Sonpeygamber.info Forum

Forum  
20 Temmuz, 2008, 23:33:11 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Sonpeygamber.info üyelik bilgilerinizle foruma katılabilirsiniz.  Yeniden üye olmanıza gerek yoktur. Şifre hatası alırsanız öncelikle Sonpeygamber.info Üyelik sayfasından giriş yapınız.
 
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
Gönderen Konu: Bir Kur'an Ödevimiz Olmalı  (Okunma Sayısı 296 defa)
medinenin_gülü
Kıdemli
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 166



« : 27 Mart, 2008, 19:18:56 »

Ömer b. el-Hattâb (r.a), Rasûl-i Ekrem'in (s.a) şöyle buyurduğu rivâyet eder:

"Kim hizbini veya onun bir kısmını okumadan uyur, sonra da onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, böyle bir kimse için onu geceden okumuş gibi sevap yazılır"1

Hadis-i şerifte geçen "hizb" kelimesi, "Kur'ân'dan bir bölüm; evrâd ve ezkâr" mânasına gelir. Kur'ân lafzı ile birlikte kullanılan "tahzib" kısımlara, bölümlere ayırarak onu okumayı ifade eder. İmam Mâlik'in (v. 179/795), bahse konu olan hadis-i şerifi "Tahzibu'l-Kur'ân" bab başlığı altında zikretmesi de bunu gösterir. Ancak bu okumanın, "Amellerin Allah Teâlâ'ya en sevimli olanı, az da olsa en devamlı olanıdır."2 hadis-i şerifi gereğince kesintiye uğratılmaması gerekir. Kaldı ki bu husus, yukarıda verilen hadisimizin metninden de anlaşılmaktadır. Tabii, sözü edilen "okuma"nın tedebbür ve vukûf ile yani, hayata geçirme adına düşünerek, öğüt ve ibret alarak bir okuma tarzı olduğu açıktır. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim'in yedi gün içinde okunması konusunda görüşü sorulan Zeyd b. Sâbit (r.a):

-Güzel, ne var ki onu on veya onbeş gün içinde okumak bana daha hoş geliyor! demişti. Suâli soran zâta Zeyd (r.a):

-Bana bir sorsana neden öyle? deyince, o da:

-Peki soruyorum sana, neden öyle? suâlini sormuştu. Bunun üzerine Zeyd b.Sâbit (r.a) şu cevabı vermişti:

-Kur'ân-ı tedebbür etmem ve ona vâkıf olmam için!3

Açıktır ki, okunan Kur'ân âyetleri ile yaşanan olaylar arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki vardır. Türkçe açıklaması ile birlikte ilâhi beyânı anlama cehdi göstererek Kur'ân okuyan bir müslüman bu ilişkiyi çoğu zaman keşfedebilir. Şüphesiz, olayları yakından takip eden ve onları Kur'ân ışığında değerlendiren bir mü'min de basîret üzere hareket edecek, "bir delikten iki kez ısırılmayacak" ve imanın coşkusunu gönlünde hep hissedecektir.

"Kur'ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! Gerçekte, iman edip Rablerine dayananlar üzerinde onun (şeytanın) bir gücü ve hâkimiyeti yoktur. Onun güç ve hâkimiyeti ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır."4 "Şüphesiz, benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin (şeytan) güç ve hâkimiyetin olmayacaktır."5 "Ancak sana uyan azgınlar(ı azdıra bilirsin)"6 âyetlerini okuyan bir mü'min, Rahmân'ın yolunda hareket eden bir insan olarak, kendini güçlü ve emin görecek, şeytandan ve onun aldattığı şer odaklarından bir korku hissetmeyecektir. Aksine o, kendini onlara karşı bir mücadele içinde bulacaktır. Şüphesiz o, "günahkârlar istemese de hakkı ihkâk ve bâtılı ibtâl için"7 yürüteceği mücadelede başvurulması gereken yöntemi de Kur'ân'dan öğrenecektir: "Sabırla, namazla (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz bu zordur, fakat kalbi Allah'a saygı ile ürperenlere; kendilerinin Rablerine kavuşacaklarını ve ona döneceklerini düşünen ve kabullenen kimselere hiç de zor değildir."8

Âhiret yurdunu unutarak, geçici dünya hayatını ebediyyet üzere kuran, sürekli olarak hep rant peşinde olan ve geleceğine fazla güven duyan insanların, "zillete düşmeye mahkûm"9 zavallıların acı sonlarını da okuduğu Kur'ân'dan10 öğrenecektir.

"(Peygamberim!) Mü'minleri de (mücadeleye) teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar (size zarar vermelerini önler)"11 "Ve sen onunla (Kur'ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver / mücadeleyi sürdür"12 âyetlerini okuyan bir Kur'an adamı da dinin tabii gelişimine tahammül edemeyen inançsızların şiddetini kırmak, onların saldırgan tutum, tavır ve davranışlarına bir son vermek azim ve gayretini gösterecektir. Bazen de o, kendini bilmezlerin sözlü ve yazılı sataşmalarına uğrayıp hedef haline geldiğinde "selâm" deyip geçecektir.13 Böylece o, barış ortamından yana olduğunu bir kez daha onlara hatırlatmış olacaktır.

"Yeryüzünde ve sizin öz varlıklarınızda meydana gelen hiçbir musibet (âfet, hastalık) yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (tayin ve tesbit edilmiş) olmasın. Doğrusu bu, Allah'a kolaydır. (Başınıza gelecek olanları önceden bir kitaba yazdık ki) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği imkan ve nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği empoze ederler. Kim (Allah yolunda harcamaktan) yüz çevirirse (bilsin ki) Allah zengindir, övgüye lâyıktır."14 âyetlerini zihninden geçiren bir müslümanda anormal bir davranış da görülemeyecektir. Deprem, yangın, sel felaketi, kıtlık-kuraklık, hastalık-ölüm gibi hâdiseleri Allah'ın "bilgi hazinesi"ne (kitâb) havale ederek ilâhî takdire teslim olan insanda bir isyan veya bir hırçınlık görmek mümkün müdür? Aynı şekilde onun, sahip olduğu servet, mevki-makam, siyâsi nüfuz gibi imkânları bir gurur ve bir kibir vesilesi yapması da mümkün değildir. Şüphesiz bu gerçeğin farkında olan bir Kur'ân okuyucusu "lütfun da hoş, kahrın da hoş" diyerek Yüce Kudret'e boyun eğecek ve içinde yaşadığı imtihan dünyasında dengeli bir çizgi takip edecektir.

İstanbul'da verdiği bir konferansta R. Garaudy şöyle demişti: "Müslümanlar, içinde bulundukları bunalımlı ortamdan Kur'ân-ı Kerim'in mesajını tam olarak anlayıp uygulamaya koydukları zaman kurtulabilirler... Müslümanlar batılılaşma eğilimini bir an önce bırakmalıdırlar. Çünkü Batı iflâs etmiştir ve hastadır. Sağlıklı bir kişinin hastayı taklid etmesi ise anlamsızdır." R. Garaudy'nin bu önemli tesbit ve müşâhedesinin, müslümanlar için ciddiye alınması gereken bir öğüt olduğuna inanıyorum.

Hâsılı, insanlığın huzur ve saadeti, kazandığı Kur'ân ahlâkı sâyesinde kendini dünyanın gidişatından sorumlu gören mü'min fertlerin gayretinde saklıdır. İşte bunun için "Bir Kur'an Ödevimiz Olmalı."

Doç. Dr. Zekeriya Güler

--------------------------------------------------------------------------------

Dipnotlar: 1. Müslim, Müsâfirîn, 142; Ebû Dâvud,Tatavvu 19; Tirmizi Cum'a 56; Nesâi, Kıyâmu'l-leyl, 65; İbn Mâce, İkâmet, 177; Dârimi, Salât 167; Muvatta Kur'ân 3, 2. Müslim, Müsafirin, 218. 3. Muvatta Kur'ân, 3. 4. Nahl 16/98-100 5. İsrâ 17/65 6. Hıcr 15/42 7. Enfâl 8/8 8. Bakara 2/44-46 9. Mücâdele 58/20 10. Nahl 16/112 11. Nisâ 4/84 12. Furkân 25/52 13. Furkân 25/63 14. Hadid 57/22-24
Logged

Doğ kalbime bir lahzacık Ey Nur-i dilara,

Nurun ki gönül derdime dermandır EFENDİM.
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
 
Gitmek istediğiniz yer: