HADİSLERİN YAZILMASIYLA İLGİLİ RİVAYETLERİN TENKİT VE DEĞERLENDİRİLMESİ PDF
Prof. Dr. Ahmet Yücel   

Hadislerin Yazılmasına İzin Verildiğini İfade Eden Rivayetler

Hadislerin yazılmasına izin verildiğini ifade eden rivayetleri, Hz. Peygamber'in bizzat yazdırması, hadisleri yazmak isteyenlere izin vermesi ve Rasûlullah'ın sağlığında ve vefatından sonra sahâbîlerin hadis yazmaları olmak üzere üç ayrı başlık altında incelemek mümkündür. Burada konuyla ilgili rivayetlere geçmeden önce amacımızın bütün rivayetleri bir araya getirmek olmadığına, bunlardan bir kısmını ele alıp diğerlerine işaret etmekle yetinileceğine işaret etmeliyiz.

a) Hz. Peygamber'in Hadislerini Bizzat Yazdırdığına İlişkin Rivayetler

Hz. Peygamber'in hadislerin yazılmasına izin verdiğine dair en önemli delillerden biri değişik vesilelerle bizzat kendisinin hadislerini yazdırmasıdır. Nitekim Rasûlullah; Bizans İmparatoru Herakletios, Mısır Hükümdarı Mukavkıs, Habeş Kralı Necâşî, İran Kisrası, Bahreyn Meliki Münzir b. Sâvâ el-Abdî, Gassân Emiri Haris b. Ebû Şemre, Umman melikleri Ceyfer b. Cülendî ile kardeşi Abd b. Cülendî, Gassân Meliki Cebele.b. Eyhem, Dûmatü'l-Cendel Meliki Uheydir b. Abdülmelik, Himyer Meliki Haris b. Abdükülâl, Yemâme Emiri Hevze.b. Ali el-Hanefî gibi devlet balkanı ve yöneticilerle resmî yazışma yapmış, Amr b. Hazm el-Ensârî (ö. 53/673), Muâz b. Cebel (ö. 98/639) gibi valilerine emirlerini yazılı olarak bildirmiş, Abdullah b. Cahş, Hâlid b. Velîd gibi komutanlarına talimatnameler yazdırmış, Cüheyne, Has'am, Hades, Benî Züheyr b. Ukeyş, Hemdân heyeti gibi kabile ve heyetleri İslâm'a davet etmiş veya İslâm'ın temel prensiplerini yazılı olarak iletmiş, Hayber Yahudileri ve Necran Hıristiyanlarıyla yazışmalar yapmış, Sürâka b. Mâlik el-Müdlicî'ye (ö. 24/645) emannâme vermiş, Müseylimetül-kezzâb'a cevap yazdırmış, Hudeybiye Antlaşması ile Medine anayasasını kaleme aldırmıştır.

Hz. Peygamber'den intikal eden bu yazılı metinlerin dışında onun hadislerini sahabeye bizzat yazdırmak istediğini veya yazdırdığını ifade eden başka rivayetler de bulunmaktadır. Nitekim Ebû Râşid el-Hıbrânî Abdullah b. Amr b. As'tan Rasûlullah'tan işittiği hadisleri rivayet etmesini istediğinde o, bir metin çıkararak: "Bu Rasûlullah'ın bana yazdırdığı sahifedir" demek suretiyle söz konusu sahifedeki hadisleri bizzat Hz. Peygamber'in yazdırdığını açıklamıştır (Müsned, II, 196).

Hz. Peygamber'in eşi Ümmü Seleme'nin anlattığına göre, Rasûlullah bir deri parçası isteyerek ön ve arka yüzü doluncaya kadar Ali b. Ebî Tâlib'e hadis yazdırdı. Bunun dışında Hz. Peygamber'in son hastalığında ümmetinin dalâlete düşmesini engelleyecek bir vasiyyetnâme yazdırmayı istemesi de sahih rivayetler arasında yer almaktadır (Müsned, I, 324–325, 336; Buhârî, "İlim", 39, "Merda", 17, "İ'tisâm", 26; Müslim, "Vasıyyet", 20).

Yukarıda verilen bilgiler Hz. Peygamber'in değişik vesilelerle bizzat hadis yazdırmak istediğini ve bunu gerçekleştirdiğini göstermektedir.

b) Hz. Peygamber'in Hadîslerini Yazmak İsteyenlere İzin Verdiğini Gösteren Rivayetler

Hadislerinin yazılmasına izin vermesini talep eden sahâbîlere Hz. Peygamber'in müsaade ettiğini ve huzurunda hadislerin yazılmasına engel olmadığını ifade eden rivayetler de Rasûlullah'ın bu husustaki müsamahakâr tavrının delillerini teşkil etmektedir.

Abdullah b. Amr'ın Rasûlullah'tan duyduğu her şeyi ezberlemek amacıyla yazdığı, bazı sahâbîlerin ise duyduğu her sözü kaydetmesine "Rasûlullah da bir insandır, bazan neşeli, bazan da öfkeli hali olur" diyerek karşı çıkmaları üzerine bu durumu Hz. Peygamber'e arz ettiği ve Rasûlullah'ın "Yazmaya devam et" şeklinde Abdullah'a izin verdiği, Abdullah'ın "Neşeli ve öfkeli olduğunuz hallerde söylediklerinizin hepsini yazayım mı?" diye tekrar sorması üzerine de Rasûlullah'ın "Evet, rıza ve gazab halinde söylediklerimi de yaz" dedikten sonra, eliyle mübarek ağızlarına işaret ederek: "Çünkü buradan yalnız hak sözü çıkar" buyurdukları rivayet edilmektedir.

Yine Abdullah b. Amr'a İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisinin önce fethedileceği sorulduğunda halkaları bulunan bir sandık getirterek içinden bir kitap çıkartıp şu açıklamayı yapar: "Biz Rasûlullah'ın etrafında yazıyorduk. Derken ona İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisinin önce fethedileceği soruldu. O, İstanbul'u kastederek önce Herakleios'un şehri diye cevap verdi" (Müsned, II, 176; Dârimî, "Mukaddime", 43; Hâkim, el-Müstedrek, IV, 508, 555). Abdullah b. Amr'ın bu açıklamasından kendisinin dışında da Hz. Peygamber'den hadis yazan sahâbîlerın bulunduğu anlaşılmaktadır.

İşittiği hadisleri ezberleyemediğini söyleyerek hafızasından şikâyette bulunan sahâbîye "Hafızana elinle yardım et" demesi, bir başka sahâbînin senden duyduklarımızı yazalım mı? sorusuna "Yazmanızda bir mahzur yoktur" şeklinde cevap vermesi, "İlmi yazarak kaydedin" buyurması, hadislerini yazmayı talep edenlere engel olmaması Hz. Peygamber'in hadislerini yazmak isteyenlere izin verdiğini ifade eden rivayetlerdir.

Her ne kadar bu rivayetlerden bir kısmı tenkit edilmiş ise de konuyla ilgili rivayetlerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde bunların sahih olanlar için takviye mahiyetinde kabul edilmesinde sakınca yoktur.

c) Hadis Yazan Sahâbîlerin Varlığı

Gerek Rasûlullah'ın sağlığında gerekse vefatından sonra bazı sahâbîlerin hadisleri yazması veya yazdırması da Hz. Peygamber'in bu konuda müsamahakâr olduğunu ve yazılmaması konusunda katı bir prensip va’z etmediğini gösteren önemli bir başka delildir.

Abdullah b. Amr'ın es-Sahîfetü's-Sâdıka'sı, Hz. Ali'nin ve Amr b. Hazm'ın (v. 53/673) sahifeleri Hz. Peygamber'in sağlığında yazıldığı bilinen hadis metinleridir.

Başta Ebû Hüreyre (v. 58/678), Semüre b. Cündeb (v. 60/679), Câbir b. Abdullah  (v. 78/697) (r.anhüm) olmak üzere azımsanmayacak sayıda sahâbî de Hz. Peygamber'in vefatından sonra hadis yazmış veya yazdırmıştır. Sahabe tarafından yazılan hadis metinlerinin miktarı kesin olarak bilinmemektedir. Nabia Abbott, "Hadisler çok az kimse tarafından da olsa Peygamber'in sağlığında yazılıyordu" derken hadis yazanların çok sayıda olmadığını ifade etmektedir. Rif'at Fevzi Abdülmuttalib ise Hz. Peygamber zamanında yazılan hadis metinlerinin az olmadığı görüşündedir. A'zamî'nin tesbitine göre elli iki sahâbînin hadis yazmış olması, gerek hadis yazan sahabe sayısının gerekse yazılı hadis metinlerinin az olmadığı görüşünü teyit etmektedir.