YÖNETİCİ PEYGAMBER OLARAK HZ. MUHAMMED (SAV) PDF
Doç. Dr. Ahmet Özel   

EKONOMİ

Hz. Peygamber sosyal adaletin sadece prensiplerini koymadı, aynı zamanda gerçekleştirdi de. Getirilen ekonomik tedbirlerle zengin-fakir arasındaki uçurum mümkün olduğu ölçüde kapandı; insan tabiatıyla uygunluk içinde bir denge ve eşitlik ortamı doğdu. Fakirler zenginlerin iyiliğini ister, zenginler de fakirleri koruyup gözetir duruma geldiler.

Hz. Peygamber Medine'de öncelikle müşrikler ve Yahudilerin ticaret yaptığı pazardan ayrı olarak müslümanlar için bir pazar yeri tespit etti; oranın daraltılmamasını, sâbit yerler edinilmemesini ve vergi konulmamasını emretti. Böylece Müslümanlar hem karşılıklı ilişkilerinde İslâmî kuralları kolayca uygulayabilecekleri hem müşrikler ve özellikle Yahudilerin iktisadî nüfûz sahibi olmadıkları müstakil bir mekânda ticaret yapma imkânına kavuşmuşlardı. Vergi konulmaması, maliyetlerin azaltılıp bu pazarın daha kârlı ve câzip hale getirilmesi, sabit yerler edinme yasağı da müteşebbisler arasında adaletin sağlanması, imtiyazlara yer verilmemesi ve çalışkanlığın özendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Pazara mal getirenin rızıklandırıldığını, karaborsacının ise lanetlendiğini belirten Rasûlullah ayrıca şehirlerarası mal sevkıyatı sırasında alınmakta olan iç gümrük vergilerinin alınmasını da yasaklayarak Medine'ye mal sevkıyatının devamlılığını sağlamaya çalıştı.

İslâm toprakları genişleyip elde edilen gelirler de artınca Hz. Peygamber zekât, cizye, haraç, uşûr gibi vergileri takdir ve toplamak üzere görevliler, vergileri yazmak için özel kâtipler tayin etti. Zekâtlar toplanırken halka baskı ve haksızlık yapılmamasını, bir arada olan malların zekâttan kaçınmak için ayrılmamasını, ayrı olanların da zekât almak için biraraya getirilmemesini emrederdi. Bu tavsiyeler doğrultusunda görevliler zekât alırken hayvanın ne en semizini, ne en zayıfını değil orta hallisini ayırırlar, zekât için sürüden özellikle en semiz hayvanlar seçilmişse bunlar Rasûlullah tarafından iade edilirdi.

Hz. Peygamber sağlığında İslâm hâkimiyetine geçen topraklardan gelen vergilerden payına düşen büyük meblağlardan, kendisine verilen hediyelerden hiçbir şeyi kendisine bırakmadı. Ailesinin yıllık masrafını ayırdıktan sonra kalanı Allah yolunda harcadı. Büyük otoritesine ve bu zenginliğine rağmen kifâyet miktarıyla geçinir, Allah'tan kifâyet miktarı rızık ister, gösterişsiz, mütevazı bir hayat sürerdi. Bu tevâzu ve sadeliği, Rasûlullah'ın karakterinin zirve güzelliği olarak nitelendiren R. Bosworth Smith, onun insanüstü zorlukların üstesinden geldiğini, büyüleyici güzellikte bir hayat sürdüğünü, mucizevî işler başardığını, bütün Arabistan'ın saygısını kazandığını, şahsında daha önce hiçbir Arap tarafından ortaya konmayan bir ahlâk örneği sergilediğini, buna rağmen kendisinin zayıf ve yanılabilir bir ölümlüden öte bir şey olduğunu asla düşünmediğini ve iddia etmediğini belirterek hayranlığını dile getirir.

Allah Rasûlü bir fert olarak maddî ve manevî alanda ortaya koyduğu örnekle, ferdî mükemmelliğin, toplum plânında gerçekleştirdiği değişim ve dönüşümle de sosyal mükemmelliğin ölçülerini göstermiştir. O’nun hayatı, her türlü alanda denge ve âhengi temsil etmiştir.