| TÜRK DÎNÎ MÛSİKİSİNDE HZ. MUHAMMED'İ KONU ALAN ESERLER |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Yrd. Doç. Dr. Nuri Özcan | |
|
Sayfa 6 Toplam: 8 MÎ'RÂCİYYE:Mî'râc terim olarak Hz. Peygamber'in risâletinin 9.senesinde ve Receb ayının 27. gecesi vuku bulan ve O'nun Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan da göğe yaptığı yolculuk esnasında Allah katına çıkışını ifade eder. Bu sebeple Receb ayının 27. gecesi bütün İslâm âleminde "Mî'râc Kandili" olarak kutlanır. İnsanlık tarihinin olağanüstü hadiselerinden biri olan Mî'râc gecesine âit bu müstesnâ mûcizenin harikulâde safhalarını terennüm eden ve "Mî'râciyye, Mî'râçnâme" adı verilen bu manzumeler daha çok İranlılarla Türkler tarafından kaleme alınmış, bir mûsikî formu olarak işlenmesi ise sadece Osmanlılar'a mahsustur. Türk dînî mûsikîsi sahasında Mî'râciyye denilince, bestekâr-neyzen, Galata Mevlevihânesi şeyhlerinden Kutbünnâyî Osman Dede (ö.1729)'nin güftesi ve bestesi kendisine âit, mesnevî tarzından yazdığı Mî'râciyye'si akla gelir. Osman Dede kaleme aldığı Mî'râciyye'yi segâh, müsteâr, dügâh, nevâ, sabâ, hüseynî, nişâbur makamlarında, her birine "hâne" adını verdiği yedi bölüm halinde bestelemiştir. Nevâ makâmındaki 4. hâne XIX. yüzyılın sonlarına doğru unutulduğundan günümüze ulaşmamıştır. Notaları günümüze ulaşmış olan bu eserin hâneleri arasında okunan beş adet tevşîhin dört tanesinin güftesi Şeyh Mehmet Nasûhî (ö.1718)'ye âit olup Arapça'dır. Farsça olan tek tevşîh ise hüseynî hânesinden önce okunur ve sözleri Mevlânâ'ya âittir. Müsteâr ve nişâbur hânelerinden önce tevşîh bulunmamaktadır. Kutbünnâyî Osman Dede'nin Mî'râciyyesi, Mî'râc Kandili'nde, bu geceden bir gün önce ve bir gün sonra olmak üzere ardarda üç gece çoğunlukla câmî, mevlevihâne ve tekkelerde okunurdu. Namazın ardından İsrâ suresinin baş tarafı okunur, "Fatihâ"dan sonra iki mî'râchan birbirine bitişik iki kürsüye çıkarak eseri birlikte okurlardı. Bu sırada kürsülerin altında oturan zâkirler baş taraflarda her mısrâın sonunda "sallü aleyh", hüseynî hânesinde her mısrâın sonunda "minnâ'es-salât", son hânede "ikbel yâ mucîb" terennümünü tekrarlardı. Ayrıca her bölümden önce o bölüme mahsus tevşîhler zâkirler tarafından okunur ve dinleyicilere süt ikrâm edilirdi. Bunun sebebi ise Mî'râc esnâsında Hazreti Peygamber'in ikrâm olarak sütü tercih etmesidir. |










