını haber vermektedir: "Allah'a ve Rasûlü'ne eziyet edenler (yok mu !) Allah onlara hem dünyada ve hem de ahirette lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır." (14)

 3. Rasûlullah'ın evinde yemek yerken edepli davranma konusunda ashabın uyarılması:

İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber ashabına evinde yemek yedirir fakat bazıları yemekten önce gelirler; yemekten sonra da kalkıp gitmezlerdi. Ha­liyle Hz. Peygamber sıkılır ama misafirlerine de bir şey diyemezdi. (15) İşte böyle detay sayılabilecek bir konuda bile Yüce Allah ashabı uyararak şu açıklamayı yapmaktadır:

"Ey iman edenler! Yemeğe çağrılmadan Peygamber'in evlerine girmeyin, (şa­yet yemek haricinde size izin verilmiş de girmişseniz) yemek vaktini gözetlemeyin. (Yemeğe) davet edildiğiniz zaman girin, yemeği yiyince de dağılın. Söze dalmayın. Çünkü bu (hareketiniz) Peygamber'e ezi­yet veriyor fakat O (size bunu söylemekten) utanıyordu. Ama Allah, hakkı söyle­mekten utanmaz. Onlardan (Peygamber'in hanımlarından) bir şey istediğiniz za­man da perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Sizin, Allah'ın Rasûlü'ne eziyet etmeniz ve kendisin­den sonra O'nun eşlerini nikahlamanız asla olmaz. Çünkü bu, Allah katında bü­yük bir(günah)tır." (16)

4."Rasûlullah ile konuşurken ses tonunuzu O'nun ses tonundan fazla yükseltmeyin" emri:

Yüce Allah bundan sonra daha da detaya inerek şöyle buyurur: "Ey iman eden­ler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin, birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi O'nunla da öyle yüksek sesle konuşmayın. Yoksa siz far­kında olmadan amelleriniz boşa gider. Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kı­sanlar ise öyle kimselerdir ki, Allah onların kalplerini, takva için imtihan etmiş. Onlar için mağfiret ve büyük mükafat vardır. (Ey Peygamber!) Odalarının arkasından sana bağıranların çokları, düşün­cesiz kimselerdir. Onlar, Sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi kendileri için elbette daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir." (17)


1) Bkz. Zuhruf, 43/29-32; Hac, 22/75.

2) Kalem, 68/4.

3) Ahzab, 33/46.

4) Ahzab, 33/21.

5) Ahzab, 33/21.

6) Bkz. Ebû Şehbe, Muhammed b. Muhammed, es-Siratu´n-Nebeviyye fî Dav´i´l-Kur´âni ve´s-Sünne, Dımaşk, 1988, II, 602-672.

7) Al-i İmran, 3/158.

8) Tevbe, 9/128.

9) Al-i İmran, 3/3-32.

10)Ahzab, 33/6.

11)Buharî, İman (I, 9).

12)Bkz. Buharî, İman 8; Müslim, İman 70; Nesaî, İman 19; İbn Mace, Mukaddime, 9; Müsned, III, 77, 207, 275.

13)Ahzab, 33/56.

4)Ahzab, 33/57.

15)Kurtubî, el-Camiu li-Ahkami´l-Kur´ân, XIV,224.

16)Ahzab, 33/53.

17)Hucurat, 49/2-5.

Tamamı için bkz. Diyanet İlmi Dergi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (Özel Sayı), s. 469-479
 

Yorumlar

 
filiz kahya
filiz kahya16.09.2012
Peygamber efendimiz gerçekten mükemmel ötesi bir insan .keşke her insan ve bende onun kadar mükemmel ve şanslı olabilsek ama bu hayal bile olamaz artık peygamber efendimizin hayatını örnek alıp uygulayacağım.ona hep salat edeceğim

''ALLAHUMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMEDD!!''
16.09.2012