Sonpeygamber.info Forum

Forum  
12 Mayıs, 2008, 15:02:18 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Sonpeygamber.info üyelik bilgilerinizle foruma katılabilirsiniz.  Yeniden üye olmanıza gerek yoktur. Şifre hatası alırsanız öncelikle Sonpeygamber.info Üyelik sayfasından giriş yapınız.
 
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
Gönderen Konu: ALLAH RASULÜnün terbiyesinde olmak....  (Okunma Sayısı 717 defa)
AFRA_

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 0


« : 13 Aralık, 2007, 12:50:37 »

Eğer biz, bugün değil de, saadet asrında, Peygamber Efendimiz'in dizi dibinde olsaydık... O'nun terbiyesinden geçip, O'nun nasihatleriyle günümüzü, gönlümüzü ve yönümüzü aydınlatsaydık. Mesela bir sabah vakti kapımız çalınsa ve:
"-Ey Fatıma! Güzel Kızım. Baban peygamber diye güvenme! Kıyâmet günü herkes kendi amelinden hesaba çekilecek! Haydi sabah namazına..." hitabıyla uyansaydık...
Yataktan nasıl kalkar, kendimizi nasıl hesaba çeker ve nasıl bir hesab gününe hazırlanırdık.
Yine bir gün Hazret-i Âişe anamızı ziyaret eden bir kız kardeş olsaydık, Hazret-i Esmâ gibi... Ve biz kendi aramızda sohbet ederken kapıyı çalıp içeriye giren Allah Rasûlü olsaydı. Bizi baş başa sohbet ederken görünce bir anda başını başka yana çevirseydi ve bize:
"-Esmâ Bacım, kızların büluğ vaktine geldikten sonra, elleri ve yüzü dışında bütün vücutlarını örtmeleri gerekir." diye tatlı bir nasihatte bulunsaydı...
Acaba yüzümüz nasıl al al olur, kendimize nasıl çekidüzen verirdik.
Yine bir gün hücre-i saadette, Peygamber Efendimiz'in muhterem zevceleri ile bir arada bulunsaydık... Kapı çalınsa ve kapıda bir âmâ Abdullah ibn-i Ümmi Mektum içeriye girmek için izin isteseydi... Biz de kendi aramızda:
"-Girsin canım, nasıl olsa âmâ, bizi göremez" diye konuşsaydık ve İki Cihan Güneşi biraz tatlı, biraz sert diğer odaya geçmemizi isteyerek şöyle buyursaydı:
"-Onun gözleri âmâ, fakat ya sizinkiler!.."
Bunlar ve daha nice yaşanmış örnekleriyle, biz Peygamber Efendimiz'in terbiyesinden geçseydik, acaba bugünkü yanlışlarımızın ne kadarı kalırdı?
İbâdet hayatındaki gevşekliklerimiz, tesettür konusunda bazen ifrata, bazen tefrite varan tavır ve hareketlerimiz, erkeklerle olan ihtilat ortamlarında bir arada rahatça bulunmamız, hatta onlarla şakalaşma ve sohbetlerimiz?!..
Peygamber Efendimiz'in terbiyesinde olmak imkânsız mı? Bunun için illâ o devirlerde yaşamak, onunla beraber aynı havayı solumak, Medine-i Münevvere'de ikâmet etmek mi gerekiyor? Eğer O, Allâh'ın bir elçisi ise, söyledikleri ve yaşadığı hayat gözler önündeyse, binbir teferruatıyla kitaplara ve hadis mecmualarına geçmişse, onu uzaklarda aramaya gerek yok! Onun terbiyesine girmek için, O'nun devrinde yaşamaya da gerek yok! Sadece niyetimizi düzeltmemiz ve hayatımıza bir çekidüzen vermemiz gerekiyor, onun sünnet-i seniyyesi eşliğinde...
[/color]
Logged
maHur
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


« Cevap #1 : 14 Aralık, 2007, 10:37:40 »

Allah razı olsun ne güzel yazmışsınız, çok duygulandım  Ağlayan

Hayırlı cumalar...
Logged

Bu da geçer Ya Hû!
medinenin_gülü
Kıdemli
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 101


« Cevap #2 : 16 Aralık, 2007, 22:58:29 »

ES-SELAMUN ALEYKUM.BU GÜZEL PAYLAŞIMINIZDAN DOLAYI ALLAH RAZI OLSUN .EMEĞİNİZE SAĞLIK.SELAM VE DUA İLE
Logged
*karanfil*
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3


« Cevap #3 : 12 Ocak, 2008, 07:11:17 »

Allah razı olsun.
Rabbim o yüce peygambere layıkıyla ümmet olabilmeyi nasip eylesin.
Logged
yeşil
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Cevap #4 : 13 Ocak, 2008, 20:07:44 »

Teşekkürler, Efendimize layık ümmet olmak ümidiğle......
Logged
hatsohbet

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 0


« Cevap #5 : 21 Mart, 2008, 13:53:14 »

Eğer biz, bugün değil de, saadet asrında, Peygamber Efendimiz'in dizi dibinde olsaydık... O'nun terbiyesinden geçip, O'nun nasihatleriyle günümüzü, gönlümüzü ve yönümüzü aydınlatsaydık. Mesela bir sabah vakti kapımız çalınsa ve:
"-Ey Fatıma! Güzel Kızım. Baban peygamber diye güvenme! Kıyâmet günü herkes kendi amelinden hesaba çekilecek! Haydi sabah namazına..." hitabıyla uyansaydık...
Yataktan nasıl kalkar, kendimizi nasıl hesaba çeker ve nasıl bir hesab gününe hazırlanırdık.
Yine bir gün Hazret-i Âişe anamızı ziyaret eden bir kız kardeş olsaydık, Hazret-i Esmâ gibi... Ve biz kendi aramızda sohbet ederken kapıyı çalıp içeriye giren Allah Rasûlü olsaydı. Bizi baş başa sohbet ederken görünce bir anda başını başka yana çevirseydi ve bize:
"-Esmâ Bacım, kızların büluğ vaktine geldikten sonra, elleri ve yüzü dışında bütün vücutlarını örtmeleri gerekir." diye tatlı bir nasihatte bulunsaydı...
Acaba yüzümüz nasıl al al olur, kendimize nasıl çekidüzen verirdik.
Yine bir gün hücre-i saadette, Peygamber Efendimiz'in muhterem zevceleri ile bir arada bulunsaydık... Kapı çalınsa ve kapıda bir âmâ Abdullah ibn-i Ümmi Mektum içeriye girmek için izin isteseydi... Biz de kendi aramızda:
"-Girsin canım, nasıl olsa âmâ, bizi göremez" diye konuşsaydık ve İki Cihan Güneşi biraz tatlı, biraz sert diğer odaya geçmemizi isteyerek şöyle buyursaydı:
"-Onun gözleri âmâ, fakat ya sizinkiler!.."
Bunlar ve daha nice yaşanmış örnekleriyle, biz Peygamber Efendimiz'in terbiyesinden geçseydik, acaba bugünkü yanlışlarımızın ne kadarı kalırdı?
İbâdet hayatındaki gevşekliklerimiz, tesettür konusunda bazen ifrata, bazen tefrite varan tavır ve hareketlerimiz, erkeklerle olan ihtilat ortamlarında bir arada rahatça bulunmamız, hatta onlarla şakalaşma ve sohbetlerimiz?!..
Peygamber Efendimiz'in terbiyesinde olmak imkânsız mı? Bunun için illâ o devirlerde yaşamak, onunla beraber aynı havayı solumak, Medine-i Münevvere'de ikâmet etmek mi gerekiyor? Eğer O, Allâh'ın bir elçisi ise, söyledikleri ve yaşadığı hayat gözler önündeyse, binbir teferruatıyla kitaplara ve hadis mecmualarına geçmişse, onu uzaklarda aramaya gerek yok! Onun terbiyesine girmek için, O'nun devrinde yaşamaya da gerek yok! Sadece niyetimizi düzeltmemiz ve hayatımıza bir çekidüzen vermemiz gerekiyor, onun sünnet-i seniyyesi eşliğinde...
[/color]
Logged
müberra
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


« Cevap #6 : 05 Nisan, 2008, 11:52:57 »

Değerli arkadaşlar,
Hz. Peygamberin hayatında benim de en çok dikkatimi çeken hususlarından biri de sosyal ilişkileridir. Okuduğumda beni derinden etkileyen bir davranış kalıbını sizlerle paylaşmak isterim. Hz. Peygamber, Münafıkların reisinin Müslüman oğlu Abdullah (ra)'ın yanında sahabeye babasından bahsetmeyi men etmişti. Zira her ne kadar münafık olsa da babasıydı ve onuru incinebilirdi. Dolayısıyla kusurunu ifşa etmeyi Hz. Peygamber men etmişti. Bugün kendimize baktığımızda hangi toplulukta bu hassasiyeti görebiliryoruz? Nacizane kanaatim Hz. Peygamberin sosyal ilişkilerini öne çıkarmak ve onları örnek almak günümüz için elzemdir. Nezaket, hüsn-ü zan, hürmet, müsamaha vb. hasletleri yitirdiğimiz sosyal ilişkilerimizde tekrar tekrar gözden geçirmemiz gereken birçok yitirilmiş değerlerimiz var.

                             Sealm ve dua ile...
Logged
okssinavi

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 0


« Cevap #7 : 13 Nisan, 2008, 15:06:17 »

ellerine sağlık.ALLAH HEPİMİZE O YÜCE RESUL'Ü  GÖRMEMİZİ NASİP ETSİN
Logged
yoladevam
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1



« Cevap #8 : 01 Mayıs, 2008, 18:22:08 »

eline sağlık gerçekten duygulanmamak elde değil...
Logged

Yıllar sonra beni görmediği halde
Beni çok seven gençler olacak,
Onları görmeyi ne çok isterdim."
Hz. Muhammed (sav)
elmasgonen58
Yeni Katılımcı
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


« Cevap #9 : 05 Mayıs, 2008, 17:50:17 »



ONUN İBADET SEVGİSİ (EFENDİMİZ S.A.V) Rabbimize ibadet ederken zevk almıyorsak bunu Allahtan(c.c)istemelidir. Efendimiz (s.a.v)Allah sevgisi ve zevki ile ibadet ederdi. Namazda en büyük zevki duyduğunu söylerdi.Hatta,sabah namazının iki rekat süneti hakkında O iki rekat bana dünyadaki her şeyden daha çok sevimlidir. buyurmuştur (MÜSLİM).
Logged
Sayfa: [1]
  YAZDIR  
 
Gitmek istediğiniz yer: