KUTSAL KİTAPLARDA HZ. MUHAMMED (SAV)`İN MÜJDELENMESİ PDF
Dr. Lejla Demiri   

Kur’an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes

Kur’an-ı Kerim, dinî inançları, yaşantıları ve kutsal kitapları açısından hıristiyanlardan söz edip değerlendirmelerde bulunur. Kur’an’ı düşünce sisteminin merkezine yerleştirmiş olan müslüman düşünürler de, tarih boyunca genelde diğer dinlere, özelde Hıristiyanlığa bakışlarında da Kur’an çerçevesinde bir yaklaşım belirlemişlerdir. Dolayısıyla müslüman-hıristiyan karşılaşmalarının ürünü durumundaki teolojik tartışma ve reddiyelerin, Kur’an merkezli bir yapıda ve Kur’an öğretileri üzerine bina edilmiş argümanlarla örülü olduğunu görürüz. Genel olarak İslam inançlarına aykırı olarak görülen teslîs (üçleme), tecessüd/hulûl (‘enkarnasyon’ ya da Tanrı’nın ete kemiğe bürünmesi), İsa’nın ulûhiyeti ve haça gerilmesi gibi bir kısım Hıristiyan inançlarının reddedilmeye çalışılması; diğer yandan ilâhi mesajın tahrîfe uğradığı ve Hz. Muhammed (sav)’in Hz. İsa tarafından müjdelendiğinin (tebşîrât) ispatı tarzında, dolaylı olarak hıristiyanların Müslümanlığa bakışıyla ilgili meselelerin ele alınmış olması bile, Kur’an’ın ne derece kaynaklık teşkil ettiğini göstermeye yeter. Kur’an-ı Kerim’in nazarında peygamberlik müessesesi bir devamlılık silsilesidir. Muhtelif peygamberlerin getirdiği öğretiler birbirini nakzetmediği gibi, bilakis tasdik eder özelliktedir. Meselâ Hz. İsa kendisinden önce gelen Tevrat’ın doğruluğunu tasdik ettiği gibi, kendisinden sonra gelecek peygamberi de müjdelemiştir [Saff 61/6]. Bu şekilde devam eden peygamberlik zinciri, peygamberliğin mührü (hâtemü’l-enbiyâ) niteliğini taşıyan Hz. Muhammed ile kemale ermiştir. Dolayısıyla Kur’an’ın kendinden önceki ilâhi mesajları tasdik etmiş oluşu, bir yandan o kitapların ilâhi kaynaklı olduğunu doğrulaması ve içerdikleri hükümlerin gerçekliğini kabul etmesi anlamına gelirken, diğer yandan, Hz. Muhammed’in zuhuruna da önceki peygamber ve kitapların onaylanması şeklinde bir anlam verilmiştir. Diğer bir ifadeyle önceden müjdelenen peygamberin ve onun getirdiği kitabın gelişi, o peygamberlerin tasdik ve teyid edilmesi anlamını taşır. Nitekim, Ali b. Rabben et-Taberî’ye ait “Peygamber zuhur etmeseydi peygamberlerin nebevî haberleri hükümsüz kalırdı” sözleri bu anlayışın eseridir. Zira müellife göre, “Allah verdiği sözü tutmamazlık etmediği gibi, duyurduğu haberi de yalanlamaz” [Kitâbü’d-dîn ve’d-devle, s. 66].