Sonpeygamber.info
Röportajlar
 

Teksas'tan İstanbul'a Bir Hakikat Yolculuğu

ImageTeksas'ta bir çiftlikte geçirilmiş çocukluk günleri, kökenleri İngiliz, Alman, İskoç ve Kızılderili atalara dayanan bir aile, kilisedeki ilk sorgulamalar, hakikat arayışı, bir akşam üniversite kütüphanesinde ele alınan ve içinde "kırk özlü söz"ün bulunduğu bir kitap... Hristiyan öğreti üzerine yetiştirilen Najla Tammy İlhan'ın nihayetinde İslam'la tanıştığı "Hakikat Yolculuğu" böyle başlıyor.   

Kilisede tanrı anlayışı geliştiği ve mutlak bir yaratıcının varlığına iman getirdiği halde içinde bir boşluk hissinin hiç kaybolmadığını söyleyen Najla İlhan, "Bu boşluğu ne ile dolduracağımı bilmeden hidayet için dua ediyordum" diyor. İlk gençlik günleriyle birlikte sürekli bir arayış içerisinde giren Najla T. İlhan'ın hidayet duaları İmam Nevevî'nin hazırladığı Kırk Hadis ile karşılık buluyor. Hz. Peygamber'in hadislerini ilk okuduğu andaki hayranlığını ise şöyle dile getiriyor:

"Bu sözleri söyleyen kişinin adını daha önce hiç duymamıştım. Ama bu bilge kişinin sözlerini okuyup inceleyince adeta büyülendim. Kelimeler bilgelik ve anlayışın nuruyla kuşatıyordu zihnimi..."

Imageİlk Nevevî'nin Kırk Hadis'ini  okuyarak İslam'ı ve Hz. Peygamber'i tanımaya başlayan Najla İlhan artık aradığı hakikati bulduğuna karar veriyor. Müslüman olduktan sonra Türk olan eşiyle birlikte Türkiye'ye yerleşmeye karar vermesi de Teksas'taki çiftliklerinde başlayan hakikat yolculuğunun bir parçası oluyor.  "Kardeşlerimi daha yakından tanımak ve onlarla beraber olmak için Türkiye'ye yerleştim" diyen Najla İlhan tüm bu serüvenini ise geçtiğimiz günlerde yayımlanan Teksas'tan Hakikate Yolculuk adlı kitabında ayrıntılı bir biçimde okuyucuların ilgisine sundu.

Kitabı kısa sürede ilgi gören İlhan, aynı zamanda uzun süredir Sonpeygamber.info'nun İngilizce sayfası Lastprophet.info'da düzenli olarak yazılar kaleme alıyor. Kendisiyle yeni çıkan kitabı ve ihtida yolculuğu üzerine konuştuk:

"Müslüman Olmadan Önce Kalbim Acı Çekiyordu"

-Kitabınızda "Müslüman olmadan önce içimde büyük bir boşluk vardı" diyorsunuz. Müslüman olduktan sonra ne hissetmeye başladınız?

-Müslüman olmadan önce kalbim hep acı çekiyordu. Dışardan belki belli olmuyordu ama içimde bir rahatsızlık vardı sürekli. Mesela çok kötü rüyalar görürdüm. Kendimi savunmasız halde hissediyordum; Allah-u Teâlâ belki var ve beni dinliyordu ama ben O'na ulaşamıyordum.  Zaten Müslüman olmadan önce Allah'ı tanımamıştım; sadece bir Rabb'in varlığından haberdardım. O'nun 99 ismini mesela tanımıyordum. Şimdi biliyorum ki Allah bize çok yakın, bizi her an dinliyor.

 

Annem bana “Sen gözün kör bir şekilde İslam’ı seçiyorsun” demişti. Böyle olmadığını göstermek için “geniş göz” anlamına gelen Necla ismini tercih ettim Müslüman olduktan sonra.

-İlk olarak Kırk Hadis'ten etkilendiğinizi söylediniz. Hadislerde, tüm hayatınızı değiştirecek bir karar vermenizi sağlayacak kadar sizi etkileyen ne vardı?

-Her şey vardı. İslam'ın bu güzelliği de burada zaten; her konuda bize yardım ediyor. Kim olduğumuzu, bu dünyada amacımızın ne olduğunu bize bildiriyor. O Kırk Hadis'i okuyunca gördüm ki Allah bize bir hayat sistemi vermiş. Her şey birbirini ilgilendiriyor; etkiliyor. O hadislerden zamanın ve hayatın ne kadar önemli olduğunu, onları nasıl düzenli kullanmamız gerektiğini de öğrendim. Her şeyi içine alıyor ve geniş bir yol çiziyordu hadisler. Beni en çok etkileyen de bu bütünlük olmuştu.

-Müslüman olmadan önceki hayatınız da dindar bir çizgide ilerliyor. Mesela batıl inançlardan sıkı bir şekilde uzak duruyorsunuz...

-Babamın dini de bu konularda böyleydi. Ben de mantıklı buldum. Baktığınız zaman bir inancın doğru veya batıl olduğunu aslında anlayabiliyorsunuz. Mesela bir tahtaya vurmak... Bunun seni koruyacağı da nerden çıktı ki! Çok şükür bunları idrak edecek bir eğitim gördüm. Zaten Rabbimiz de bizi o fıtrat üzere yaratıyor. Çocukluğumda aldığım din eğitimi birçok yanlıştan uzak kalmama da vesile oldu aslında. Ancak yine de memnun değildim. Bir arayış içerisine girmiştim.

Bu arayış esnasında umudum bir ara çok azalmıştı. Tamam, Allah bizi yaratmıştı ama O'na nasıl ulaşacaktım, doğru inancı nasıl bulacaktım bir türlü cevaplandıramıyordum. Bu arada kiliseden de uzak kaldım. Ama sonunda buldum çok şükür. Seneler sonra olsa da buldum.

-Müslüman olmaya karar vermeniz çevrenizden sert tepkiler almanıza sebep olmuş. Şu an aileniz ve Amerika'daki çevreniz bu durumu nasıl değerlendiriyor?

-Hamdolsun artık çok iyi. İslam'ı -ilk zamanların aksine- körü körüne seçmediğimi kabul ediyorlar artık. Artık onlar da İslam'ın güzel yönlerini görüyorlar. Mesela faiz kullanmamak... Ailemden birkaç kişi faiz kullanmıyor artık. Onlara bunu ben tavsiye ettim. Lütfen faize girmeyin dedim ve bu konuda onlara maddi destek de verdim. Mesela kız kardeşimin bir arabaya ihtiyacı vardı. O'na, araba almak için faize girmemesini söyledim. "Ben Türkiye'ye taşınıyorum, kendi arabamı taksitle sana satayım ama faizsiz olarak" dedim. O da bu durum karşısında çok mutlu kaldı ve faiz de kullanmamış oldu. Kardeşim İslam'a borçlu olduğum bu davranışım karşısında da çok etkilendi. Demek ki bizim her zaman doğru olanı desteklememiz lazım. Karşımızdakinin Müslüman olup olmaması önemli değil. Çünkü biz örnek olmalıyız.

-Peki, sizin İslam'ı benimsemenizi sağlayacak örnek davranışlarla karşılaştınız mı Müslüman olmadan önce?

-İslam'ı seçmeden önce tanıdığım ve şu an eşim olan Murat Beyin bir Müslüman olarak sergilediği davranışlardan çok etkilenmiştim. Nezaketi, insanlara saygı göstermesi, içki içmemesi, kötü sözler kullanmaması... Bunların hepsinden etkilenmiştim ama en çok temizlik konusundaki hassasiyeti dikkatimi çekmişti. Amerika'da dışardan bakınca etraf pırıl pırıl gözüküyordu ama insanlar ne yazık ki kişisel temizliklerinde hiç de öyle değillerdi. Tuvaletten çıkarken ellerini bile yıkamayanlar çok fazladır. İslam ise kişisel temizliğe o kadar önem veriyordu ki beni çok etkilemişti bu. Amerika'da mesela her gün duş alırlar ama gün içerisinde temizlik pek söz konusu değil. İslam'da ise günde beş def temizlenmek vardı. Bunun ötesinde Müslümanlar her zaman temiz olmalıydı.  Ve beş vakit namaz... Hem maddi hem manevi temizlik...

Namaz inanılmaz güzel bir ibadet. Günlük hayatta nefes almamızı, o kargaşadan uzaklaşmamızı sağlıyor. Ve bize Allah'ı hatırlattığı gibi hayattaki amacımızı da hatırlıyor.  Bizi diğer insanlardan ayırıyor namaz. Yani ayrıcalıklı kılıyor.

Bir hadiste mealen şöyle deniliyordu: "Siz namazda Fâtihâ okurken Allah size cevap verir." Allah bize her namazda böylece karşılık da vermiş oluyor. Harika bir şey bu! Mükemmel...

 

İftarlarda daha önce hiç yaşamadığım bir şey vardı: Kardeşlik duygusu. Önceleri kiliseye giderdim. Orada da benzer törenler olurdu, arkadaşlarım olurdu ama böylesine bir kardeşlik hissi bende hiç uyanmamıştı.

-Namaz ibadeti kadar oruç da sizi etkiledi herhalde ilk Ramazan ayınızda. Amerika'daki bir mescidde katıldığınız toplu iftarlardan bahsediyorsunuz kitabınızda. Orada sizi en çok etkileyen neydi?

-Orada ben azınlıkta olmadığımı gördüm. Evet, başka insanlar da Allah'a inanıyor ve onun emirlerini hep birlikte yerine getiriyoruz. Bunun dışında dünyadaki aç insanları hep beraber düşünüyor ve onlar için dua ediyoruz. Hep beraber iftar açınca iyilik duygularının da arttığını hissettim. Aç ve zorda olan insanlar için bir şeyler yapmak en çok orada aklıma geldi.

İftarlarda daha önce hiç yaşamadığım bir şey vardı: Kardeşlik duygusu. Önceleri kiliseye giderdim, orada da benzer törenler olurdu, arkadaşlarım olurdu ama böylesine bir kardeşlik hissi bende hiç uyanmamıştı.

Kilisedeyken diğer insanlarla böyle bir duygu paylaşamıyordum. Bir iletişim kuramamadan da kaynaklanmıyordu bu; hakikati bulamamıştım çünkü henüz. Ve kilisede de yeteri kadar samimiyet duygusu hissedememiştim.

 

Dışarıyı seyrediyordum; binalar hızlı hızlı gözümün önünden geçiyordu. Bir an gözüme bir kare takıldı; iki bina arasında bir minare görmüştüm. Kalbim birdenbire öylesine çarpmıştı ki… O kareyi gördükten sonra “Oh be! Hamdolsun Türkiye’deyim, Müslümanların arasındayım” demiştim.

-Türkiye'ye yerleşmeyi neden seçtiniz?

-O kardeşlik duygusunu her gün, her an yaşamak için Türkiye'ye yerleşmek istedim. Burada her şey daha farklı. Müslüman bir ülkedeyim. Bir de Türkiye'yi daha yakından tanımak, kültürünü ve dilini daha yakından öğrenmek istedim. Allah izin verirse Arabistan'a da Pakistan'a da ve başka İslam ülkelerine de gitmek isterim. Kardeşlerim nerede ve nasıl yaşıyorlar, kültürleri nasıldır vs. bunları öğrenmek isterim.

-Geldikten sonra sizin "İyi ki Türkiye'ye yerleşmişim" demenize sebep olacak bir şeyler yaşadınız mı hiç?

-Evet, yaşadım. İlk geldiğim zamanlardı ve Erenköy'den Pendik'e gitmek için trene binmiştim. Dışarıyı seyrediyordum; binalar hızlı hızlı gözümün önünden geçiyordu. Bir an gözüme bir kare takıldı; iki bina arasında bir minare görmüştüm. Kalbim birdenbire öylesine çarpmıştı ki... Nasıl anlatılır bilmiyorum ama o kareyi gördükten sonra "Oh be! Hamdolsun buradayım, Müslümanların arasındayım" demiştim. Amerika'da hep kiliseleri görüyordum ama burada camileri görüyorum. Burada ezan duyacağım, kardeşlerim beş vakit camileri dolduracak ve ben de onlarla olabilirim. Ezanlar duymak hele mükemmel bir şey. Sizi birileri davet ediyor ve diyor ki "Gel bizimle birlikte ol, gel bizimle beraber Allah'a ibadet et." Burada insanlarla beraber ibadet etmek çok güzel. Kardeşlik duygusunu yaşıyorsunuz en iyi şekilde. Bu kan kardeşliğinden de önemli bir şey. Buraya yerleşmeden önce kız kardeşimi ziyaret ettiğimde bana neden Türkiye'ye yerleşmeye karar verdiğimi sormuştu. Bunu anlamlandıramadığını söylemişti. Ben de ona, "Orada beni daha iyi anlıyorlar" demiştim.

-Necla ismini neden seçtiniz?

-Müslüman olmaya karar verdiğimde annem bana "Sen gözün kör bir şekilde bu dini seçiyorsun. Murat'a duyduğun aşk yüzünden nasıl bir durum içerisinde olduğunu bilmiyorsun. İlerde gözlerin açılınca hata yaptığını anlayacaksın" demişti. Ben de ona bir cevap vermek istedim. Çünkü kör olarak değil, sorarak, araştırarak ve Hristiyanlık'la karşılaştırarak İslam'ı seçmiştim. Bunun "geniş göz, geniş gözlü" anlamlarına gelen Necla ismini seçtim. İngilizcede ise "geniş göz" hem gözleri açık olmak hem de ufku geniş olmak anlamlarına gelir. Böyle bir anlamı da oluşmuştu Necla isminin bende. Kısaca anneme, "Ben kör olarak İslam'ı seçmedim" demek için Necla ismini tercih ettim. 


Kitabın Künyesi:

Adı: Teksas'tan Hakikate Yolculuk

Yazar: Najla Tammy İlhan

Yayınevi: TİMAŞ

Sayfa: 127

Yayın Yılı: 2008

 

Yorumlar

 
Hacı Mustafa ERSÖZLÜ
Hacı Mustafa ERSÖZLÜ12.05.2016

Kitabı henüz alıp okuyamadım kitapçıda kalmamış.

12.05.2016