Peygamber'in İzinde Gündelik Hayat

 

Kızdırana Kızmamak

A'raf Suresi'nin 199. Ayeti nazil olunca Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Cebrail aleyhisselama bu ayete göre nasıl davranması gerektiğini sormuş, o da Cenab-ı Hakk’a sorduktan sonra şu cevabı vermiş: "Ey Muhammed! Allah Teâlâ sana, seninle ilgiyi kesenle ilgini kesmemeni, sana vermeyene senin vermeni, sana zulmedeni bağışlamanı emrediyor." (Şifa-i Şerif Şerhi, Tahlil Y., c.1, s. 229)

devamını oku 24.06.2013, Pazartesi

Bir Fâsık Haber Getirdiği Zaman

Bir söze az da olsa yalanın karışması -aynen az bir miktar pisliğin koca bir kap yemeği necis yapması gibi- en önemli dayanağı güven olan toplumsal ilişkileri altüst edebiliyor. Bu nedenle Müslümanlar Kitabımız’ın çeşitli yerlerinde sözün sıhhatini tespit konusunda zaaf göstermemek üzere uyarılıyor. İşte bunlardan biri, Hucurat Suresi Ayet 6:

"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın."

devamını oku 05.06.2013, Çarşamba

Azgınlara Hayranlık

Mekke’nin müşrik eşrafının müminlere yönelik baskı ve zulümlerini tanımlamak için risaletin ilk günlerinden itibaren vahyolunan birçok ayette sıklıkla geçen kavramlar “bağy” ve “müstekbir”dir. (Bakara/90; Casiye/8; Lokman/7)

Bağy sahip olunan bütün imkânlara rağmen hala diğer insanların haklarına, mal ve mülklerine göz dikmek ve değişik usullere başvurarak onların elinden bu haklarını alma çabalarının ismidir. Bu çabalar fiili zorbalık biçiminde olabileceği gibi ikna etme biçiminde veya bazı siyasi, politik oyunlar biçiminde de olabilir.

devamını oku 29.05.2013, Çarşamba

Çenesiyle Bastırma

Birbirinden davacı iki kişi Hz. Davut (as) a gelip problemlerini çözmesini isterler. Davacı olan, konuyu şöyle aktarır: “Benim şu (din) kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken “onu da bana bırak!” dedi ve çenesiyle beni bastırdı.” (Sad/23)

Bu ne demek? Bazen zalim, güzel ve etkili konuştuğu ya da ısrar edip bıktırdığı için haklı görünebilir, demek.

devamını oku 27.05.2013, Pazartesi

Hakkaniyetin İnce Ayarı

Adalet her şeye ve herkese hakkını vermekse adil olmak için önce "hakkın” ne olup ne olmadığını bilmek gerekmez mi? Kimin, neye, ne kadar hakkı olduğu konusunda tutarlı, kuşatıcı ve bütünlüklü bir "hak" anlayışına sahip olmazsak nasıl adil olabiliriz ki?

Çıkarların çatıştığı en basit bir durumda haklıyı-haksızı gözetmeyi bir kenara bırakan egolarımız büyük davalarda nasıl verir adalet sınavını? Üstelik akıllarımız prensiplere ihanet etme ve bu ihaneti en âlâ manevralarla savunma konusunda bu kadar becerilerle donanmışken...

devamını oku 22.05.2013, Çarşamba

Muhasebe

Doğrunun yanlışın ne olduğuna dair ilkelerimizin zihnimizde bir bilgi ve kalbimizde bir inanç olarak bulunması o kadar esaslı bir insanlık meselesi ki o olmadığında rotasız, pusulasız bir gemi gibi o dalganın, bu rüzgârın etkisiyle bir o yana bir bu yana savrulup duruyoruz. Ömür kısa, yol meşakkatli, hedef büyük. Yoldan çıktığımız zamanlarda vakit kaybetmeden bizi doğrultacak tek şey doğrunun ne olup ne olmadığına dair bilgi ve inançlarımız. (İnançların bilgi üzerine kurulması gerektiğine burada hiç giremeyeceğiz. —bütün önemine rağmen-)

devamını oku 13.05.2013, Pazartesi

Kumaşımızın Cinsi

Karakter bir malzemedir, iyi yolda da kullanılır, kötü yolda da. Bu malzemenin özüne dair bir iki kelam edelim bugün.

İnsanın doğuştan getirdiği fizik özelliklerine "halk"; yine doğuştan gelen manevi yapısına ise "hulk/huluk" denmiş. "Ahlak" kelimesi "hulk"un çoğulu. Seciye, huy, karakter anlamında. İnsanın kumaşını ifade ediyor yani. Atalarımızdan süzüle süzüle gelen, kendimizinki için yapacak bir şeyimiz olmasa da bizden sonraki nesiller için birkaç esaslı önlem alabileceğimiz manevi mirasımız. (Bu önlemlerin neler olabileceği de bir başka yazı konusu olsun.)

devamını oku 06.05.2013, Pazartesi

İlk Ayetler: İlk Eleştiriler

Vahyin ilk günlerinden itibaren alaydan başlayıp işkenceye varan tepkiler gösteren müşrikler bu ayetlerde nasıl ele alınmıştı acaba? Allah Teâlâ bu haddini bilmez kullarının hangi vasıflarını yermişti?

İlk surelere baktığımızda eleştiri konularının şu başlıklar altında toplandığını görüyoruz:

Kendi aklını, bilgisini yeterli görüp herhangi bir yol göstermeye ihtiyaçları olmadığını düşünmeleri; hakkı yalan saymaları; namaza ve her türlü hayra engel olmaya kalkmaları; mala düşkün olup yoksulların doyurulmasını teşvik etmemeleri; yetime ikram etmemeleri; sınır tanımayan azgınlıkları; gammaz, söz taşıyan, şerefsiz, değersiz, kaba, cimri ve devamlı yakınma gibi kişilik özellikleri; kızlarını diri diri gömmeleri; Peygamber’e mecnun, Kur'ân'a da şeytan sözü demeleri; günaha dadanmaları ve batıl sözlere dalanlarla birlikte dalmaları... (Alak, Kalem, Müzzemmil, Müddessir, Tekvir, Leyl, Fecr)

devamını oku 02.05.2013, Perşembe

Namaz: İlk Günden Son Güne

Peygamberimiz risaletle görevlendirildiğinde bunun hem kendisine hem de bütün dünyaya yönelik nasıl büyük bir değişimi getirdiğinin farkındaydı. Vahyin ilk günlerinde yüklendiği sorumluluğun ağırlığı altında yatağına sığınmıştı ki şu ayetler geldi:

 
“Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzzemmil1–5)

devamını oku 26.04.2013, Cuma

İlk Ayetler: Uzak Durulacak İnsanlar

Hazreti Peygamber’e ilk inen ayetlerin onun için ne anlama geldiğini düşündünüz mü hiç? Önünde uzun ve güç bir yol varken her inen ayet nasıl elinden tutmuş, nasıl yolunu aydınlatmış olmalı.

Kişisel hayatında neleri değiştirmeliydi? Nasıl, ne zaman, ne kadar ibadet etmeliydi? Neyi, nasıl anlatmalıydı? Kimlerle, nasıl muhatap olmalıydı? Nereden başlamalıydı? Gelen tepkileri nasıl karşılamalıydı? Bunlar gibi acil cevap bekleyen onlarca soruyu bir bir halletmiş olmalı gelen her ayet.

devamını oku 24.04.2013, Çarşamba