HZ. PEYGAMBER'İN TEBLİĞİNDE ASGARİ MÜŞTEREK VE ORTAK DEĞER PDF

Prof. Dr. Ali Akyüz

“Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden önceki semavi kitapları doğrulayıcı olarak gelen gerçektir. Allah, kullarının her halinden haberdardır, görendir.” Fâtır,31

“Resûlüm! Sana söylenen, senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir” Fussilet,43

İslam’ın ve Hz. Peygamber’in ilk muhatapları Mekkeli müşriklerdi.  İslam daha sonraları genel adıyla ehl-i kitap diye anılan hıristiyan ve yahudilerle karşılaşmıştır. İslam’ın getirdiği öğretilerle, müşrikler arasında o günkü kültürel yapı itibariyle evrensel ahlaki normlar çerçevesinde bile pek fazla ortak paydanın olduğunu söylemek gerçekten güçtür.

Oysa zaman içinde her ne kadar tahrif, tağyir ve tebdile uğramış olsa da, hıristiyan ve yahudilik vahye dayalı dinler olması sebebiyle İslam ile pek çok ortak değerlere sahiptirler. Pek çok kere Kur’ân bu ortak paydaya ve asgari müştereklere dikkat çekmek, referans göstermek suretiyle onlarla konuşmuş, onları yeniden düşünmeye davet etmiştir.

İslam davetinin daha ilk yıllarında yaşanmış, müslümanlar açısından da fevkalade saygıdeğer görülen ve Hz. Peygamber’in sitâyiş ve övgülerine mazhâr olan Habeşistan kralı Necâşi ile Cafer-i Tayyar arasında geçen diyalog, bu asgari müşterekin çok önemli bir tesbit ve kanıtıdır. Necâşi, Müslümanlar tarafından kendisine aktarılan malumatın akabinde bastonuyla yere çizdiği hattı işaret ederek “sizinle bizim aramızdaki fark işte ancak bu kadardır.” demiş ve kendisine siyasi ilticada bulunmuş olan bu insanlara büyük bir ilgi ve itibar göstermiştir.

Ehl-i kitapla böyle bir müştereklik varken, müşriklerle, evrensel anlamda bir hak olan yaşama hakkı konusunda bile bir ortaklık olamamıştır. Kız çocukların diri diri gömülmesi ve katledilmesinde bile ciddi bir dirençle karşılaşıldığı bilinmektedir.