| İSNADIN SOSYAL VE SÖZEL YAPISI: KİMİN RİVÂYETİ |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Doç. Dr. Recep Şentürk | |
|
Sayfa 2 Toplam: 5 Dönüşlü Anlatım Yapısı"Beni dinleyenler, sözlerimi başkalarına aktarsınlar; onlar da başkalarına aktarsınlar; belki sonuncular, sözlerimi beni aracısız dinleyenlerden daha iyi anlarlar." Hz. Peygamber, Veda Haccı (MS. 631) esnasında, Arabistan çölünün ortasında Mekke yakınındaki bir yerde devesi üzerinde verdiği Veda Hutbesi’ni bu sözlerle bitirmişti. Sahâbîler, Hz. Peygamber'in nübüvvetinin başlangıcından itibaren umumiyetle yaptıkları gibi, Hz. Peygamber'in bu sık tekrarlanan direktifine uyarak, işittikleri sözleri ve gördükleri fiilleri, ailelerine, arkadaşlarına, kabilelerine ve özellikle gelecek nesillere aktarmak maksadıyla hafızalarında büyük bir dikkatle aynen muhafaza etmişlerdi. Onlar, konuşmalarının, müteakip râviler tarafından doğudan batıya tekrar tekrar nakledilerek hadis rivayet ağını meydana getiren ebedî bir sosyal-sözel şahesere nasıl katkıda bulunacağını acaba hiç tasavvur edebilirler miydi? Hz. Peygamber'in konuştuğu ve sustuğu hususları tarihsel olarak bildiren dönüşlü anlatım olarak hadis, rivayet ağının teşekkülüne doğru kuvvetli bir cevelan meydana getirmiştir. Art arda gelen nesillere mensup hadis râvîleri, herhangi bir uydurma rivayeti engellemek amacıyla, rivayeti kendilerine ulaştıran râvîleri yeterince tanıdıklarından emin olmaya çalışmışlardır. Râviler zinciri, sözlükte "destek" veya "arka çıkmak" anlamına gelen isnâd olarak adlandırılmıştır. Hz. Peygamber'in vefatından birkaç asır sonra, rivayet zinciri giderek daha da uzamıştır. Bu süreçten, birlikte yeni bir rivayet tarzı oluşturan iki unsuru (râviler zinciri=senet ve rivayet metni=metin) ile hadis yapısı ortaya çıkmıştır. Dönüşlü anlatım, ağın oluşumunda ve sürekliliğinde en can alıcı rolü üstlenerek râvî nesillerini birbirlerine bağlamıştır. Dilin dönüşlü gücü olmaksızın bir sosyal ağ içerisinde birçok râvîyi birbirine bağlamak imkânsızlaşırdı. Rivayet protokolü veya dolaylı ifade, rivayetin otantikliği üzerindeki sonuçları sebebiyle hadis râvîlerince yakından incelenmiştir. Bir bilginden diğerine rivayetin naklini belirtmek için çok sayıda ifadeler vardır, ifadelerin her biri, söyleyen ve dinleyen arasındaki ilişkinin bir türünü veya bir yönünü yansıtır. Örneğin, "a'dan işittim," basit bir şekilde "a'dan" demekle aynı değildir. Önceki, zaman ve yer olarak bir arada oluşu ifade ederken, diğeri, bütün bunları belirsiz bırakmaktadır. Benzer şekilde, "a, bana söyledi," "a, dedi" ifadesinin aynı değildir. Öncekinde, dolaysız ve kişisel bir temas olduğunu belirtirken, sonrakinde bu açık değildir. Ancak ne var ki, dolaylı anlatım protokollerini bir sisteme bağlama ve derecelendirme çabaları, râvîlerden aynı yönde bir destek kazanmamıştır. Bununla birlikte, isnâd ve hadis, dolaylı anlatımı belirlemek için kullanılan ibarelere göre sınıflandırılmıştır. Örneğin, en saygın hadis kitabının müellifi olan itibarlı Buhârî, dolaylı anlatımdaki ibarelerin, hem söyleyicinin hem de dinleyicinin aynı ortamda bulundukları anlamına geldiğini düşünmüş ve bu yüzden sahih bir rivayetin kabul edilebilir tek yöntemi olduğundan anlatımın dolaysız olması gerektiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte, onun standartları, daha kolay kıstaslar kullanan çoğunluk tarafından ulaşılması zor standartlardı. |










