Genç Akademisyenler İlahiyatın Geleceğini Konuştu PDF
Image

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin düzenlediği, Genç Akademisyenler İlahiyat Araştırmaları başlıklı sempozyum 1-2 Mayıs 2008 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Ülkemizde ilahiyat alanında son yıllarda ortaya konan lisansüstü akademik araştırmaların, ilgililerince daha iyi takip edilmesi ve çalışılmakta olan konuların tartışmaya açılarak olgunlaşmasına katkıda bulunmayı hedefleyen sempozyumda,  lisansüstü çalışmalarını bitirmiş olan akademisyenlerin yanı sıra, tezlerini belirli bir aşamaya getirmiş araştırmacıların da yüksek lisans ve doktora çalışmalarına dayalı bildirilere yer verildi.


Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. İsmail Kara ve Dr. Sami Erdem'in katıldığı "Türkiye'de İlahiyat Araştırmaları" konulu açılış oturumu ile başlayan toplantıda iki gün boyunca, farklı ilahiyat disiplinlerinde, toplam 48 genç araştırmacının tebliğleri müzakereye açıldı. Prof. Dr. İlyas Çelebi'nin başkanlığı ve Dr. Sami Erdem'in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyumda Hadis Araştırmaları, Psikoloji ve Din, Sosyoloji ve Din, İslam Düşüncesi, Tefsir Araştırmaları, Din Eğitimi, Tasavvuf Araştırmaları, Arap Dili ve Edebiyatı, Felsefî Düşünce, Dinler Tarihi ve İslam Hukuku gibi çeşitli ana başlıklar altında gerçekleştirilen oturumlar boyunca sunulan tebliğler aracılığıyla Hadis ilminde Tabiûn neslinin konumundan dindarlık ve ruh sağlığı ilişkisine kadar çok çeşitli hususlar kapsamlı bir şekilde tartışmaya açıldı.


Prof. Dr. Ahmet Yücel, Efendimizin hayırlı ve güzel çalışmaları övdüğü hadislerine atıfta bulunarak, tertiplenen bu ilmî toplantının aslında Hz. Peygamberin bir sünneti niteliğini taşıdığının, bu vesileyle hem O'nun daha iyi anlaşılması için faaliyette bulunulduğunun ve hem de O'nun bir sünnetinin yerine getirildiğinin altını çizdi.

Hadis Araştırmaları

Sempozyumda dikkati çeken oturumlardan biri de Hz. Peygamberin hadis ve sünneti bağlamında önemli görüşlerin dile getirildiği Hadis Araştırmaları başlıklı oturumdu. Oturum, Prof. Dr. Ahmet Yücel'in başkanlığında, Dr. Arif Ulu'nun yanı sıra Meridyen Destek Derneği'nin düzenlediği "Hadis ve Sîret Araştırma Ödülleri" yarışmasında tezleri ödüle layık görülen Dr. Halit Özkan ve Mustafa Macit Karagözoğlu'nun katılımlarıyla gerçekleştirildi.


Prof. Dr. Ahmet Yücel oturum açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmada gerçekleştirilen bu sempozyumun nitelik ve içerik bakımından sadece bilimsel bir toplantıdan ibaret olmadığını belirtti. Yücel, Efendimizin hayırlı ve güzel çalışmaları övdüğü hadislerine atıfta bulunarak, tertiplenen bu ilmî toplantının aslında Hz. Peygamberin bir sünneti niteliğini taşıdığı, bu vesileyle hem O'nun daha iyi anlaşılması için faaliyette bulunulduğunun ve hem de O'nun bir sünnetinin yerine getirildiğinin altını çizdi.


İlk olarak söz alan M. Macit Karagözoğlu sunduğu "Maktû Rivayetlerin Hadis İlmindeki Yeri" başlıklı tebliğinde Sahabenin takipçisi olan Tabiûn neslinden nakledilen söz ve davranışlar olarak tanımlanan maktû hadislerin ilk dönemlerden itibaren rivayet literatürü içerisinde yer aldığını belirttikten sonra detaylı bir şekilde Tabiûn görüşüne neden bu kadar değer verildiğinin sebepleri üzerinde durdu. Bu bağlamda M. Macit Karagözoğlu, Tabiûn neslini öven âyet ve hadislerin varlığı, Tabiûnun üzerinde görüş belirttikleri konuları açıklayacak yetkinliğe sahip olmaları gibi noktaların şimdiye dek maktû hadislerin önemini açıklamada kimi kaynaklarca esas alındığını ancak asıl saikin başka bir noktada aranmasını gerektiğini belirtti. Tebliğin devamında maktû hadislerin isnadının Tabiûnda kalmış olsa bile, onların ilmi doğrudan doğruya Sahabeden almış olmaları dolayısıyla bilginin bir şekilde Hz. Peygambere dayandığı ve maktû hadisleri sünnet ve hadis ilmi açısından asıl önemli kılan saikin bu olduğu dile getirildi.


Prof. Dr. Ahmet Yücel de konuyu tamamlaması açısından Tabiûnun Sahabeyle olan ilişkisinin, onları görmekten öte bir değer taşıdığını söyleyip, Macit Karagözoğlu'nun Tabiûnun Sahabedeki ilmi sıkı bir hoca-talebe ilişkisiyle tevarüs ettirdikleri tezini destekledi.  Öte yandan Oryantalist araştırmacıların, Tabiûnun kendi görüşlerini Hz. Peygambere isnad edip onları birer sünnet gibi aksettirdikleri tezinin de aslında doğru olmadığı, aksine bu konuda son derece hassas davranıldığı,  Tabiûnun yanlış bir isnadda bulunabilme ihtimalinden imtina ettiği ve bu sebeple kaynak Hz. Peygamber dahi olsa zikredilen görüşün O'na isnad edilmeden dile getirildiği Ahmet Yücel tarafından açıklandı.

Image

Dr. Arif Ulu ise tebliğinde Tabiûn alimlerinin fıkhî ve itikadî konularda sünnete yaklaşımlarını inceledi. Arif Ulu, Sünnetin bağlayıcılığı, Hz. Peygamberin davranışlarının muhteva itibariyle hangi yönlerden sünnet sayılıp hangi yönlerden sayılamayacağı, sünnet ve hadisin ayrı mı yoksa özdeş şeyler mi olduğu gibi konularda Tabiûn alimleri arasında birbirinden farklı görüşlerin savunulduğunu belirterek genel bir çerçeve çizdi. Bu genel çerçeve dâhilinde Tabiûn alimlerinin sünnette yer alan fıkhî ve itikadî konulara yaklaşımlarının da farklı olduğu, onların bu yaklaşımlarının zahirî ve fıkhî-ictihâdî olarak iki gurupta incelenmesinin doğru olacağı tespitinde bulunuldu. Arif Ulu, zahirî yaklaşımı benimseyenlerin zamanın ve şartların değişimini esas almaksızın önceki görüşleri ısrarla sürdürmekte olduklarını, fıkhî-ictihadî yaklaşımı benimseyenlerin alimlerin ise sünnette yer alan uygulamaların amaçlarını tespit ederek hareket ettiklerini söyledi. Bu doğrultuda fıkhî-ictihâdi görüşü benimseyen alimlerin daha esnek bir tavır sergiledikleri, değiştirilmesi gereken uygulamaları değiştirmek ve hatta gerektiğinde ortadan kaldırmaktan da geri durmadıkları belirtildi.


Hadis Araştırmaları oturumunda son olarak söz alan Dr. Halit Özkan hicrî ilk asır boyunca amel konusundaki tartışmaların klasik İslam literatürüne nasıl yansıdığını ele aldı.  Özkan, tebliğinin başlangıcında konu alınan dönemde Medine dışındaki şehirlerin ameli konusunun literatürde pek yer edinmediği ve bu durumun o dönemde Medine dışındaki şehirlerde henüz olgun görüşlerin ortaya çıkmadığı sebebinden kaynaklandığı görüşünün eksikliğine değindi. Bu tespitin aksine amel telakkisinin sadece Medine odaklı olmadığı,  Şam ve Kûfe gibi şehirlerde de hüküm koyma süreçlerini etkileyecek derecede somut görüşlerin var olduğu sunumun devamında dile getirildi. Halit Özkan'ın bu tespiti de bizlere, yayılışının daha ilk zamanlarında bile İslam'ın ne kadar geniş bir coğrafyada ilmî ve kültürel bir daire oluşturduğunu, Hz. Peygamberin sünnetinin kısa sürede ne kadar geniş çevrelerde titizlikle konu edildiğini göstermesi açısından son derece önemliydi.


Oturum, Prof. Dr. Ahmet Yücel'in İslamî ilimlerin birbirleriyle sıkı bir iç içelik arz ettiklerini, hadislerin fıkhî hükümler koymada fakihler için ne derece önemli olduğu örneği ile dile getirdiği değerlendirme ile sonuçlandı.


Sempozyum çerçevesinde düzenlenen bilimsel toplantılarda İbn Sinâ'dan Gazali, Şem'î Efendi ve Ebû Zeyd'e kadar birçok önemli İslam düşünürünün felsefe ve tasavvuf disiplinlerindeki spesifik konulara ilişkin kimi görüşlerinin irdelendiği bildirilerin yanı sıra sinema-din ilişkisi, dinî içerikli televizyon programlarının yetişkinler üzerine etkisi gibi estetik ve psikolojik konularda başarılı çalışmalar dinlecilerle paylaşıldı.


Gerçekleştirilen diğer oturumlarda da din eğitiminde farklılıklardan bütünleşmeye geçişte Kur'ân'ın rolü, Kur'ân kursu öğreticiliğinde eğitim-öğretim yeterliliğinin geliştirilmesi ve sokak çocuklarının sosyo-kültürel yapısı, Kur'ân'da toplumsal sorumluluk alanları, İslam hukukunda özel hayatın korunması gibi  eğitim ve dinî-toplumsal alanlardaki güncel konuları akademik titizlikle ele alan tebliğler de dikkat çekti.


 

Esma-i Nebi

Senai Demirci

Esma-i Nebi / Senai Demirci