Sonpeygamber.info Forum

Forum  
22 Ağustos, 2008, 00:34:22 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Sonpeygamber.info üyelik bilgilerinizle foruma katılabilirsiniz.  Yeniden üye olmanıza gerek yoktur. Şifre hatası alırsanız öncelikle Sonpeygamber.info Üyelik sayfasından giriş yapınız.
 
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
Gönderen Konu: LOKMAN (LUKMAN) HEKIM  (Okunma Sayısı 305 defa)
selhaddin
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32


« : 20 Ocak, 2008, 17:50:45 »

Bir nebî veya velî oldugu ihtilâfli; ancak çogunlugun
tercihine göre hakim bir sahsiyet.



Kur'ân-i Kerîm'de Lokman adi iki yerde geçer (Lokman,
31/12,13). Kelime, ayni zamanda Mekkî bir surenin adidir. Bu sûrenin nüzul
sebebi Kureyslilerin Lokman'i Hz. Peygamber (s.a.s)'e sormalaridir.



Lokman'in adi geçen iki ayetin meâli söyledir: "Andolsun Biz
Lokman'a Allah'a sükretmesi için hikmet verdik. sükreden kimse ancak kendisi
için sükretmis olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her seyden müstagnîdir,
övülmeye lâyik olandir. Lokman, ogluna ögüt vererek. "Yavrum, Allah'a es kosma,
dogrusu es kosmak büyük zulümdür" demisti " (Lokman, 31/12,13). Lokman'in adi
içinde geçmese de onun ogluna ögütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet
içinde Yüce Allah, Lokman'in ögüdündeki es kosmayi(sirk) tekit için ana-babaya
iyi davranmak; yaradana sükür, ana-babaya tesekkür etmesini bilmekle beraber;
eger ana-baba Allah'a es kosmak üzere çocugunu körü körüne zorlarlarsa o çocugun
onlara itaat etmemesi, dünya islerinde onlarla güzelce geçinip Allah'a yönelen
kimselerin yoluna uymasi gerektigini bildirmektedir (Lokman, 31/14,15).
Lokman'in ögütleri söyle devam etmektedir: "Yavrum, isledigin sey bir hardal
tanesi agirliginca olsa da, bir kayanin içinde, göklerde veya yerde bulunsa da,
Allah onu getirip meydana kor. Dogrusu Allah Lâtif'dir, haberdar'dir. Yavrum,
namazi kil, iyiligi emret, kötülükten vazgeçir ve basina gelene sabret; dogrusu
bunlar azmedilmeye deger islerdir. Insanlari küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde
böbürlenerek yürüme! Allah, kendini begenip böbürlenen kimseyi hiç süphesiz ki
sevmez. Yürüyüsünde ölçülü ol, sesini de kis! Seslerin en çirkini süphesiz
merkeplerin sesidir" (Lokman, 31/16-19).



Lokman suresinde geçen meâli verilen ayetlerden
anlasilmaktadir ki, bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmet verilmistir. Böyle bir
hikmete ulasan kimseye gereken, o hikmete sükürdür. Aslinda Yüce Allah'in, sükür
de dahil hiç bir seye ihtiyaci yoktur. Ancak sükre ihtiyaci olan Insandir. Çünkü
Allah, sükredince nimetleri artirma vadinde bulunmustur (ibrâhim, 14/7). Lokman,
üç kere "yavrum" veya "oglum" diye hitap ederek ogluna ögüt vermistir. Bunlardan
ilkinde Allah'a es, ortak kosmamasini ögütlemistir. Çünkü bu, Allah'in hakkini
baskasina vermek, kullarin ve bütün varliklarin yaratanina olan bu haksizlikla
onlarin haklarini çignemek, basta Yüce Allah'in ikram ettigi, serefli kildigi
Insan olmak üzere bu varliklari esas yaratanindan baska fâni, âciz, güçsüz
seylere yönelterek onlari tahkîr etmektir. Lokman, ikinci "yavrum" hitabiyle
baslayan ögüdünde, Yüce Allah'in hardal tanesi kadar da olsa yapilan bütün
iyilik ve kötülükleri gördügünü, bildigini ve onlari ahirette degerlendirecegini
anlatmistir. Nitekim Yüce Allah, zerre miktar hayir-ser isleyenin karsiligini
görecegini bildirmektedir (ez-Zilzâl, 99/7-8). Lokman, yine ogluna hitaben
üçüncü ögüdünde onun namazi kilmasini, iyiligi emredip kötülükten
vazgeçirmesini, basina gelene sabretmesini, Insanlara böbürlenip
kibirlenmemesini, çalim satip ögünmemesini, yürümesinde, konusurken sesinde
ölçülü olmasini tavsiye etmistir.



Lokman hakkinda hadislerde de bazi bilgiler bulunmaktadir.
En'âm suresi'nin 82. ayetinin nüzulünde sahabeler: "Ey Allah'in Resulü! Bizim
hangimiz nefsine zulmetmez ki...?" dediklerinde, Peygamberimiz. Bu ayetteki
zulüm sizin sandiginiz gibi degildir. O zulüm, sirk demektir. Lokman'in ogluna
nasihat ederken, yavrum, Allah'a sirk kosma. Zira sirk en büyük zulümdür
dedigini isitmediniz mi?" cevabini vermistir (Sahîh-i Buhârî, Tecrîd-i Sarîh,
Tercemesi, IX, 163). Lokman söyle derdi: "Yavrum, ilmi âlimlere karsi
böbürlenmek, sefihlerle münazarada bulunmak ve meclislerde gösteris yapmak için
ögrenme!" (Ahmed b. Hanbel, I,190). Bu anlatim ve devami baska bir rivayette
söyle yer almaktadir: "...Ginâ göstererek ve cehalete düserek ilmi terketme!
Yavrum, meclisleri ihmal etme! Allah'i anan bir topluluk gördügünde onlarla
otur. Eger âlimsen ilmin isine yarar; cahilsen onlar sana ögretirler. Umulur ki
Allah onlara rahmetini lütfeder, onlarla beraber sana da ulasir. Allah'i anmayan
bir lopluluk gördügünde onlarla oturma. Eger âlimsen ilminin sana bir yarari
olmaz; cahilsen onlar seni saptirirlar. Allah onlari azabina düçar kilar, sana
da onlarla beraber isabet eder" (Dârimî, Mukaddime, 34). Yine bir hadis-i
serifde ilim-hikmet hakkinda söyle denilmektedir: "Hakîm Lokman ogluna su
tavsiyede bulunmustur. Yavrum âlimlerin yaninda otur ve dizlerinle onlara çok
yaklas. Çünkü Allah, gökten indirdigi yagmurla ölü topragi dirilttigi gibi,
kalbleri hikmet nûruyla diriltir"(Muvatta, ilim, 1). Lokman hakkinda baska bir
hadis de söyledir: "Hakim Lokman, söyle derdi: süphesiz Allah bir seyi emânet
aldigi zaman onu korur" (Ahmed b. Hanbel, II, 87).



Bu hadislerin, meselâ zulüm, hikmet, ilim gibi konularda
Kur'ân-i Kerîm'deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabitali oldugu görülmektedir.



Lokman'in kim oldugu konusunda çesitli görüsler vardir. ibn
ishak'a göre Lokman'in nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)]
Dördüncü. Kusakda Hz ibrahim (a.s)'in babasi Âzer'e ulasir. Vâkidî, Lokman'in
isrâilogullari kadisi, Eyle ve Medyen taraflarinda yasayan, Eyle'de ölen bir
kimse oldugunu zikreder. ikrime'ye göre Lokman bir nebîdir. Ancak onun bir hakim
oldugunda âlimlerin ittifaki vardir (Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi, IX,
163). Vehb b. Münebbih'e göre; Lokman ibn Bâûra, Âzer neslindendir. Mukâtil'e
göre ise, Hz. Eyyub (a.s)'in kizkardesinin veya teyzesinin oglu idi. Uzun müddet
yasadi. Hz. Davud'a yetisti ve ondan ilim aldi. Sanat sahibi idi. Bir nebî
oldugunu söyleyenler de oldu. ibn Rüsd, Tehâfüt'ünde söyledigi gibi, her nebî
hakîmdir, fakat her hakim nebî degildir. Bakara sûresi'nin 269. ayetine göre
Yüce Allah hikmeti istedigine verir. Kime de hikmet verilmisse ona büyük hayir
lütfedilmistir. Dolayisiyle o kimsenin ilmen, amelen bunun sükrünü yerine
getirmesi gerekir. Lokman için de Kur'ân'da böyle söylenmistir (Elmalili Hamdi
Yazir, Hak Dini Kur'an Dili, IX, 3842-3843).



Lokman, Islâm'dan önceki Araplarda kendisinden çok bahsedilen
bir sahsiyet idi. Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarinda adi geçmez. Onun Âd
kabilesinden veya Habesli bir köle oldugu da belirtilmistir (S.G.F. Brandon, A
Dictionary of Comparative Religion, London 1970, s. 414).



Eski Arap geleneginde cahiliyye devri Insanlari bu zata
Lukmânü'l-Muammer diyorlardi. Onun yedi kartalin ömrü kadar uzun yasadigina
inanilirdi. Ebû Hâtim es-Sicistâni'nin "Kitâbül-Muammarîn" adli eserinde Lokman,
Hizir'dan sonra uzun yasayan ikinci sahsiyet olarak yer alir. Yedi kartal ömrü
bes yüz altmis yil yapsa da çesitli rivayetlerde onun bin, hatta üç bin-üç bin
bes yüz yil yasadigi bile ileri sürülmüstür. Lokman'a, Nâbiga'nin siirlerinde
bile rastlanir. Cahiliyye geleneginde Lokman ayni zamanda bir kahraman ve hakim
bir kimse olarak da görülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmisti. Bütün bunlar
arasinda Lokman, Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârligi
dolayisiyla kuraklik cezasi verildiginde, onun da dahil oldugu bazi kimseler
yagmur için dua etmek üzere Mekke'ye giderler. Ancak Âdlilar orada zevk ve
safâya dalip esas vazifelerini unuturlar. Hatirlatildiginda da birisi siyah bir
bulut isteyiverir. Âd kabilesinin mahvi bu bulutla olur. Aslinda onlarin
cezalandirilmalari Hz. Hûd'a itaatsizlikleri dolayisiyladir. Âd kavmi ile ilgili
ayetlerde ve Hûd suresinde Lokman'in adi geçmez (Bernhard Heller, iA., "Lokman
", maddesi).



Lokman, Kur'ân-i Kerîm'de yer aldiktan sonra, Arapça darb-i
mesel ve hikmet kitaplarindan Kasasul-Enbiyalara kadar bir çok eserlerde yer
aldi. Sa'lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis"inde ondan bahsederken Kur'ân'daki
anlatimi baska rivayetlerle genisletir. O, Lokman'in kim oldugu konusunda
yukaridaki bütün bilgileri verdikten sonra Mücâhid'in onun uzun dudakli siyahî
bir köle oldugu yolundaki rivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti
takviye sadedinde Insanlardan Sudan'dan çikmis üç hayirli kimse arasinda, Bilâl
(Habesli ?), Hz. Ömer (r.a)'in kölesi Mühecca' ve Lokman'a (Sudan'in Misir'a
yakin Nubya tarafindan) yer veren rivayeti de almaktadir. O, Lokman'in Habes'li
bir marangoz, bir terzi oldugu konusundaki iddialari da aktardiktan sonra,
âlimlerin onun hakim olup nebî olmadiginda ittifak ettiklerini, bu konuda
ikrime'nin farkli görüse sahip oldugunu (bazilarina göre Lokman'in nebîlik ile
hakimlikten birini tercihte serbest birakildigi, onun hikmeti seçtigini)
belirtmektedir. O, ayrica Lokman'in nebî olmadigi; Allah'in çok tefekkür, iyi
yakin ile takvâ ehli kildigi bir kul oldugu; onun Allah'i, Allah'in da onu
sevdigi, ona hikmet lütfettigini açiklayan bir hadis de nakleder (Sa'lebi,
Arâisul-Mecâlis, 312).



Sa'lebî, Lokman'in, dünyada sikinti çekenin refahtakinden
hayirli oldugunu; dünyayi ahirete tercih edenin dünyada da, ahirette de
kaybedecegini; malin sihhat, nimetin nefis temizligi gibi olmadigini; dogru söz,
emaneti yerine teslim ve bos yere konusmayi terkin hikmeti dogurdugunu
söyledigini nakleder. Yine onun nakline göre Lokman ogluna söyle dedi:



"Dünya derin bir denizdir. Çoklari onda bogulmustur. O denizde
senin gemin Allah'dan takvâ olsun. Binegin Allah'a imanin ve yolun Allah'a
tevekkül olsun. Umulur ki kurtulursun; tamamen kurtulacagini da sanmam. Yavrum,
Insanlar ibadet ve taatte her gün noksanlastiklari halde nasil olur da
vadolunduklarindan korkmazlar! Yavrum! Dünyadan yetecek kadar al, ona kapilma,
bu ahiretine zarar verir. Dünyadan el etek de çekme, yoksa Insanlara yük
olursun. Oruç tut, bu sehvetini keser. Seni namazdan alikoyan orucu tutma, çünkü
Allah'in katinda namaz oruçtan daha büyüktür... Yavrum! iyiligi ondan anlayana
yap. Nitekim koç ile kurt arasinda dostluk olmadigi gibi; iyi ile kötü arasinda
da dostluk olmaz. Çekismeyi seven hakarete ugrar, kötülük olan yerlere giden
töhmet altinda kalir, kötülüge yaklasan kendini kurtaramaz ve dilini tutmayan
pisman olur. Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma.
Yavrum! Güvenilir kimse ol ki zengin olasin. Kalbin günah lekeleriyle dolu
oldugu halde Insanlara, Allah'dan korkuyormussun gibi görünme. Yavrum, âlimlerle
bir arada bulun ve onlarin dizinin dibinden ayrilma; fakat onlarla tartismaya da
girme, yoksa sohbetlerinden seni mahrum ederler. Onlara bir sey sorarken nazik
davran. Seni ihmal ettiklerinde onlara bikkinlik verme, yoksa senden usanirlar.
Yavrum! her seyi arkani dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklasma!
Zira bu, basîreti azaltir ve akli zayiflatir. Yavrum, küçükken edepli olursan,
büyüdügünde faydasini görürsün! Yavrum, yolculuga çiktiginda, onu çekip
götürebilecegin bir yerde olmadikça, hayvanindan emin olma; çünkü onun sirti
çabuk yagir olur ve bu hakimlerin islerinden degildir. Gidecegin yere
yaklastiginda da hayvanindan in ve yürü; kendinden önce onu doyur. Gecenin ilk
saatlerinde yolculuga çikmaktan sakin! Sana gecenin yarisina kadar dinlenip gece
yarisindan sonra yola çikmani tavsiye ederim. Sefere çikarken yanina kilicini,
mest'ini, sarigini, elbiseni, su kabini, igne ve ipligini, biz'ini (saraç ignesi)
al! Ayrica yaninda sana ve beraberindekilere yetecek kadar ilâç bulundur.
Arkadaslarinla, Allah'a isyanin disindaki hususlarda uyum sagla ve onlara vefâ
göster! Yavrum, kanaatkâr görünmekten sakin, zira bu tavrin sana gündüzleri
söhret, geceleri ise süphe getirir. Yavrum, kendini unutup da Insanlara iyiligi
emretme! Yoksa senin durumun, Insanlara isik verdigi halde kendisi yanarak
tükenen kandile benzer! Yavrum, küçük isleri umursamazlik etme! Çünkü küçük,
yarin büyüge dönüsür. Yavrum, yalan söylemekten sakin! Çünkü yalan, dînini ifsat
eder, Insanlarin yaninda mürüvvetini noksanlastirir ve bu durumda da utanma
duygun yok olur; degerin düser, makam ve mevkiin elden gider; küçümsenirsin,
konustugun zaman sözün dinlenmez, söyledigine itibar edilemez. Bu duruma
düsüldügünde de yasamanin zevki kalmaz! Yavrum, kötü huydan, sikinti vermekten,
sabirsizliktan sakin! Bu hasletler karsisinda hiç bir arkadasin sana dürüst
davranmaz ve seninle aralarinda dâima bir mesafe birakirlar. isini sev; sik sik
karsilastigin olaylar karsisinda sabret! Insanlara karsi güzel huylu ol! Zira
huyu güzel olan, herkese güler yüz gösteren ve bunu yayginlastiran, iyiler
yaninda nasîbini alir; ona karsi iyi kimseler sevgi besler, kötüler de ondan
uzaklasir. Yavrum, gönlünü kederlerle ve kalbini üzüntülerle mesgul etme. Aç
gözlülükten sakin. Takdire riza göster. Allah tarafindan sana verilene kanaat et
ki hayatin güzellessin, gönlün sürurla dolsun ve hayattan zevk alasin. Eger
dünya zenginliklerinin senin için bir araya getirilmesini istersen, Insanlarin
ellerinde olanlara göz dikme! Zira peygamberleri bulunduklari mertebeye
ulastiran sey Insanlarin ellerinde bulunanlara göz dikmemeleridir. Yavrum, dünya
hayati kisadir. Senin oradaki ömrün ise daha da kisadir. Bu kisa ömrün de daha
az bir kismi geride kalmistir. Yavrum, iyiligi ehline yap, ehil olmayana iyilik
yapma; yoksa o, dünyada bosa gider, ahirette de sevabindan mahrum olursun.
iktisatli ol, savurgan olma; cimrilik derecesinde mala sarilma, israfa varacak
sekilde de onu dagitma! Yavrum, hikmete saril ki onunla ikram göresin, onu
yücelt ki sen de üstün tutulasin. Hikmet ahlâkinin en üstünü Allah (c.c)'in
dinidir. Yavrum, hasedçinin üç belirgin özelligi vardir: Giyabinda dostunu
çekistirir, yaninda oldugu zaman ona yaltaklanir, o bir musibete duçar oldugunda
da ona sevinir" (Sa'lebî, a.g.e., 313-315).



Lokman'la ilgili olarak sadece ogluna ögütler, hikmetli
sözler, atasözleri (emsâl, durub-i emsâl) degil, kissalar da nakledildi.
Bunlardan Lokman'in bir köle olarak birisine takdim edildiginde. o, diger
kölelerin incirleri onun yedigini ileri sürerek efendilerini kandirmak
istedikleri zaman, hep beraber sicak su içmelerini tavsiye eder. Efendileri öyle
yapar, sonunda Lokman yalniz su kusarken, digerleri incir artiklarini su ile
çikarmaya baslarlar. Bir gün efendisi, gelen misafiri için, Lokman'a en iyi ne
varsa onu ikram etmesini söyler. O da koyun dili ve yüregi getirir. Bir baska
gün yine misafir için bu defa en kötü ne varsa onu çikarmasini söylediginde ayni
seyleri verdigini görünce, sebebini sorar. Lokman, iyi bir dil ve yürekten daha
iyi bir sey olmadigi gibi, kötü bir dil ve yürekten de daha kötü bir sey
bulunmadigi cevabini verir (Sa'lebî, ayni yer).



Lokman'a bu kissalar dolayisiyla Araplar'in Ezop'u (Aesopos)
denilmis, Avrupa'da Ezop'a atfedilen bir çok nükteler Lokman'a isnat olunmustur.
Batili yazarlar Lokman'la ilgili kissalarin sonraki devirlerde Ezop'unkilerden
kopya edildigini ileri sürerler. Bu konuda karsilastirmalar ve örneklere de yer
verip eski gelenekte Lokman, hakîm, hatta peygamber bir kimse olarak taninirken;
sonraki devrede artik köle, marangoz haline sokuldugunu eklerler. Onlara göre
Lokman; Bileam, Ahikar, Ezopla ayni görülmüstür. Bileam, Kitab-i Mukaddes'te
geçer. Müfessirler, seceresi Lokman b. Bâûr b. Nahor b. Tarih seklinde geçen bu
zatin ibrani dilinde "bala", Arapça "Lakama" kökleri ayni yutmak anlamina
geldigi için, Kitab-i Mukaddes'teki karsiliginin Bileam oldugu kanaatine
ulasmislardir (Bileam için bk. Sa'lebî, 209 vd.). Lokman, Bileam midir
tartismasinda buna olumlu bakanlar yaninda karsi çikanlar; Lokman, Kur'ân ve
önceki gelenekte saygi duyulan; Bileâm, Kitab-i Mukaddes ve Aggada'da nefret
edilen bir kimsedir, demektedirler (bk. Belâm). Lokman'i, Roma'li Ahikar veya
Yunan'in Ezop'una benzetenler, onlarin sözlerinin veya onlarla ilgili
anlatimlarin benzerliklerine dayanmaktadirlar (Bernhard-N.A. Stillman,"Lokman",
Encyclopedia of islam, Leiden 1978, IV, 813).



Logged

O HALDE RABBİNE HAMD İLE TESBİH ET VE SECDE EDENLERDEN OL VE ÖLUM SANA GELİNCEYE KADAR RABBİNE KULLUK ET (HİCR98-99)
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
 
Gitmek istediğiniz yer: