Hz. Hasan PDF
Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı   

Hayatı

Image

3. yılın Şaban ayında (Ocak-Şubat 625)  veya Ramazan ayının 15'inde (1 Mart) Medine'de doğdu. Babası ona Harb adını koymayı düşünmüşse de Hz. Peygamber, Câhiliye döneminde bilinmeyen Hasan adını ve Ebû Muhammed künyesini vermiş ve kulağına bizzat ezan okumuştur; doğumunun yedinci gününde de akîka kurbanı kestiği ve Hz. Fâtıma'dan saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmasını istediği bilinmektedir. Kaynaklarda, Rasûlullah'a çok benzediği için Hz. Ebû Bekir'in onu, "Ey nebîye benzeyen, Ali'ye benzemeyen" diye sevdiği ve Hz. Ali'nin de buna tebessüm ettiği belirtilir.

Hasan, kardeşi Hüseyin gibi ilk halife döneminde cereyan eden önemli olaylarda fiilen yer almamıştır. Hz. Osman'ın hilâfeti sırasında kardeşiyle birlikte Saîd b. Âs (r.a)'ın Horasan seferine katılmış, daha sonra da babası tarafından yine kardeşiyle birlikte Hz. Osman'ı isyancılara karşı korumak ve evine su taşımakla görevlendirilmiştir.

Babası hilâfete geldikten sonra Hasan,  Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avâm'in ona karşı çıkmaları üzerine, Kûfeliler'i babasının yanında yer almaya ikna etmek için Ammâr b. Yâsir (r.a) ile birlikte Kûfe'ye gitti. Cemel Vak'ası ve Sıffîn Savaşı'nda da babasının yanında bulundu. Hz. Ali'nin şehid edilmesinin ardından Ubeydullah b. Abbas b. Abdülmuttalib Kûfeliler'i halife olarak ona biata davet etti ve bir rivayete göre aynı gün, bir rivayete göre de iki gün sonra Kûfe'de kendisine biat edildi. Hz. Ali ölümünden kısa bir süre önce Hasan'a biat konusunda sorulan bir soruya, "Bunu ne emreder ne de nehyederim" diye cevap vermiştir; ancak Şiîler Hz. Ali'nin onu veliaht tayin ettiğine inanırlar.

Hz. Ali'nin şehid edildiğini ve Hasan (r.a)'ın  halifeliğe getirildiğini haber alan Muâviye b. Ebû Süfyân, onun taraftarlarını ve Kûfeliler'i kendi safına çekmek için yoğun bir faaliyet başlattı: Abdullah b. Âmir kumandasında Suriye, Filistin ve el-Cezîre kuvvetlerinden oluşan bir ordu hazırlattı. Abdullah b. Âmir de Medâin'e giderek şehrin dışına çıkan Hasan'ın ordusunun karşısında mevzilendi ve onlara Muâviye'nin de Enbâr'ı kuşattığını, aslında savaş niyeti taşımadıklarını ve Hz. Hasan'ın kendisi de dahil olmak üzere askerlerinden onlara sığınanların hayatlarının bağışlanacağını söyledi. Bu sözler karşısında çoğunluk savaştan kaçındığını belli etti; Hz. Hasan da Medâin'e dönerek hilâfeti Muâviye'ye teslim etmek için belirlediği şartları Abdullah b. Âmir'e bildirmek zorunda kaldı.

İleri sürdüğü şartlar şunlardır:

  1. İntikam için Iraklılar'dan hiç kimse tutuklanmayacaktır.
  2. Milliyetine bakılmaksızın herkes emniyet içinde olacaktır.
  3. İşlenmiş suçların tamamı affedilecektir.
  4. Ahvaz'ın haracı yıllık olarak kendisine ödenecektir.
  5. Kardeşi Hüseyin'e 2 milyon dirhem verilecektir.
  6. Hâşimoğulları'na da Abdüşemsoğulları'na (Umeyye) gösterilen yakınlık gösterilecek ve aynı ihsanlarda bulunulacaktır.

Abdullah b. Âmir Hz. Hasan'ın şartlarını Muâviye'ye götürdü, Muâviye de bunları kendi eliyle yazarak mühürledi ve Hz. Hasan'a iade etti (25 Rebîülevvel 41/29 Temmuz 661).

Şartlarının kabul edilmesine memnun olan Hz. Hasan, anlaşmayı Kays b. Sa'd'a bildirerek yetkilerini Muâviye'ye devretmesini ve Medâin'e dönmesini emretti. Bu arada Hz. Hüseyin ve Hucr b. Adî gibi bazı kimseler, Hz. Hasan'ın Muâviye ile anlaşmasına, arkasındaki müslümanları küçük düşürdüğü gerekçesiyle karşı çıktılarsa da Hz. Hasan kararından dönmeyerek adamları ile birlikte Medâin'den Kûfe'ye gitti ve oraya gelen Muâviye'ye vardıkları anlaşmayı şahsen de teyit ettirdi.

İslâm tarihinde 41 yılına bu uzlaşmadan dolayı "âmü'l-cemâa" (birlik yılı) denilmiştir. Böylece Hz. Hasan, kardeşi Hüseyin'in şiddetle karşı çıkmasına rağmen Muâviye ile anlaşarak Hz. Peygamber'in işaret ettiği gibi (Buhârî, "Sulh", 9; "Fiten", 20) müslümanlar arasında kan dökülmesini önlemiş ve insanların kısa bir süre için de olsa barış ve huzur içinde yaşamalarına vesile olmuştur. Hz. Hasan daha sonra ailesiyle birlikte Medine'ye gitti ve hayatının geri kalan kısmını orada siyasetten uzak bir şekilde geçirdi. Ancak sonunda, rivayete göre Yezîd b. Muâviye ile evlendirilmek vaadiyle kandırılan eşlerinden Ca'de bint Eş'as b. Kays tarafından zehirlendi ve 28 Safer 49 (7 Nisan 669) tarihinde vefat etti.

Ölmeden önce kardeşi Hüseyin'e Rasûl-i Ekrem'in yanına, bu mümkün olmadığı takdirde Cennetü'1-Bakî'de annesinin yanına gömülmesini vasiyet etmiş, Mervân b. Hakem birinci teklife karşı çıktığı için Medine Valisi Saîd b. Âs'ın kıldırdığı cenaze namazından sonra Cennetü'l-Bakî'de annesinin yanına defnedilmiştir.




 

Makale İçeriği