Prof. Dr. Adem Apak Sahabe Hz. Peygamber'in Hanımı Ümmü Seleme (r.anha) Doç. Dr. Adem Apak, Ezvc-ı Tarrattan Ümmü Seleme (r.anha)yi analtıyor...... http://www.sonpeygamber.info/hz-peygamber-in-hanimi-ummu-seleme-ranha http://www.sonpeygamber.info/files/1837-hz-peygamber-in-hanimi-ummu-seleme-ka-k.jpg

Hz. Peygamber'in Hanımı Ümmü Seleme (r.anha)Prof. Dr. Adem Apak


Bi’set’in 5. (M. 615) senesinde Habeşistan’a ilk hicret eden 11 erkek, 4 kadın arasında Mahzumoğullarından Ümmü Seleme (r.anha) ile eşi Ebu Seleme (r.a.) de bulunuyordu.

Ümmü Seleme (r.anha)’nin asıl adı Hind bt. Ebi Ümeyye’dir. Ümmü Seleme (r.anha) künyesini ise Seleme adındaki ilk çocuğundan dolayı almıştır. Babasının ismi Huzeyfe olup Kureyş’in Mahzumoğulları boyuna mensuptur. Annesi ise ‘Atike bt. Âmir el-Kenânî’dir. Ümmü Seleme (r.anha)’nin soyu yedi kuşak sonra Hz. Peygamber (sav)’in soyu ile birleşir. Mahzumoğulları’nın Mekke yönetimindeki etkisi sebebiyle Ümmü Seleme (r.anha)’nin zengin, asil, itibarlı, mevki sahibi ve kültürlü bir ailede yetiştiğini söylemek mümkündür.

Arap toplumunda insanlar kendi sosyal seviyelerine denk biriyle evlilik yapardı. Bu nedenle Ümmü Seleme (r.anha), aynı kabileden Abdullah b. Abdilesed(ra) ile ilk evliliğini yapmış, bu evlilikten Seleme, Ömer, Dürre ve Zeynep isimli çocuklar dünyaya gelmiştir.

Hem Ümmü Seleme (r.anha) hem de kocası, ilk Müslümanlar arasında yer almışlardır. Hz. Peygamber (sav) açıktan davete başladıktan sonra, Mekkeli müşrikler Müslümanlardan fakir, kimsesiz, güçsüz, himayesiz ve köle olanlara şiddet, baskı ve işkence uygulamaya başladılar. Mekkeliler, kendi kabilelerinden Müslüman olanlara karşı da zulüm veişkenceden geri durmuyorlardı. Hz. Peygamber (sav), şiddet ve zulümle karşılaşan ashabının Habeşistan’a hicret etmelerine izin verince, bilhassa dayanılmaz baskıya maruz kalan Müslümanlar

Mekke’den göç etmeye başladılar. Bi’set’in 5. (M. 615) senesinde Habeşistan’a ilk hicret eden 11 erkek, 4 kadın arasında Mahzumoğullarından Ümmü Seleme (r.anha) ile eşi Ebu Seleme (r.a.) de bulunuyordu.

Habeşistan’a hicret eden Müslümanlara “Mekkelilerin Müslüman olduğu" haberi ulaşınca tekrar Mekke’ye döndüler. Mekke’nin yakınına gelip, kabilelerinin İslam’a girdikleri duyumumun gerçek olmadığını öğrenince kimi gizlice, kimisi de bir teminat/korunma altında Mekke’ye girdi. Bu esnada Ebu Seleme (r.a.) ve Ümmü Seleme (r.anha) Hz. Peygamber (sav)’in amcası Ebu Tâlib’in himayesinde Mekke’ye dahil olma imkânı buldular. Bi’set’in 7. (M. 617) yılının Muharrem ayında Mekkeli müşrikler, Müslümanlara boykot uygulamaya başladıklarında Müslümanlardan 83 erkek, 18 kadından oluşan bir grup ikinci kez Habeşistan’a hicrete karar verdiler. Habeşistan’a ikinci defa göç eden grubun içinde de Ümmü Seleme (r.anha) ve kocası Ebu Seleme (r.a.) vardı.

Mekkeli müşriklerin Müslümanlara uyguladıkları boykot, tebliğin 10. (M. 620) yılında sona erdi. Habeşistan’da bulunan muhacirlerin bir kısmı boykotun kalkması ile tekrar yurtlarına döndüler. Orada çok az kişi kaldı. Ümmü Seleme (r.anha) ve eşi de boykot kalktıktan sonra Mekke’ye geri geldiler.

Ebu Seleme (r.anha) İkinci Akabe Biatı’ndan bir yıl kadar önce Medine'ye hicret için Allah elçisinden izin aldı. Bu arzusunu gerçekleştirmek gayesiyle gerekli hazırlıklara başladı. Eşi Ümmü Seleme (r.anha) ve çocukları için bir deve hazırladı. Yol hazırlıklarını tamamladıktan sonra oğulları Seleme anasının kucağında olarak yola çıktılar. Fakat Ümmü Seleme (r.anha)'nin kabilesi ve akrabalarından bazı kimseler yolu keserek onların Medine'ye hicret etmelerine mani oldular. Ebu Seleme (ra)'nin gidebileceğini fakat çocukla annesinin bırakılmayacağını söylediler. Uzun münakaşa ve mücadeleden sonra kabilesi Ümmü Seleme (ra)'yi kocasından ayırdılar. Çocuğu da kendi yanlarına aldılar. Ümmü Seleme (r.anha), bundan sonraki olayları şöyle anlatır: "Kocam Ebu Seleme, Medine'ye gitti. Beni kocamdan ve oğlumdan ayırdılar. Bir yıla yakın bir süre her sabah Safa Tepesi’nde Ebtah denilen yere çıkıyor, Kâbe'ye doğru dönerek arabamı lanetliyordum. Orada akşam veya akşama yakın bir zamana kadar oturur hem onları lanetler, hem de gözyaşı dökerdim. Bir gün, ailem olan Muğireoğullarından biri yanıma geldi. Halimi görünce bana acıdı. Gidip Muğireoğullarına, "Şu zavallı kadını kocasından ve oğlundan ayırdınız, niçin onu hâlâ serbest bırakmıyorsunuz” dedi. Bunun üzerine Muğireoğulları bana “istiyorsan kocanın yanına git” dediler. Abdulesedoğulları yanında bulunan oğlum Seleme'yi de bana geri verdiler."

Ümmü Seleme (r.anha)’ye kocasının ölümünden sonra kendisine önce Ebu Bekir (ra), ardından Ömer b. Hattab (ra) evlenme teklifi götürdüler. Ümmü Seleme (r.anha) çocuklarının bakımıyla ilgileneceği ve bütün zamanını onlarla geçireceğini ileri sürerek her ikisinin teklifini de reddetti.

Ümmü Seleme (r.anha), Medine'ye gelip yerleştikten sonra kocası ile mutlu bir hayat yaşadı. Burada çocuklarının terbiyesi ile meşgul olmaya ve onları yetiştirmeye devam etti. Ümmü Seleme (r.anha)'nin kocası Ebu Seleme (ra), Hz. Peygamber (sav) ile Bedir ve Uhud savaşlarına katıldı. Uhud savaşında müşriklerden Ebu Usame’nin attığı bir okla kolundan yaralandı. Bir ay tedavi gördükten sonra yaranın üzeri kapanıp iyileştiği zannedildi. Bu arada, Benî Esed kabilesinden Hüveylidoğullarının Medine'ye hücum etmek üzere oldukları haberi yayıldı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), Ebu Seleme (ra)'yi çağırarak Muhacir ve Ensar'dan meydana gelen 150 kişilik bir kuvvete komutan tayin edip gönderdi. Ebu Seleme (ra), Hz. Peygamber (sav)'in kendisine emrettiği şekilde harekete geçti. Onun komutasındaki birlik Feyd bölgesindeki Katan suyuna kadar vardı. Büyük bir çarpışma olmamakla beraber seriye, büyük bir ganimetle muzaffer bir şekilde Medine'ye döndü. Bu harekât esnasında Ebu Seleme (ra)'nin iyileşmiş gibi görünen yarası tekrar açılmaya başladı. Büyük bir kan kaybına uğradı. Ölmek üzere iken Rasulullah (sav) kendisini ziyaret etmiş ve ona hayır duada bulunmuştu. Bu esnada da o, ruhunu teslim etti. Hz. Peygamber (sav), Hicret’in dördüncü yılında vefat eden bu sahabenin ölümüne çok üzüldü. Cenaze namazını bizzat kendisi kıldırdı.

Ümmü Seleme (r.anha)’ye kocasının ölümünden sonra kendisine önce Ebu Bekir (ra), ardından Ömer b. Hattab (ra) evlenme teklifi götürdüler. Ümmü Seleme (r.anha) çocuklarının bakımıyla ilgileneceği ve bütün zamanını onlarla geçireceğini ileri sürerek her ikisinin teklifini de reddetti. Bu gelişmelerin ardından, Hz. Peygamber (sav) elçi göndermek suretiyle kendisiyle evlenmek istediğini bildirdi. Ümmü Seleme (r.anha) gelen şahsa kendisinin yaşlı, üstelik çok kıskanç bir kadın olduğunu, çocuklu ve nikâhına şahitlik edecek ailesinden kimse olmadığı gerekçesiyle Hz. Peygamber (sav)’in teklifini kabul etmedi. Bunun üzerine Allah Rasulü (sav), "Yaşlı olduğunu söylüyorsun, ben senden daha yaşlıyım. Kıskançlıktan bahsediyorsun, Allah'a dua ederim, umulur ki Allah onu senden giderir. Çoluk çocuğunun bakımı ise Allah ve Rasulüne aittir. Burada bulunan ve bulunmayan dostlarının bu evliliğe karşı çıkacaklarını da zannetmiyorum" dedi. Bunun üzerine Ümmü Seleme (r.anha), Hicret’in dördüncü yılının Şevval ayında Hz. Peygamber (sav)'le nikâhlandı. Ümmü Seleme (r.anha) Hz. Peygamber (sav) ile yaklaşık 7 yıl kadar evli kalmış, ondan çocuk sahibi olmamıştır.

Hz. Peygamber (sav) bir sefere çıkacağı zaman âdeti üzerine hanımlarından iki veya üç tanesini yanına alırdı. Şayet bir hanımını götürecekse aralarında kura çekerdi. Kura kendisine çıkan, Hz. Peygamber (sav) ile savaşa katılırdı. Ümmü Seleme (r.anha) Hicret’in beşinci yılında yapılan Hendek savaşına, Müreysi gazvesine, Benî Mustalık gazvesine, Dûmetü’l-Cendel gazvesine, Hicret’in yedinci yılında Hayber’in fethine, Mekke’nin fethine, Huneyn savaşına ve Taif kuşatmasına Hz. Peygamber (sav) ile birlikte gitmiştir.

Hicret’in altıncı yılında Hz. Peygamber (sav) umre yapmak ve Kâbe’yi ziyaret etmek amacı ile 1400 kişilik sahabe topluluğu ile Mekke’ye doğru yola çıktı. Kureyşliler ne olursa olsun Müslümanları Mekke’ye sokmamaya karar vermişlerdi. Hz. Peygamber (sav) savaşmak için değil, Kâbe’yi ziyaret etmek için geldiklerini iletmesi için Osman b. Affan (ra)’ı elçi olarak gönderdi. Daha sonra Mekke temsilcileriyle Hudeybiye Barış Antlaşması imzalandı. Hudeybiye Antlaşması’nın maddelerinin bir kısmı Müslümanların aleyhine görünüyordu. Zira antlaşmaya göre Müslümanlar o yıl içinde Kâbe’yi ziyaret edemeden geri döneceklerdi. Ertesi yıl ise ziyareti üç gün içinde yapacaklar ve Mekkeliler ile herhangi bir ilişkiye giremeyeceklerdi. Ayrıca Mekke’den hiç kimse velisinin izni olmadan Müslümanların tarafına geçemeyecek; aksi takdirde geri gönderilecek, Medine’deki Müslümanlardan biri Kureyş tarafına giderse iade edilmeyecekti. Bu şartlar karşısında neredeyse bütün ashab hayal kırıklığı içindeydi. Hz. Peygamber (sav), yanındakilere “Kalkın tıraş olun, kurbanlarınızı kesin" talimatını verdi. Ancak Ashabdan hiçbiri bu emre icabet etmedi. Onların üç defa tekrar edilmesine rağmen emre kayıtsız kalmaları, Hz. Peygamber (sav)’i son derece üzmüştü. Bu tavra çok şaşırdı, çaresiz bir şekilde hanımı Ümmü Seleme (r.anha)’nin çadırına girdi. Ümmü Seleme (r.anha) O’nun bu tavrından ve yüzündeki ifadeden olağanüstü bir şeyler olduğunu fark ederek meseleyi sordu. Hz. Peygamber (sav) hadiseyi kendisine aktardı. Bunun üzerine Ümmü Seleme (r.anha), “Ey Allah’ın elçisi! Emretmek yerine yapmanız, bu sıkıntıdan daha iyidir. Siz çıkın, onlarla konuşmadan işinizi yapın, saçınızı tıraş edin ve kurbanınızı kesin, onlar size uyacaklardır" tavsiyesinde bulundu. Hz. Peygamber (sav) bunun üzerine kalktı, çadırdan dışarı çıktı. Medine’den getirmiş olduğu kurbanları kesti. Bunu gören sahabeler onun bulunduğu tarafa doğru yönelerek kurbanlarını kesmeye başladılar. Bu şekilde Ümmü Seleme (r.anha), tıpkı ilk vahiy geldiğinde sıkıntı içerisinde gelen Hz. Peygamber (sav)’e sahip çıkıp sakinleştiren, teselli eden Hatice bt. Huveylid (r.anha) gibi onu rahatlatmış, büyük bir sıkıntıdan kurtulmasına vesile olmuştur.

Ümmü Seleme (r.anha) Hicret’in beşinci yılında yapılan Hendek savaşına, Müreysi gazvesine, Benî Mustalık gazvesine, Dûmetü’l-Cendel gazvesine, Hicret’in yedinci yılında Hayber’in fethine, Mekke’nin fethine, Huneyn savaşına ve Taif kuşatmasına Hz. Peygamber (sav) ile birlikte gitmiştir.

Ümmü Seleme (r.anha) Rasul-i Ekrem (sav)’in vefatından sonra hiçbir idari ve siyasi faaliyete karışmayıp toplum içindeki saygın ve üstün konumunu hayatının sonuna kadar muhafaza etmiştir. Üstelik toplumda huzurun bozulduğu ve kargaşanın hakim olduğu, Osman b. Affan (ra)’ın hilafetinin ikinci döneminde halifeye nasihatte bulunmuştur. Onun şehit edilmesi ve akabinde katillerinin cezalandırılması için halife Ali b. Ebi Tâlib (ra)’e karş ı harekete geçen Aişe (r.anha)’yi bu davranışından vazgeçirmeye çalışmıştır. Halifeliği üstlenmesinden sonra camilerde Ali b. Ebi Tâlib (ra)’e dil uzatıldığı haberini alınca sorumlu kabul ettiği Muaviye’ye yaptığının yanlış olduğu konusunda ikazda bulunmuştur.

Ümmü Seleme (r.anha) 84 yaşında iken Medine’de vefat etti ve Baki mezarlığına defnedildi. O, Hz. Peygamber (sav)’in en son vefat eden hanımıdır.

Kaynakların kaydettiklerine göre İslam’ın ilk doğduğu günlerde, Kureyş içinde okuma-yazma bilenlerin sayısı 17 kişi olup bunlardan biri de Ümmü Seleme (r.anha)’nin ilk eşi Ebu Seleme’dir. Yine kaynaklarda Ümmü Seleme (r.anha)’nin de okuma bildiği, fakat yazmayı bilmediği rivayet edilmektedir. Çok az sayıda erkeğin okuma-yazma bildiği bir toplumda Ümmü Seleme (r.anha)’nin okuma bilmesi bir ayrıcalıktır. İslami dönemde de Ümmü Seleme (r.anha) fakih kabul edilen ve fetva veren kadınlardan birisidir. Onun Hz. Peygamber (sav)’e sorduğu sorular neticesinde Âl-i İmrân 195, Nisâ 32, Ahzâb 35 ayetlerinin nazil olduğu rivayet edilir.

Ümmü Seleme (r.anha)’den başta çocukları ve azatlı köleleri olmak üzere pek çok kişi hadis rivayet etmiştir. Kendisinden 157 kişi hadis rivayet etmiş olup bunlardan 126’sı erkek, 31’i kadın râvidir. Ondan rivayet edilen ve sahih hadis kitaplarda yer alan hadisler, daha ziyade ibadet, edep ve ahkâmla ilgili bulunmaktadırlar.

Diyanet Aylık Dergi, Haziran 2010
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.