BEŞER VE PEYGAMBER OLARAK KUR'ÂN'DA HZ. MUHAMMED (SAV) PDF
Prof. Dr. Ali Akyüz   
Image

Hz. Peygamber'i tanımak; O'nu kabullenmek, yakınlık hissetmek, örnek almak ve sevmek için vazgeçilmez bir esastır. Tanımadan ne iman etmek, ne sevmek ne de örneklemek söz konusu olamaz. Tebliğin baş köşesine seçtiğimiz kelam-ı ilahî de bunu açıkça ifade etmekte ve inkar edenlere, Peygamberlerini tanımadıkları için mi O'nu reddettiklerini sormaktadır.

Sadece tanımak yeterli bir öğe değildir. Asıl ve önemli olan yeterli ve doğru tanımaktır. Amaç; Hz, Peygamber'in, beşer üstü niteliğini değil, beşerî kimliğini bilmek ve tanımaktır. Beşer üstü niteliği, yani nebevî kimliği, imanla sorumlu olduğumuz alanla ilgili olup, bilgi sınırlarımız ve kavrayışımızın dışında, sadece peygamberlerin müşahede ettiği, örneklemekten söz etmenin bile anlamsız olduğu hususi ve çok özel bir tecrübedir. Beşerî kimliği ise, kavramak, öğrenmek ve örnek almak zorunda olduğumuz, ilahî vahyin somutlaştığı formattır.

Hz. Peygamber'i tanımak, doğru anlamak ve özellikle örneklenmesi için dikkat edilmesi gereken hususlardan biri belki de ilki İslam'ın ulusal bir din, elçisinin de ulus peygamber olmadığıdır. Evrensel değerleri ihtiva eden mesajları olan bu din, merkeze yerleştirdiği "insan" anlayışı ile mahalli ve milli motifleri sevgi ile kucaklayarak, farklılaşan pratikleri, aynı özden kaynaklanan değerler manzumesinin tabii bir sonucu ve farklı bir formatı olarak görür ve kültürel zenginliğin gelişmesine imkan sağlar. Bu sebepledir ki, aynı evrensel değerlerin ortaya çıkardığı farklı formatlar zıtlaşmayı değil yakınlığı doğurur. Hz. Peygamber'i tanır ve örneklerken yöresel ve kültürel motiflerin dinî olandan ayırt edilmesinde belki de en önemli yardımı, Kitap-Sünnet bütünlüğünü gözden kaçırmadan, sünnetin her zaman üç boyutlu, yani; fiilî, kavlî, takrirî, olarak algılanması sağlayacaktır.