Sonpeygamber.info
Sonpeygamber.info
 

Merhamet Peygamberi

Merhametin kaynağı ve yaratıcısı olan, Rahmân ve Rahîm olan Allah, son peygamberini merhametle donatmış, onu bütün insanlardan üstün kılmış ve Merhamet Peygamberi'ni, “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya, 107)  ayetiyle de yüceltmiştir.

"Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz O’na çok ağır gelir. Kalbi sizin için titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 9/128-129)

Allah Rasûlü, yaratılmışların en merhametlisiydi. Onun bütün zamanları kuşatan merhametinden, insanlar, hayvanlar ve tüm mahlûkat nasiplendi.

Merhamet, acımak ve şefkat etmekti. Affetmek ve esirgemekti. Merhamet, Allah’ın Rahmân isminin bir tecellisiydi. Merhamet, son Peygamber’in en büyük özelliğiydi.

Efendimiz Zeyd b. Hârise ile birlikte Taif’e gittiğinde, Taif halkı ona kötü davranmıştı. Kendilerini İslam’a davet eden Hz. Peygamber’e hakaret etmiş, kovup alay etmişlerdi. Efendimiz’i ve Hz. Zeyd’i çocuklara ve şehrin ayak takımına taşlatmışlardı. Atılan taşlarla ayakları kanayan Rasûlullah’ı korumaya çalışan Hz. Zeyd de başından yaralanmıştı.

Hüzün yılıydı, Allah Rasûlü eşini ve amcasını kaybetmişti, sevdiklerinin acısı daha çok tazeydi. Rasûlullah üzgündü, yorgundu, bitkindi. Efendimiz ve Hz. Zeyd zorlukla bir bahçeye sığındılar ve Rasûlullah orada dua etti:

“Allah’ım! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi, insanlar tarafından hor ve hakir görülüşümü sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp üzerine yüklendiği çaresizlerin Rabbi sensin. Eğer bana karşı bir gazabın söz konusu değilse, başıma gelen bu belalara, çektiğim bu sıkıntılara aldırmam. Ancak senin rahmetin bunları da göstermeyecek kadar geniştir.” (İbn Hişam, cilt 2, s. 68.)

O dua ki, iki cihan güneşinin mübarek dilinden dökülüyordu. Ayakları kanayan, canı acıyan, yüreği acıyan ve çaresizliğini Rabbine arz eden Merhamet Peygamberi’ni yüce Allah merhametiyle teselli etti.

Hz. Cebrail gelerek şöyle dedi: “Allah, insanların senin hakkında söylediklerini işitmiştir. Onların seni korumaya yanaşmadıklarını da biliyor. Eğer sen istersen Allah, şu iki yalçın dağı üzerlerine çöktürüp onları helak edecek.”

O ki, şefkat ve Merhamet Peygamberi'ydi. Taif halkına beddua etmedi, haklarında kötülük dilemedi, affetti, merhamet etti:

“Hayır, ben lanet okumak için değil, âlemlere rahmet olmak için gönderildim.” “Ben Rabbim’den, onların neslinden gelecek insanlardan, sadece Allah’a ibadet eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil lütfetmesini diliyorum.”


Merhametli olana Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere şefkat ve merhamet gösterin ki göktekiler de size merhamet etsinler.” (Tirmizi, Birr, 16.)

O ki, kendisine ve ashabına eziyet ve işkence eden Mekkeli müşriklere, kıtlık zamanında aç kaldıklarında erzak göndermişti.

O ki, eziyet görüp kovulduğu, hicrete mecbur bırakıldığı Mekke’ye, fetihle birlikte tekrar döndüğünde intikam değil, gönül almıştı.

Çölde yaşayan Müslümanlardan bazıları Rasûlullah’ın  yanına geldiklerinde O'nun çocukları öpüp sevdiğini görünce şaşkınlıkla:

“Siz çocuklarınızı öpüyor musunuz?” diye sordular. Hz. Peygamber “evet” deyince:

“Ama biz vallahi çocukları öpmeyiz” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:

Allah sizin kalbinizden merhameti söktüyse ben ne yapabilirim” buyurdu.

O ki, çocuklara karşı çok merhametliydi. “Ben bazen uzatmak niyetiyle namaza başlarım. Fakat bir çocuğun ağlayışını duyar ve annesinin ona düşkünlüğünü bildiğim için namazı kısa tutarım” demişti.

O ki, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü cahiliye ve zulüm devrinde merhameti getirdi. İnsanlığa merhameti öğretti, ümmetine merhameti tavsiye etti.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.