İDEAL BIR DAVRANIŞ BİÇİMİ OLARAK "EMPATİ"NIN HADİSLERDE ÖRNEKLERİ PDF
Doç. Dr. Cemal Ağırman   

İslamiyet'in Değer Algılamasında Empati

İslam anlayışına göre empati bireyler arası ilişkilerde sadece muhatabı ya da ötekini anlamak ve anladığını herhangi bir şekilde ona iletmek suretiyle, karşı tarafı sadece psikolojik olarak rahatlatmak değil; onu önce anlamak, sonra buna göre verilecek tepkiyi belirlemek ve belirlenen tepkiyi eyleme dönüştürmektir. İslam inancının değerleri iki temel esasa dayanır: Biri Kur'an-ı Kerim, diğeri ise Hz. Peygamberin sünnetidir. Dolayısıyla doğuştan gelen duyguların mümkün olduğu oranda bu iki kaynaktan alınan değerlerle eğitilip güdülenmesi gerekir. Kavram olarak temel ilkesini Hz. Peygamberin: "Sizden biriniz kendisi için istediğini başkaları için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz." 1 sözü oluşturmaktadır.

Hadislerde Empati ve Hz. Peygamberden Empati Örnekleri

Muhammed (sav)'in hayatı, Allah'tan gelen vahyin bizatihi canlı bir uygulamasıydı; yani o, yaşayan bir Kur'an'dı. Bu yüzden O, doğumdan ölüme kadar yaşanacak bir hayatın nasıl yaşanması gerektiğini en ince detayına kadar ve en ideal ölçülerle ortaya koymalıydı. Bu yüzden Yüce Allah elçisi hakkında; "Habibim sen en yüce ahlâk üzerindesin." 2 "Sizden Allah(ın rızasını) ve ahiret (mutluluğunu) umanlar için, Allah'ın Elçisi en güzel örnektir."3 buyurarak ahlâkının mükemmelliğini ve yaşam ölçülerinin modelliğini tescil etmiştir. Sîreti de insanlarla olan ilişkilerinin empati esasına dayandığının en güzel şahididir.

Hz. Peygamber, bir yetim olarak dünyaya gelmiş, çocukluğunu yoksulluk içinde geçirmişti. Gençlik çağına geldiğinde, doğruluk ve çalışkanlığıyla ün yapmış; sevecen ve müşfik davranışları, dürüst ve Hakk'a uygun yaşamı, güzel ve örnek ahlâkı, tüm Mekke halkının hayranlık, sevgi ve saygısına mazhar olmuştu. Genç bir adam olduğunda, Muhammed (sav) dürüst bir tüccar, nazik, müşfik, sadık bir eş olarak tanınmaya başladı. Daha sonra Medine Devleti'nin başkanı olduğunda merhametli, affedici, hayırsever ve âdil bir yönetici olarak isim yaptı.

a) Çocuklara Karşı Davranışlarında Hz. Peygamberden Empati Örnekleri

Empati kurabilmenin en önemli unsurlarından biri sevgi, şefkat ve merhamettir. Çocuklarla çocuklaşmak, onları sevip okşamak, seviyelerine inebilmek şefkat ve merhamet duygularının canlı örnekleridir. Hz. Peygamber oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamış, "Sen de mi Ey Allah'ın Rasûlu?" dediklerinde, "Evet, ben de! Bu rahmet ve şefkat(in ifadesi)dir. Şüphesiz göz ağlar, kalp mahzun olur. Ey İbrahim! Bizler senin ayrılığınla pek mahzun ve kederliyiz." demişti.4 "Kureyş kadınlarının iyisi, çocuklara küçüklüklerinde en şefkatli olanlardır." derdi.5 Rasûlullah bir gün torunu Hasan'ı öperken yanında Akra' b. Hâbis adında biri vardı. Onun bu hareketini tuhaf karşılayarak, "Benim on tane çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim." dedi. Bunu duyan Hz. Peygamber onun bu haline üzülerek "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz." buyurdu.6 Hz. Peygamberin çocuklara olan bu sevgi ve şefkat dolu yaklaşımı, onları öpüp okşaması ne kadar empatik ise, söz konusu bedevî ve Akra' b. Hâbis'in çocuklarını hiç öpüp okşamaması da empatiden o kadar uzaktır; çocukları anlamamak, duygularına nüfuz edememektir. Allah'ın Rasûlu, çocukları değer olarak büyükler gibi, fakat duygu ve davranışlarında yaşlarına göre algılardı. Onlarla karşılaştığında selam verir,7 imkan bulduğu her platformda seviyelerine iner, konuşur; kucağına alır, öper, okşardı.8 Bazen onlarla şakalaşır, bazen de oynardı.9 Mahmûd İbnu'r-Rabî', bir defasında, "Beş yaşımda iken Rasûlullah'ın bir kere bir kovadan ağzına su alıp yüzüme püskürttüğünü hatırlıyorum." demişti. Ona hizmet eden bir Yahudi çocuğu vardı. Bir gün hastalandı. Allah'ın Elçisi haberini alınca kalkıp ziyaretine gitti.10 Mekke'ye geldiğinde kendisini, Abdulmuttaliboğullarının çocukları karşılamıştı. Resûl-i Ekrem onlardan birini önüne, diğerini de arkasına bindirmişti.11 Bir gün namaz kılarken, torunu Umâme bt. Zeyneb ve Ebû'l-'Âs b. Rabîa yanına gelmişti. İkisini de sırtına aldı. Secdeye gittiğinde onları incitmeden yere koyuyor, kalktığında yine sırtına alıyordu.12 Bütün bu örnekler, Hz. Peygamber'in çocuklara karşı ne kadar empatik olduğunu, onları anlayıp ona göre davrandığını ve seviyelerine inip duygularına göre hitap ettiğini göstermektedir.

b) Aile Bireylerine Karşı Davranışlarında Hz. Peygamberden Empati  Örnekleri

Hz. Peygamber yetim yetişti. Ana-babasına bizzat hizmet etme imkanı bulamadı; fakat anne ve babanın ne demek olduğunu çok iyi biliyordu. Nakledildiğine göre Câhime isimli bir sahabî, Rasûlullah'tan savaşa katılmak için izin istemişti. Hz. Peygamber ona annesinin sağ olup olmadığını sordu. "Evet!" cevabını alınca, "(Git) Annene hizmet et! Çünkü Cennet annelerin ayakları altındadır."13 buyurdu.

Rasûlullah'ın eşlerinden Esma (rah), bir defasında, henüz Müslüman olmamış annesi kendisine geldiğinde; "Ya Rasûlullah! Annem bana geldi. Benden ilgi bekliyor. Kendisiyle ilgilenip yardım edeyim mi?" diye sormuş, bu soruya Hz. Peygamber, "Evet! Onunla ilgilen!" cevabını vermiştir.14 Kur'an'ın15 yanı sıra, bu hadiste de belirtildiği gibi anne veya baba gayr-i müslim bile olsa, onlara ilgi göstermek, dünya ile alâkalı hizmetlerinde kusur etmemek gerekir. Bütün bu karşılıklı hak ve görevleri ideal düzeyde yerine getirebilmek için empatinin içselleştirilmesi gerektiğinde ise şüphe yoktur. O, eşlerine sevgi ve şefkatle muamele eder, onlara ev işlerinde yardım ederdi. Keçisini sağar, söküklerini diker, kendi işini kendisi görürdü. Ashabına, "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananınızdır." derdi.16

O, hizmetçilerine karşı da çok müşfik ve empatik davranırdı. Hz. Enes (ra)'ı çağırdığında son derece yumuşak ve gönül alıcı bir edâ ile "Evlâdım!" diye seslenir, ona ve diğer azatlısı Zeyd (ra)'e öz evlâdı gibi muamele ederdi. Ashabına, "Hizmetçileriniz sizin kardeşlerinizdir. Allah onları sizin elinizin altına (yönetiminize emanet olarak) vermiştir. Kimin sorumluluğu altında böyle bir kardeşi varsa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin ve ona gücünün yetmeyeceği bir iş yüklemesin; eğer ona ağır bir iş yüklerse, ona yardım etsin!"17 derdi.

c) Diğer İnsanlara Karşı Davranışlarında Hz. Peygamber'den Empati Örnekleri

Resûl-i Ekrem, bütün insanlara nezaket, sevgi ve şefkatle muamele eder, düşmanlarına bile sert ve ölçüsüz davranmazdı. Allah Teâlâ, Elçisinin bu özelliğine, "(Ey Rasûlüm!) Allah'ın rahmeti sayesinde, sen insanlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, insanlar çevrenden dağılır giderlerdi." 18  sözleriyle temas etmektedir.

"Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerini acımada ve birbirlerine şefkat göstermede bir vücut gibidirler. O vücudun herhangi bir organı rahatsızlandığında, diğer organlar da uykusuzluk ve rahatsızlık gibi nedenlerle etkilenir ve hastalanırlar."19 sözleri de o yüce peygambere aittir. Hz. Peygamber bu sözleriyle bütün müminlerin birbirlerine karşı empati kurarak muamele etmelerini teşvik etmekte ve esasında empatik davranmanın müminlerin övülen bir hasleti olduğunu ifade etmektedir. Bazı insanlar Allah'ın Elçisine gelerek müşriklere beddua etmesini istedi, bu istek karşısında yüzünün rengi değişti ve, "Ben dünyaya beddua etmek için gönderilmedim; ben sadece rahmet olarak gönderildim." cevabını verdi.20

Her işte mutedil olmayı sever, aşırılıklara karşıydı. Bütün aşırılıklar empati kurmaya engeldir. Birkaç sahabî "Rasûlullah kim, biz kimiz? Allah Onun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir (bu sebeple Ona az ibadet de yeter)." dediler. İçlerinden biri, "Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım"; ikincisi, "Ben de hayatım boyunca hep oruç tutacağım, bir günü bile terk etmeyeceğim."; üçüncüsü ise, "Ben de eşimi tamamen terk edip, onunla beraber olmayacağım." dedi. Bilahare durumdan haberdar olan Hz. Peygamber onları çağırtarak; "Sizler böyle böyle söylemişsiniz öyle mi? Allah'a yemin olsun ki, O'ndan en çok korkanınız ve yasaklarından en çok kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazen oruç tutarım, bazen tutmam, namaz kılarım, uyurum da; eşlerimle beraber de olurum. Benim sünnetim budur, kim sünnetimi beğenmezse benden değildir" buyurdu.21 Burada söz konusu sahabîlerin yapmaya çalıştıkları şey, empatik değildir. Eşleri ve aile bireylerini ihmal etmek, onların duygularını hiçe saymak bencilliktir. Hz. Peygamber buna müdahale etmiştir.

d) Hayvanlara Karşı Hz. Peygamberden Empati Örnekleri

Hz. Peygamber Yüce Allah'ın hayvanlara merhamet ederek yağmur yağdırdığını22, onların da birer ümmet olup insanlar gibi yaşama hakkına sahip olduklarını,23 haksız yere bir serçenin dahi öldürülemeyeceğini, öldürenden ise kıyamet gününde hesap sorulacağını belirtti.24 Karınca, arı, hüdhüd ve kurbağa gibi hayvanların öldürülmesini yasakladı.25 Dilsiz hayvanlara yapılan her iyi muamelenin Allah tarafından karşılıksız bırakılmayacağını söyledi. O şöyle buyurdu: "Bir adam yolda yürürken çok susadı. Yolda bir su kuyusuna rastladı. Kuyuya indi ve içti. Kuyudan dışarı çıktığında susuzluktan ıslak toprakları yalayan bir köpek gördü. Adam, 'benim susadığım gibi bu da susadı' diyerek tekrar kuyuya indi. Ayakkabısına su doldurarak geri döndü. Kuyudan dışarı uzanarak ağzıyla tuttuğu ayakkabısıyla köpeğe su verdi. Onun bu tutumu Allah'ın hoşuna gitti ve adamın günahlarını bağışladı." Resûl-i Ekrem, "Her canlıya yapılan her iyi muameleden sevap vardır." buyurdu.26 Bu rivayette temsilî bir üslupla hayvanlara karşı nasıl bir empati kurulabileceğini Hz. Peygamber açıkça anlatmaktadır.

e) Çevreye Karşı Empati Örnekleri

"Bir kimse bir ağaç diker de herhangi bir insan veya hayvan o ağacın meyvesinden yerse muhakkak bu yenilen mahsul, ağacı diken kimse için sadaka olur."27 "Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile, eğer onu dikecek kadar zamanınız varsa onu mutlaka dikin!"28 "Her kim ölü/boş, kuru ve çorak bir yeri ihyâ ederse, bundan dolayı Allah ona sevap yazar. İnsanlar ve hayvanlar o yerin mahsulünden yedikçe/ondan yararlandıkça ihyâ edene sadaka yazılır." 29 gibi sözleri ağaç dikmeye ve çevre duyarlılığına verdiği önemi ifade eder. Hz. Peygamber savaş esnasında bile ağaçların ve ekinlerin yakılıp yok edilmesine müsaade etmemiş, bu tür eylemleri yasaklamıştır.30

Hz. Peygamber yolda insanlara eziyet veren en küçük bir diken parçasının dahi kaldırıp atılması, günahların affına sebep olabileceğini söyledi.31 O, yere tükürmenin de kişinin kötü davranışları arasında yer aldığını söyledi: "Bana ümmetimin, hayır ve şer, bütün amelleri arz edildi. İyi amelleri arasında, rahatsızlık veren bir şeyin yoldan kaldırıp atılması da vardı. Kötü amelleri arasında ise yere gömülmeden mescide bırakılmış tükürük de vardı."32 şeklindeki teşvik ve uyarıları tam bir çevre duyarlılığının ifadesidir.