HZ. PEYGAMBER'İN İCTİHADI MESELESİ Yazdır

Dr. Adem Yerinde

Hz. Peygamber’in gerek vahyin direktifleri gerekse kişisel tercihleri doğrultusunda hareket ederek yaşadığı hayat tarzı ve gittiği yola genel mânâda sünnet denilebilir. Son Peygamber ve insanlık için güzel örnek olan Allah Rasûlü'nün sünnetini, bir anlamda Kur'ân'ın hem evrensel hem de tarihsel planda ortaya konmuş yorumu olarak değerlendirmek de mümkündür. Zira onun sünneti, beşerî, tarihî, coğrafî, kültürel, ekonomik ve sosyal farklılıklara rağmen her zaman ve mekânda bütün insanlık için örnek alınabilecek zenginliğe sahiptir.

Devamı...
 
İNHİSARCI YAKLAŞIMIN SÜNNETİN ANLAŞILMASINDA ORTAYA ÇIKARDIĞI PROBLEMLER Yazdır

Doç. Dr. Salih Karacabey

Hem dinin temel kaynağı olması, hem de inanan insanın günlük hayatındaki işlevi açısından, anlama faaliyetinin en çok yoğunlaştığı alanlardan biri de sünnettir.Hadis ilimleri çerçevesinde sünnetin anlaşılmasına yönelik çalışmalar gözden geçirildiğinde dil ve muhteva açısından izaha yönelik faaliyetlerin öne çıktığı görülmektedir. Hadis ve sünnetin anlaşılmasını konu alan çalışmaların önemli bir kısmı; garîbü’l-hadis, nâsihu’l-hadîs ve mensûhuhu, muhtelifü’l-hadîs, müşkilü’l-hadis, muhkemü’l-hadîs, esbâbu vürûdi’l-hadis, fıkhu’l-hadîs adlarıyla hadis ilimleri çerçevesinde ele alınmaktadır.

Devamı...
 
HADİS KARŞITLIĞININ GEREKÇELERİ Yazdır

Prof. Dr. Abdullah Aydınlı

Hadis kelimesi, "anlatma, haber verme, anlatılan/haber verilen şey, haber, söz" manasına gelen bir mastar ismidir. Kelime bu geniş sözlük manasından alınarak bazı özel haberler için kullanılmaya başlanmış ve böylece zaman içinde terim manası oluşmuştur. Bu mana, Hz. Peygamber'le ilgili olan haberdir. Bu haberler, sözleri, uygulamaları, halleri gibi, Hz. Peygamber'le ilgili her şeyi kapsar. "Hadis" denince öncelikle anlaşılan mana budur. Bazen ifadeye açıklık kazandırmak için  "merfû" kelimesiyle birlikte de kullanılmıştır.

Devamı...
 
ORYANTALİSTLERİN HADİS LİTERATÜRÜ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ Yazdır

Fatma Kızıl

Hadis literatürünün kaynaklık değeri meselesi, hadis alanı dışında İslâm hukuku, İslâm tarihi, Kur’ân gibi başka sahalarda eserler veren oryantalistlerin de görüş belirttiği geniş bir mevzudur. Bu nedenle konu, bazı parametreler esas alınarak sınırlandırılmalıdır. 1848-1950 yılları arasında yapılacak bir sınırlandırma, hem kronolojik analize imkân vermesi, hem de oryantalist geleneğin hadise bakışını şekillendiren ‘kanaat önderleri’nin eser verdiği bir dönem olması itibarıyla uygundur. 

Devamı...