Peygamber'in İzinde Gündelik Hayat

 

İnanma Yeteneği Nasıl Kaybolur

İnanma kapasitemiz doğuştandır. İnsan herhangi bir kapasitesini (görme, işitme, sezme, düşünme) olduğu gibi inanma gücünü de zamanla geliştirebilir ya da yok edebilir.

Dikkatle bakarsak etrafımızdaki insanlarda (ve tabii ki kendi iç dünyamızda) imanın gücünün nasıl arttığını veya nasıl azaldığını gözlemleyebiliriz. İlkinde imrenerek; ikincisinde yüreğimiz burkularak. (Yüz yüze geldiğimiz her insanın evrildiği hallerde küçük-büyük payımız olduğunu unutmadan.)

devamını oku 08.07.2013, Pazartesi

Bedenin Hâkimiyeti

İnsanın acıdan kaçması ve hazza ulaşmak istemesi en temel içgüdülerinden biriymiş. Hemen dudak bükmeyin. Bunu sadece, bir kısmımızın hep kuşkuyla karşıladığı psikoloji bilimi değil, Gazâlî başta olmak üzere bazı İslam ahlakçıları da kabul ediyor ve tezlerini bu gerçek üzerine kuruyorlar.

Böyle yapmakla "insan acıdan kaçar, hazza ulaşmak ister; madem yaratılışımız böyledir bırakalım nefislerimiz neyden hoşlanırsa onu yapsın" demiş olmuyorlar; aksine diyorlar ki "madem yaratılışımız böyledir ve onu değiştiremeyiz, öyleyse nelerden haz alacağımız konusuna dikkat edelim; hazlarımızı nefse bırakmayıp, aklın ve kalbin yol göstermesiyle biz onları organize edeli

devamını oku 05.07.2013, Cuma

Nakısın Kibri Kâmilin Tevazuu

Mekke müşriklerinin elebaşlarını eleştirirken Kur'ân'ın onları nitelemede kullandığı tabirlerden biri de "müstekbir"dir. Bu ifade, halkını zorbalıkla yöneten, kendini tanrı gibi gören, geldiği makamdan dolayı büyüklenen ve insanları hor gören kişileri anlatır. "İstikbar" denen bu eylem ilk müstekbir olan İblis'le başlamıştır. (Bakara 34)

devamını oku 01.07.2013, Pazartesi

Kızdırana Kızmamak

A'raf Suresi'nin 199. Ayeti nazil olunca Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Cebrail aleyhisselama bu ayete göre nasıl davranması gerektiğini sormuş, o da Cenab-ı Hakk’a sorduktan sonra şu cevabı vermiş: "Ey Muhammed! Allah Teâlâ sana, seninle ilgiyi kesenle ilgini kesmemeni, sana vermeyene senin vermeni, sana zulmedeni bağışlamanı emrediyor." (Şifa-i Şerif Şerhi, Tahlil Y., c.1, s. 229)

devamını oku 24.06.2013, Pazartesi

Bir Fâsık Haber Getirdiği Zaman

Bir söze az da olsa yalanın karışması -aynen az bir miktar pisliğin koca bir kap yemeği necis yapması gibi- en önemli dayanağı güven olan toplumsal ilişkileri altüst edebiliyor. Bu nedenle Müslümanlar Kitabımız’ın çeşitli yerlerinde sözün sıhhatini tespit konusunda zaaf göstermemek üzere uyarılıyor. İşte bunlardan biri, Hucurat Suresi Ayet 6:

"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın."

devamını oku 05.06.2013, Çarşamba

Azgınlara Hayranlık

Mekke’nin müşrik eşrafının müminlere yönelik baskı ve zulümlerini tanımlamak için risaletin ilk günlerinden itibaren vahyolunan birçok ayette sıklıkla geçen kavramlar “bağy” ve “müstekbir”dir. (Bakara/90; Casiye/8; Lokman/7)

Bağy sahip olunan bütün imkânlara rağmen hala diğer insanların haklarına, mal ve mülklerine göz dikmek ve değişik usullere başvurarak onların elinden bu haklarını alma çabalarının ismidir. Bu çabalar fiili zorbalık biçiminde olabileceği gibi ikna etme biçiminde veya bazı siyasi, politik oyunlar biçiminde de olabilir.

devamını oku 29.05.2013, Çarşamba

Çenesiyle Bastırma

Birbirinden davacı iki kişi Hz. Davut (as) a gelip problemlerini çözmesini isterler. Davacı olan, konuyu şöyle aktarır: “Benim şu (din) kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken “onu da bana bırak!” dedi ve çenesiyle beni bastırdı.” (Sad/23)

Bu ne demek? Bazen zalim, güzel ve etkili konuştuğu ya da ısrar edip bıktırdığı için haklı görünebilir, demek.

devamını oku 27.05.2013, Pazartesi

Hakkaniyetin İnce Ayarı

Adalet her şeye ve herkese hakkını vermekse adil olmak için önce "hakkın” ne olup ne olmadığını bilmek gerekmez mi? Kimin, neye, ne kadar hakkı olduğu konusunda tutarlı, kuşatıcı ve bütünlüklü bir "hak" anlayışına sahip olmazsak nasıl adil olabiliriz ki?

Çıkarların çatıştığı en basit bir durumda haklıyı-haksızı gözetmeyi bir kenara bırakan egolarımız büyük davalarda nasıl verir adalet sınavını? Üstelik akıllarımız prensiplere ihanet etme ve bu ihaneti en âlâ manevralarla savunma konusunda bu kadar becerilerle donanmışken...

devamını oku 22.05.2013, Çarşamba

Muhasebe

Doğrunun yanlışın ne olduğuna dair ilkelerimizin zihnimizde bir bilgi ve kalbimizde bir inanç olarak bulunması o kadar esaslı bir insanlık meselesi ki o olmadığında rotasız, pusulasız bir gemi gibi o dalganın, bu rüzgârın etkisiyle bir o yana bir bu yana savrulup duruyoruz. Ömür kısa, yol meşakkatli, hedef büyük. Yoldan çıktığımız zamanlarda vakit kaybetmeden bizi doğrultacak tek şey doğrunun ne olup ne olmadığına dair bilgi ve inançlarımız. (İnançların bilgi üzerine kurulması gerektiğine burada hiç giremeyeceğiz. —bütün önemine rağmen-)

devamını oku 13.05.2013, Pazartesi

Kumaşımızın Cinsi

Karakter bir malzemedir, iyi yolda da kullanılır, kötü yolda da. Bu malzemenin özüne dair bir iki kelam edelim bugün.

İnsanın doğuştan getirdiği fizik özelliklerine "halk"; yine doğuştan gelen manevi yapısına ise "hulk/huluk" denmiş. "Ahlak" kelimesi "hulk"un çoğulu. Seciye, huy, karakter anlamında. İnsanın kumaşını ifade ediyor yani. Atalarımızdan süzüle süzüle gelen, kendimizinki için yapacak bir şeyimiz olmasa da bizden sonraki nesiller için birkaç esaslı önlem alabileceğimiz manevi mirasımız. (Bu önlemlerin neler olabileceği de bir başka yazı konusu olsun.)

devamını oku 06.05.2013, Pazartesi