| HZ. PEYGAMBER'ÎN İTTİFAK, TEMİNAT VE ANTLAŞMALARINDAKİ DİPLOMATİK TAKTİKLER |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Prof. Dr. Salahattin Polat | |
|
Sayfa 2 Toplam: 6 Habeşistan'a HicretHabeşistan hicreti Rasûlullah'ın Mekke dönemi davet siyasetinin çok önemli bir odak noktasını teşkil eder. Bu hicret olayını dikkatle incelediğimizde uzak görüşlü bir devlet kurucusuyla karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Olaya sathî olarak bakanlar ve kaynaklardaki verileri dikkatle tahlil etmeyenler bu hicretin sadece Mekkelilerin işkencelerinden kurtulmak için yapıldığını sanabilirler. Şayet öyle olsaydı bu kafilede zayıf ve kimsesiz Müslümanların bulunması gerekirdi. Hâlbuki durum tam tersi idi. Özellikle ilk muhacirler, Kureyş'in ileri gelen ailelerine mensuptular ve daha sonraki yıllarda İslâm tarihinde önemli fonksiyonlar icra edecek olan kişilerdi. Birinci hicret kafilesinde az sayıda kişinin bulunup, çoğunluğun daha sonra gitmesi, ilk grubun orada bir ön yoklama yapıp emniyet açısından müsait olup olmadığını kontrolle görevlendirilmiş olmaları ihtimaline ağırlık kazandırıyor. İlk kafile ile Hz. Peygamber'in Necaşi'ye gizli ve özel bir mesaj göndermiş olma ihtimali de kuvvetlidir. Her ne kadar Habeşistan muhacirlerinin, Mekkelilerin İslâm'ı kabul ettikleri şeklinde haber alınca geri döndükleri biliniyorsa da bu durum Habeşistan hicretinde üs arama veya bazı seçkin Müslümanları muhtemel risklerden uzak tutma gibi amaçların bulunmadığına delil olmaz. Mekke'deki şartların değişmesinden dolayı Habeşistan üssünden vazgeçilip faaliyetlere Mekke'de devam edilmesi düşünülmüş olabilir. Ayrıca bu geri dönüşte Rasûlullah (sav)'la yeniden bir durum değerlendirmesi yapma gayesi de bulunabilir. Habeşistan hicretinin önemli strateji hesapları taşıdığının diğer bir delili de müşriklerin gösterdikleri şiddetli tepkidir. Habeşistan'la çok sıkı diyalogu olan en usta diplomatlarını çok kıymetli hediyelerle göndererek muhacirleri geri istemişlerdir. Şayet oraya gidenler zulümden kaçan güçsüzler olsaydı Mekkelilerin sadistçe zulüm zevklerini tatmin edebilecekleri pek çok güçsüz Müslüman Mekke'de ellerinin altındaydı. Onların bu telaşı, İslâmiyet'in kontrollerinden uzak bir yerde kökleşip gelişerek kendilerine karşı bir güç haline gelmesinden endişe etmelerinden kaynaklanmıştır. Yani bu hicretteki stratejiyi çok iyi anlamış olmalıydılar. Habeş muhacirleri, Medine'nin bir üs ve hicret merkezi olarak ortaya çıkmasına kadar orada kaldılar. Bir kısmı hicretin ilk yıllarında Medine'ye geldi bir kısmı ise h.VII. yıla, yani Medine'de Yahudi probleminin halledilmesi ve Hudeybiye sulhunun imzalanmasına kadar Habeşistan'da kaldılar. Yine bu da Habeşistan’ın bir zulümden kaçış yeri olmadığını ve Hz. Peygamber'in Mekke'deki durumu sağlamlaşıncaya kadar bazı sahabelerini orada tutmak istediğini gösteriyor. Şu halde diyebiliriz ki Habeşistan önce bir üs olarak denenmiş, Hicretten sonra da gerektiğinde kullanılabilecek ihtiyatî bir merkez olarak muhafaza edilmiştir. |











