| Bedenin Oruçla Yolculuğu: Çamurdan Tapınağa |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
|
Sonpeygamber.info-Özel Kutlu zamanın aydınlığı kendini ilk hilal ile gösterir. Gökyüzü engin bir deniz, ufuklar sahil, hilal de bu sahillerde dolanan ve şafak vakitlerinde bu denize batan bir gemidir: Mâh-ı nevden Dicle'de gösterdi zevraklar misâl Kim görüptür kim ola bir âsumanda bin hilal
Aydınlık yüzüyle gelen Ramazan bir "ruh şöleni"dir. Ruhun aslına rücû etme; Allah'a dönme vaktidir. Çünkü o ruhlara Râb kendi ruhundan üflemişti: Ramazan Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine, Kaldır aradan vahdete hâil ne ise. Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan Artık ezilip düşmesin ümmet ye'se Mâdâm ki verdin bize rûh-ı nevîn Yâ Rab, daha bir nefha-i te'yîd insin. (Mehmed Akif Ersoy) Çamurdan beden oruçla yoğrulmuştur. Dönüşüm başlamıştır. Ruhun dönüşü(mü) bedeni de beraberinde sürükler. Şimdi oruçlu bedenlerin her biri birer tapınaktır. Ten kendini ruha teslim ettiğinden artık "insan olma" fırsatına ermiştir: İnsan ve Oruç Oruç, ruhun sesi gelir her yıl Gümüş topuklarını dokundurur kalbimize Vücut dönmeğe başlar bir tapınağa kurban gibi Yapılır örtülür uçurumları yakan dualardan Ten ruhun avuçlarının içinde Hilkat günlerinin yeniden oluşun terlerini döker İnsan gecesini değiştirir gündüzüne erer Bir mevsime döndürür zamanı hiç değişmeyen İnsanın olma vaktidir bu erme fırsatı Ruh emzirir anne gibi yeri göğü fecri Yeni bir insan gelip nöbete duracaktır Eskisi çürümüş bir heykel gibi devrildiğinden Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslam baharı Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından Susamış ufuklara insan kalbinin ufuklarına (Sezai Karakoç)
Ezanlar imsaktan iftara bu kutlu yolculuğun müjdecisi, kandiller yola çıkan ruhların rehberidir. Bir tepeden ezanla işaret verilir; diğer tepeye nurların inmesi için: Ramazan Akşamı
İftar topu aksedince İhsâniye'den Seslendi ezanlarım, Süleymaniye'den Altında ve üstünde yanıp bin kandil Nûr indi civâra Nuûruosmaniye'den
(Arif Nihat Asya) Yola düşenlerden geri kalanlar da vardır. Tenha sokaklarda oruçsuz ve neşesiz, gidenleri seyretmektedir biri. Ruhu "gurbet akşamı"nı yaşadığından hüzünlüdür ancak onun da başka bir tesellisi vardır: Atik Valde'den İnen Sokakta İftardan önce gittim Atik-Valde semtine, Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine, Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti; Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler, Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer; Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı. Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün; Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün. Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri, Bir nurlu neş'e kapladı kerpiçten evleri. Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz! Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz. Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı. Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime; Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime: "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür; Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."
Yolculuk bilinmeze doğrudur. Geceler sıralandıkça bilinmeze biraz daha yaklaşılır. İlahî kaynaktan alınan ilhamla tapınaklardan bereketli çeşmeler akmaya başlar: Bu Ay Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı; "Bilinmez"i bilirler, bilseler ağlamayı... (Necip Fazıl Kısakürek) Nahif bedenler en çok bu yolculukta secdeye gider. Ulu bir mabede Mevlâ'nın iltifatıyla mağfiret iner; çünkü huşû hulus ve hürmetle O'na dönülmüştür: Ramazan Tâ çocuklukta mâh-ı gufrânın Şöyle bir levha-i mutahharda Bana manzûr olurdu timsâli İçim samt u sükûn ile mâlî Ulu bir ma'bed-i münevverede Nazar-ı iltifâtı Mevlâ'nın Mün'atıf sâyegâh-ı minberde Bir vücûd-ı nahîf ü bî-tâbe Ki darâ'atle ser-be-hâk-i sücûd Leb-i hâmûşu lerze-nâk-i durûd Öyle bîgane rahât u hâbe Bir ümîd-i cinânla perverde Muttasıl zikr eder ibâdet eder Bin huşû' u hulûs u hürmetle Her sücûdunda çeşm-i Hak-bîni... Sıyırıp perde perde zulmetini Sermedî bir safâ-yı ru'yetle Seyr-i firdevs-i mahremiyet eder
(Tevfik Fikret)
Kutlu yolculuğun bitiş vakti gelmiştir. İnananların yüzlerinde gelecek zamanların yolculuklarının tebessümü ve hüznü bir aradadır: Yine firkat nârına yandı cihân Hasretâ gitti mübârek Ramazan Nûruyla bulmuştu âlem yeni cân Firkatâ gitti mübârek Ramazan İndi Kur'ân sende ey nûru güzel Leyle-i Kadrinde ey kadir güzel Gitti ey tehlîl ü tekbîri güzel Elvedâ gitti mübârek Ramazan (...) Cem olup Hakk'a münacât edelim Nûr-ı Kur'ân ile doğru gidelim Bilmedik kadrin Niyazî nidelim Pek yazık gitti mübârek Ramazan
Zamanı mekânı ve bedenleri dönüştüren Ramazan artık gitse de, yolculuk bitti sanılsa da söylenecek son bir söz, edilecek son bir dua daha vardır: "Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan" Zikrimiz Arş'-ı geçip fecre kadar yükselsin Mâveralardan ümîd ettiğimiz ses gelsin
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
|
























