Soru: İsra sûresinde bahsi geçen Mescid-i Aksâ nerededir?
Rastladığım bir kaynakta, Mescid-i Aksâ'nın "en uzak noktadaki mescit" anlamında Mekke'nin Cirane vadisi'nde bulunan mescid olduğu ve Mekke'nin merkezine en uzak mescit olan bu mescitte Hz. Peygamberin zaman zaman gidip namaz kıldığı söyleniyor. Ayrıca Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksâ'nın Kur'an'da geçen Mescid-i Aksâ ile bir ilgisi bulunmadığı, Kudüs'teki mescidin Hz.Peygamber'den çok sonra Abdülmelik b. Mervan (öl.86/705) zamanında inşâ edildiği söyleniyor. Doğru mudur? Cevaplayan: Meral Günel (Uzman İlahiyatçı)

 

İslam alimlerinin çoğunluğu Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ'nın, çevresi mübarek kılınan Beytü'l Makdis (Kudüs'teki) olduğunda  ittifak halindedir. Pek çok peygamberin gelip geçtiği, epeyce bir kısmının da içerisinde medfun bulunduğu, miraç yolculuğunda Hz. Peygamberin uğradığı ve de Hicretten yaklaşık on yedi ay sonrasına kadar Müslümanlar'a kıble olan bir mekan olmasından dolayı Müslümanlar nezdinde ayrı bir değere sahiptir. İslam Tarihi üzerine ciddî araştırmalarıyla tanınan Muhammed Hamidullah, İsra 1. âyette geçen "en uzak mescit" anlamındaki Mescid-i Aksâ'nın Kudüs'teki mescit olamayacağını, bunun semavî bir mescit (semalarda bulunan bir mescit) olması gerektiğini savunan görüşü tercih eder. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Filistin'den "en yakın yer" diye söz edilir (Rum, 30/3). Şu halde ona göre "en uzak mescit" (el-mescidü'l-aksa) Kudüs'te olmamalıdır. Öte yandan Kudüs'te eski mabed (Süleyman Mabedi) İslamiyet'ten çok önce ortadan kaldırılmış, şimdiki Mescid-i Aksâ ise henüz yapılmamıştı. Bununla birlikte müfessirlerin tamamına yakını bunun Kudüs'teki Süleyman Mabedi olduğunda müttefiktirler. Bu görüşe katılan İbni Âşur, ayette Hz. Muhammed (sav)'in ümmeti tarafından eski mabedin yeniden inşa edileceğine bir işaret bulunduğu kanaatindedir. Nitekim Müslümanlar H. 66-73 yılları arasında bugünkü Mescid-i Aksâ'yı inşâ etmişlerdir.
Medine'de daha Hicretin ilk yıllarından itibaren Mescid-i Nebevî'nin dışında pek çok mescit inşa edilmiştir. Bunların çoğu kabile adları ile, bazıları da bulundukları mekanın adıyla anılırlar. "İki Kıbleli Mescit" gibi, bazı olaylar sebebiyle değişik isim alanlar da mevcuttur. Evs'in bir kolu olan Benî Harise'ye ait "Benî Hârise Mescidi", Benî Sâide, Gıfar, Benî Vâkıf vb. gibi mescitler Medine'de Hz. Peygamber döneminde mevcut olan mescitlerdir. Medine dışında Cuvâsâ, Benî Cezîme, Benî Sa'd, Becîle mescitleri yanında Taif ve Yemame'de de mescitler bulunuyordu. Ci'râne ise Mekke ile Taif arasında Mekke'ye 9km. uzaklıkta, Huneyn Gazvesi'nde elde edilen ganimetlerin dağıtıldığı yer olarak şöhret bulmuş bir bölgedir. Ganimet taksiminde yaşanan olayların hatıralarını yadetmek üzere inşa edilmiş bir mescit bulunmaktadır.
Bütün bu bilgilerin değerlendirmesi sadedinde söylenmesi gereken şey, bu ve benzeri konularda alimler arasındaki ihtilafın (görüş farklılıklarının) kişiye itikadî anlamda (inanç açısından)  bir sorumluluk yüklemediği, dileyenin dilediği görüşe katılabileceği ancak bu tür ihtilafların da Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik ruhunu zedeleyen malzeme olarak kullanılmaması gerektiğidir.

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin