Sonpeygamber.info Forum

Forum  
06 Temmuz, 2008, 21:25:46 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Sonpeygamber.info üyelik bilgilerinizle foruma katılabilirsiniz.  Yeniden üye olmanıza gerek yoktur. Şifre hatası alırsanız öncelikle Sonpeygamber.info Üyelik sayfasından giriş yapınız.
 
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
Gönderen Konu: Hz. DAVUD (a.s.)  (Okunma Sayısı 272 defa)
selhaddin
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32


« : 20 Ocak, 2008, 17:51:57 »

Kur'ân-i Kerim'de adi geçen israilogullari
peygamberlerinden biri.



Yahuda kabilesinden isa (Yasa)'nin sekizinci ogludur.



insanoglu yoldan çikip da batakliga düstükçe, yüce Allah,
onlara peygamberler göndermistir. Onlar bu peygamberler vasitasiyla uyarilmistir.
israilogullarina da peygamberler gönderilmistir. Onlar, umumiyetle bu
peygamberlere isyan hatta ihanet etmislerdir.



. Musa'nin vefatindan sonra, yine israilogullari isyanin
karanligina daldilar. Azginlik yaparak Hz. Musa'nin Allah'tan getirdigi akîdeyi
terk etmeye basladilar. Cenâb-i Allah, onlarin üzerlerine baska bir kabîleyi
musallat etti.



Hz. Musa'nin vefatindan sonra israilogullarinin idaresi
Yusa'ya kaldi. israilogullarini çölden çikararak onlari dedelerinin ülkesine
yerlestirdi. Bu ülke, Hz. Yakub'un yasadigi Ken'an bölgesi olup, israilogullari
için mukaddes ülke sayilir.



israilogullari Hz. Musa'nin vefatindan sonra Filistin
çevresine yerlesmis bulunan Amâlika Kabilesi ile karsi karsiya geldiler.
israilogullari Amâlika ile yaptiklari bir savastan maglup çiktilar. Kendilerini
toparlayarak yeniden bu düsman ile çarpismak istediler. Yüce Rabbimiz onlarin bu
durumunu söylece anlatmaktadir: "israilogullarindan bir cemaat Musa'dan sonra
peygamberlerine: "Bize bir hükümdar gönder ki, Allah yolunda savasalim" dediler.
Peygamber. "Size muharebe farz olunursa korkarim ki, savasmazsiniz" dedi. Onlar:
"-Niçin Allah yolunda savasmayalim? Yurdumuzdan ve evlatlarimizin yanindan
çikarildik" dediler. Onlara farz kilindiginda, birazi müstesna olmak üzere,
savastan yüz çevirdiler. " (el-Bakara, 2/246)



"Peygamberleri onlara: Allah, Teâlâ size hükümdar olarak
gönderdi dediginde, onlar: O, bize nasil hükümdar olur? Biz hükümdarliga ondan
daha layikiz. Onun mali da çok degildir. dediler. Peygamber. "Allah onu, sizin
üzerinize namaz kildi. Ona ilimde ve cisimde fazlalik (üstünlük) verdi. Allah,
mülkü diledigine verir. " (el-Bakara, 2/247).



israilogullari tarafindan kutsal kabul edilen bir sandik
vardi. Kur'ân-i Kerim'de bu sandiga "Tâbût"* adi verilmektedir. Amâlikalilarla
yapilan savas sonucunda bu sandik Câlût (Golyat)'in eline geçmisti.
israilogullari bunun acisini duyuyorlar, fakat Tâlût'un da hükümdarligina itiraz
etmekten geri kalmiyorlardi.



"Peygamberleri onlara söyle dedi: Onun hükümdarligina
alamet; size, içinde Rabbiniz tarafindan sekînet ve Musa ailesi ile Harun
ailesinin mirasi bulunan Tâbût'u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eger siz iman
edenlerdenseniz, bunda sizin için ibret ve mûcize vardir. " (el-Bakara, 2/248).
Tâbût'un israilogullarinin eline geçmesi onlari yüreklendirdi. Yeniden
toparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût, israilogullarina ögütte
bulundu. Onlara söylece seslendi: "Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan
ediyor. O nehirden içen benden degildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen
bendendir" dedi. Onlarin pek azi müstesna, digerleri içti. Tâlût ile iman
edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karsi duracak takat
bizde yoktur dediler. Allah'a kavusacaklarini bilenler. Nice az bir topluluk
vardir ki, Allah'in izni ile daha çok olana galip gelmistir. Allah,
sabredenlerle beraberdir. ' dediler. " (el-Bakara, 2/249)



Amâlika ordularinin basinda Câlût (Golyat) bulunuyordu.
Câlüt'un ordusuyla karsi karsiya gelen mümin kitle söyle dua etti: "Ya Râb,
üzerinize sabir ve sebat ihsan eyle, ayaklarimizi sabit kil ve kâfir kavme karsi
bize yardim et. " (el-Bakara, 2/250)



Tâlût'un ordusunda Dâvûd (a.s.) bulunuyordu. Dâvûd (a.s.),
Hz. Yakub'un neslinden idi. israilogullarindan olan Dâvûd, daha küçük yasta bir
delikanli iken, hak davanin amansiz düsmani, zorba ve güçlü ordulara sahip olan
Câlût ile yaptigi mücadeleyi kazanmis ve bu savasta Câlût'u sapan tasiyla
öldürmüstü. Bu olayda Allah'a tevekkül eden müminlerin zalimleri nasil yendigi
gösterilmektedir.



Câlût, zalim zengin ve korkunç bir hükümdardi. Onun açikça
belli olan büyük üstünlügü vardi. Fakat Allahu Teâlâ, o zaman islerin yalniz
zahiriyle meydana gelmeyip, gerçek anlamiyla vukû buldugunu göstermek istedi.
islerin hakikatini sadece O bilir. Her seyin ölçüsü yalniz O'nun elindedir.
Aslinda insanlara güçlü görünenin zayif, zayif görünenin de Allah'in yardimiyla
güçlü oldugu ölçüsü Allahu Teâlâ'ya aittir. insanlar ise vazifelerini yerine
getirmek, Allah'u Teâlâ' ya verdikleri ahitlerini ifa etmekle yükümlüdürler.
Bundan sonra Allah'in istedigi seyler istedigi sekilde olur. insanlara,
kendilerini korkutan zâlimlerin zayif, çok zayif olduklarini, Allah onlarin
ölmesini istedigi zaman küçücük delikanlilarin bile maglup edebilecegini
göstermek için bu zalim diktatörün ölümünü, daha genç bir bir delikanli iken Hz.
Dâvûd'un eline verdi. Burada Allah'u Teâlâ'nin tahakkukunu istedigi gizli baska
hikmetler de vardi. Allah, Tâlût'dan sonra mülkü Hz. Dâvûd'un almasini ve onun
yerine oglu Süleyman (a.s.)'i varis kilmayi istedi. Bu sebeple Hz. Dâvûd
(a.s.)'in gücü, Câlût'u öldürmesiyle gösterilmis oluyordu.



"Allah'in izniyle, onlari hemen hezimete ugrattilar. Dâvûd
da Câlût'u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte oldugu seylerden
de ona ögretti." (el-Bakara, 2/251).



Câlût'un öldürülmesiyle Amâlikalilar bozguna ugradilar,
darmadagin oldular. Bu olaydan sonra halk, Hz. Dâvûd (a.s.)'a daha çok sevgi ve
saygi göstermeye basladi.



Tâlût'un ölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem
yönetim, hem peygamberlik verildi; "...Dâvûd'a daglari ve kuslari boyun egdirdik.
Onunla beraber tesbih ediyorlardi. Biz (bunlari) yapariz." "Ona, sizi savasin
siddetinden korumak için zirh yapmayi ögretmistik. Ama siz, sükrediyor musunuz
ki?" (el-Enbiya, 21/78, 80)



"Andolsun Dâvûd'a tarafimizdan bir üstünlük verdik. Ey
daglar, onunla beraber tesbih edin ve ey kuslar (siz de). Ve ona demiri
yumusattik.", "Genis zirhlar yap, dokumasini ölçülü yap ve (hepiniz) iyi isler
yapin. Çünkü ben, yaptiklarinizi görmekteyim. diye vahyettik." (Sebe, 34/10-11).
Hz. Dâvûd (a.s.) hakkinda Kur'ân-i Kerim'den gelen rivâyetler; Dâvûd'un çok
güzel bir sesi oldugunu, kendisine verilen Zebur'u okumaya baslayinca, daglarin
ve kuslarin onu dinlemek üzere etrafinda toplandiklarini bildirmektedir. Zebur
dört büyük semâvî kitaptan birisi olup, yüzelli sûreden ibarettir. Bu kitap,
ser'î hükümleri tasimadigi için Hz. Dâvûd, Hz. Musa'nin serîati ile
hükmetmistir.



Yahudi kaynaklarinda Hz. Dâvûd'un, Mizmar denen bir musiki
âleti çaldigi kayitlidir. Kur'ân'da da: "(Her taraftan) gelen kuslar da ona
icabet ederler, hepsi onun nagmesine katilirlardi ", "Onun mülkünü
kuvvetlendirmistik. Kendisine hikmet ve açik konusma, güzel konusma vermistik. "
(Sad, 38/19-20) buyuran Allah, ayni sûrenin 21. âyetinde, Hz. Dâvûd (a.s.)
zamaninda olan bir hâdiseyi de, Hz. Muhammed (s.a.s.)'e söyle haber vermistir:
"Dâvûd'un yanina gelmislerdi de, onlardan korkmustu. Korkma dediler, Biz, iki
davaciyiz. Birimiz ötekinin hakkina saldirdi. simdi sen aramizda hak ile hükmet.
Zulmetme. Bizi yolun ortasina (adalete) götür. " (Sad, 38/22)



Kur'ân'da anlatildigina göre bunlar iki kardestiler.
Birisinin doksandokuz koyunu, ötekinin bir tek koyunu vardi. Böyle iken
doksandokuz koyunu olan öteki kardesinin tek koyununu ister, aralarinda tartisma
çikar. Tek koyunu olani bu tartismayi kaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)'a müracaat
ederler. O, davaci olanlardan birini dinler, ötekini dinlemeden hükmünü verir.
Bunu da Allah'u Teâlâ'nin kendisini imtihani sanir. Ancak bu yaptigi hareket
sebebiyle Allah'dan magfiret dileyip secdeye kapanir, tövbe eder. Allah, onu
affettigini bildirir ve ona su vahyi indirir: "Ey Dâvud, biz seni yeryüzünde
(senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptik. insanlar arasinda adaletle hükmet,
keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundan saptirir. Allah'in yolundan sapanlara,
Allah'in hesap gününü unuttuklarindan dolayi, çetin bir azap vardir. " (Sad,
38/26)



israilogullari, Hz. Dâvûd zamaninda en parlak dönemlerini
yasamislardir. Dâvûd (a.s.) Kudüs'ü fethetmis, kendisine baskent yapmisti.



Hz. Dâvûd, hem hükümdar, hem peygamberdi. Bir nimet olarak
bu iki özellik ona verilmisti. O, israilogullarini kirk yil yönetti ve Rabbine
kavustu. Hz. Dâvud (a.s.)'in yerine oglu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da
peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd, bir gün oruç tutar, bir gün yerdi.



Abdullah b. Amr'dan rivâyetle, Abdullah, her gün gündüzleri
oruç tutar, geceleri de (nâfile) namaz kilardi. Onun bu durumu Rasûlullah'a
bildirildiginde Hz. Peygamber onu çagirdi ve söyle buyurdu: "Bir gün oruç tut,
bir gün iftar et. iste bu Dâvûd (a.s.)'in orucudur."



Bir baska rivayette ise, Rasûlullah (s.a.s.) söyle
buyurmustur: "Allah'u Teâlâ ya en sevimli oruç, Dâvûd (a.s.)'in orucudur. O, bir
gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Allah'a en sevimli namaz da Dâvûd namazi
idi. O, her gecenin yarisinda uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kilardi. Altida
birinde de yine uyurdu." (Müslim, Siyam, 183; Nesâî, Siyam, 69).



 

Logged

O HALDE RABBİNE HAMD İLE TESBİH ET VE SECDE EDENLERDEN OL VE ÖLUM SANA GELİNCEYE KADAR RABBİNE KULLUK ET (HİCR98-99)
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
 
Gitmek istediğiniz yer: