RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: FİTRE (FITIR SADAKASI) PDF
Betül Yılmazörnek   

Fitre (Fıtır Sadakası)

Fitre, Ramazan bayramı'na kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sâhip olan müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan her bir kişi için vermekle  yükümlü oldukları bir sadakadır. Fitre, oruç tutan müslümanın oruçluya yakışmayan davranışlarla zedelenen ibâdetinin eksiklerini tamamlar aynı zamanda fakirlerin bayram sevincine katılmasını sağlar.

Hanefî mezhebine göre fıtır sadakası yükümlüsü sayılmak için, kişinin aslî ihtiyaçları dışında  nisap miktârı (85 gr. altın veya 595 gr gümüş kıymetine denk) mala sâhip olması gerekmektedir. Bu şekilde mal varlığı şartını taşıyan bir kişi, velâyeti altında bulunan ve malvarlığı fıtır sadakası ödemeye elverişli olmayan küçüklerin, akıl hastalarının ve akıl zayıflığı bulunanların fitrelerini vermekle yükümlüdür. Yine Hanefî mezhebine göre malvarlığı şartını taşıyan bir hanım da kendi fitresini vermekle yükümlüdür fakat bunun yanında kocasının onun adına fitre vermesi de geçerli olmaktadır.

Hanefî Mezhebi dışındaki üç mezhep, fitre mükellefi olmak için nisap miktârı mala sâhip olmayı şart koşmamakta, hattâ temel ihtiyaçları dışında kendisi ve âilesi için bayram günü ve gecesinin yiyeceğinden fazlasına sâhip olan herkesi fitre vermekle mükellef tutmaktadır. Bu sebeple günümüzde Hanefî mezhebine mensup olan bir çok müslüman da, nisap miktârı mala sâhip olmasa dahî, Bayram Günü'ne sağ olarak ulaşmanın bir nevî şükrü kabul edilen ve bir adı da can-baş sadakası olan bu ibâdeti yerine getirmeye çalışmaktadır.

Hz. Peygamber zamânında fitrenin hurma, kuru üzüm, arpa, buğday gibi gıdâ maddelerinden verildiği bilinmektedir. Buna göre fitrenin asgarî ölçüsü hurma, kuru üzüm ve arpadan bir sa' (2 kg 17 gr.) ve buğdaydan yarım sa' (1 kg 9 gr) olmaktadır.  Bu ölçü, kişiyi en azından bir gün için doyuracak bir miktar olup bayram günü el açmaktan kurtaracaktır. Fitrenin gıda maddesi olarak verilmesi mümkün olduğu gibi para olarak verilmesi de mümkündür. Ayrıca bir kişi kendi maddî durumuna göre zikredilen asgarî miktarlardan daha fazla fitre verebilir.

Fitrenin ödenme zamanına gelince bu konudaki hadisler ve sahâbe uygulamaları bu vaktin bayramın birinci günü sabah namazıyla bayram namazı arası olduğunu göstermektedir. Bunun yanında fitre, Ramazan ayının girmesinden îtibâren de verilebilir. Ancak önemli bir özür olmaksızın bayramın birinci gününden sonraya bırakmak câiz görülmemiştir. Ayrıca fitrenin, kişinin zaten bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına verilemeyeceği de zikredilmelidir.

Bibliyografya


Diğer Yazılar
13-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: RAMAZAN
14-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: ORUÇ
15-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: İFTAR VAKTİ
16-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: SAHUR
17-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: İMSAK VAKTİ
18-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: KAZÂ
19-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: KEFFÂRET
20-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: FİDYE
21-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: MUKÂBELE
22-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: TERÂVİH
23-09-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: MAHYÂ
07-10-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: KADİR GECESİ
08-10-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: ÎTİKAF
10-10-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: AREFE GÜNÜ
11-10-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: BAYRAM
12-10-2007 - RAMAZAN SÖZLÜĞÜ: BAYRAM NAMAZI

 
  • KİMDİR
  • HAYATI
  • PEYGAMBERLİĞİ
  • SOSYAL HAYATI
  • SÜNNET-HADİS
  • SAHABE
  • ÇOCUK KÖŞESİ

Hadis Arama

Hadis Arama

Hadis Arama / Hadis Arama

Hadis Siret

Hadis Siret Araştırma Ödülleri

Hadis Siret / Hadis Siret Araştırma Ödülleri

Mûsikîname

Mûsikîname

Mûsikîname / Mûsikîname