| KAHİRE'DE RAMAZAN |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Khadija Haleem | |
|
Evlendikten hemen sonra Kahire'de geçirdiğim ilk Ramazan Ayım aslında epey hayal kırıklığı yaratmıştı. Tek bir gecenin bile aile içerisinde geçirilmediği bol hareketli Chicago Ramazanlarından yeni gelmiş biri olarak, Kahire'ye hâkim olan sessizlik benim olağan Ramazan heyecanımı bastırmıştı. Elbette ki, sokaklar "Ramazana" özgü lambalar ve ışıklarla donatılmış ve güzel kokulu yaseminler dizilmişti. İlk iftar ezanıyla birlikte her evden çocuklar bağırarak sokağa çıkmış ve çatapatları patlatmıştı. Gizemli adamlar sahur saatinde kutsal oruç öncesi son öğün vaktinin geldiğini bildirerek ve davullarına vurarak boş sokaklarda yürüyorlardı. Fakat ben evin gürültüsünü, iftardan hemen önce herkesin etrafta koşuşturmasını özlemiştim. Kahire'de ise her zaman hıncahınç dolu olan sokaklar iftardan bir saat önce garip bir şekilde durgunlaşıyor ve sessizleşiyordu, sanki şehir birden, mucizevî bir şekilde boşalıyordu. Geniş aile (bununla tüm yakın ilişkileri kastediyorum ki bu Kahire'de hayal edebileceğinizden çok fazladır) tüm ay boyunca bir, belki iki veya üç kere iftarı birlikte açıyordu. Bu Chicago'dakine hiç benzemiyordu, Chicago'da günlük olarak çok büyük iftar yemekleri verilmesi ve tüm cemaatin yemeğe çağırılması yaygın bir olaydı. Amerika'daki Ramazan ayı bir yıl boyunca birbirini görmeyen insanların tekrar görüştüğü bir zaman dilimiydi. Tüm cemaat tek bir ay boyunca büyük bir aile olmuştu. O sımsıcak birliktelik hissini özlemiştim. Kahire'de geçirdiğim üçüncü Ramazan geldiğinde, gözlerimi biraz daha fazla açmaya karar verdim. Bu hadise tamamıyla harika bir şeyi ilk defa farkına vardığımda gerçekleşti, sanki bir rüyadan veya peri masalından çıkmış gibiydi: Mâide er-Rahman, "Bağışlayıcı Allah'ın donattığı masa". Ne kadar güzel bir fikir! Her yerdeydiler. "Mâide er-Rahman" yazılı büyük afişler belirli sokaklar boyunca lamba direkleri arasında uzanıyordu. Bunun sadece güzel bir Arap hat sanatından ve Ramazan dekorunun parçasından daha fazlasını ihtiva ettiğini keşfettim. Bir gün iftardan hemen önce sokaklardan birinden aşağı doğu inerken ve yarım blok boyunca sonu gözükmeyen masalar kurulduğunu ve bu masaların her türde en güzel yemeklerle donatıldığını gördüğümde şok oldum: Etler, pilav, güveçler, sebzeler, meyveler ve çıtır çıtır leziz atayifler, kabarık künefe tatlısı ve Mısır'ın geleneksel Ramazan tatlıları. Yemeklerle donatılmış masalar tüm bloklar boyunca ve böylelikle tüm Kahire şehri boyunca orucunu orada açmak isteyen herkes için dizilmişti. Para gerekmiyordu, bu bir şaka da değildi. Tüm ulusun gelip birlikte olması için açık bir davetti bu. Tüm ihtişamıyla Ramazan ayı esnasında insanlar sadaka veriyor - Mısırlılar inanılmaz derecede cömerttirler- işleri kendileri hallediyorlar ve bizim statümüzdeki insanların kolayca sahip olduğu bu çeşit çeşit yemeklerle oruçlarını açma şansını elde edememiş olan kimseler için masaları kendileri kurma görevini üstleniyorlardı. Fakirlerle beraber geçirilen 30 günlük ziyafet, fakirler için gidilen yerler, tüm o yolculuk - Kuran'da okuduğunuz her türlü şey. Sonra daha fazlasını da fark ettim. Eve dönerken, ezan sesi duyuldu ve şaşkınlığımla beraber evlerinden sokaklara fırlayan insan kalabalıklarını gördüm, sarılı ve hazır hurmaları iftar zamanında sokakta gördükleri kişilere vermek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Hatta etrafta bulunan birkaç arabaya açık pencerelerinden avuç dolusu yemek veya küçük iftar paketleri veriyorlardı. O an Ramazanı belirli bir şeyin özel kıldığını düşündüren o kısıtlı bakış açımdan utandım. Utanç içerisinde, belki de Ramazan ayının, uzun süredir görmediğimiz insanları görmekten ve ihtiyaç sahiplerini düşünmeden bu sürede kendini günbegün doyurmaktan daha farklı bir şekilde kutlanılabileceğini farkettim. Oruç tutan fakir insanları, yolda kalmış bir yabancıyı, kendi karnını doyuramayan kimseleri beslemekten daha tatmin edici bir şey olabilir mi? Kahire'de Ramazan ne ile mi ilgili? Ramazan ile! |











