| BEŞER VE PEYGAMBER OLARAK KUR'AN'DA HZ. MUHAMMED (SAV) |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Prof. Dr. Ali Akyüz | |
|
Sayfa 3 Toplam: 3
BEŞERÎ KİMLİĞİ(Gerçek ve Özel Kişiliği )KİŞİLİĞİ VE KARAKTERİGüzel ve temiz giyinen, güzel konuşan, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan, gönlü geniş, ufku açık ve ileri görüşlü, şerefli ve şanı yüce, gece gündüz demeden çalışan, gayretli, Kureyş aristokratlarının hoşlanmadığı ve çevresinden uzaklaştırmak istediği mütevazı insanları çevresinden uzaklaştırmak bir yana onları sahiplenip değer veren, vefalı ve yanında bulunanları sosyal statüleri ile değerlendirmeyen, insan olma erdemini yeterli gören, alçak gönüllü, utangaç, şefkâtli ve son derece merhametli biri idi. Onun şefkât ve merhametli kimliğini yüce Rabbi şu kelâm-ı ezelîsi ile niteleyerek ebedîleştirmektedir; “And olsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe,128) “Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helak olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.” (Kehf, 6) “Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!” (En'am, 35) “(Rasûlüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.” (Nahl, 37) “Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu iman edecek değillerdir.” (Yusuf, 103) Hz. Peygamberin Kişilik Ve Karakterini Belirleyen Âyetlerden Bazıları:“(Rasûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) “Sana uyan müminlere kol kanat ger.” (Şuara, 215) “Elbiseni tertemiz tut.” (Müddessir,4) “(Rasulüm!) Şimdi sen güzelce sabret.” (Meâric,5) “Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.” (Müzzemmil,10) “Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.” (Mü'minûn, 96) BEŞERİYETİ VE KULLUĞUBütün peygamberler gibi Hz. Peygamber'in de bir beşer ve kul olduğu tartışmasız bir hakikattir. Peygamberler de herkes gibi ölümlü olduklarını, ibadetle ve bütün emirlerle sorumlu tutulacaklarını, dokunulmazlıklarının olmadığını, insanlara tebliğ ettikleri emirlerin aksine davranma hürriyet ve tercihlerinin kesinlikle bulunmadığını, böyle bir davranışta bulunmaktan Allah'a sığınıp onun azabından korktuklarını sık sık ifadeyle kulluk konusunda herkesten daha duyarlı olduklarını açıklamış ve davranışlarıyla da göstermişlerdir. Bir beşerin peygamber olarak gönderilmesini şaşkınlıkla karşılayanlara Peygamberin lisanıyla Allah, daha önce gelip geçmiş ümmetlere gönderilen nebilerin de herkes gibi yiyen içen, çarşı pazarda gezip dolaşan, çoluk çocuğu olan ölümlü birer insan olduklarını hatırlatarak bunu yadırgamamaları gerektiğini ve eğer onlar melek olsaydı o takdirde onlara melek peygamber gönderileceğini ifade ederek, şayet onlara melek peygamber gönderilse yine aynı şekilde büyülendiklerini düşünerek bunu algılayamayacaklarını açıklamaktadır. Âyetlerde de şöyle buyrulmaktadır: “(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.” (Furkan,20) “And olsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.” (Ra'd, 38) Peygamberlerin Beşer Ve Kul Olduklarını İfade Eden Âyeterden Bazıları:“Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri sorguya çekeceğimiz gibi, gönderilen peygamberlere de mutlaka soracağız.” (Araf,6) “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana İlâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!”(Fussilet, 6) “Ben size: "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır" demiyorum, gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum, sizin gözlerinizin hor gördüğü kimseler için, "Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir" diyemem. Onların kalplerinde olanı, Allah daha iyi bilir. Onları kovduğum takdirde ben gerçekten zalimlerden olurum."(Hud, 31) “Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Mü'minler ancak Allah'a dayansınlar. " (İbrahim, 11) SOSYAL MÜNASEBETLERİ VE TAVRISorumluluğunun bilincinde, insana değer veren, çevresinde bulunan herkesin acısını içinde hisseden, kendisine inanmayanların bile mahvolup gitmesine olan üzüntüsünden dolayı kendisini kahreden, özgüven sahibi, başkalarının kimliğine saygılı, içinde yaşadığı toplumun tabii ve beşerî kültür mozaiğine sıcak, geçmişe ve peygamberler ailesine vefalı, Müslüman olan ve olmayan herkesle iyi diyalog kurup onlara güzel davranan, barışın en doğru yol olduğunu, barış ve esenlik içinde yaşamanın savaştan daima iyi ve güzel olduğunu, hiç kimsenin inanç ve kanaatlerini değiştirmeye zorlanamayacağını düstur edinmiş bir sosyal münasebet çizgisi vardı. Hayatı boyunca kendisiyle ilgili her haksızlığa bağışlamayla mukabelede bulunmuş, ancak kamu hakkının söz konusu olduğu yerde gerekeni yapmıştır. Araştıran herkes, onun her türlü duasında bu hususun belirleyici olduğunu kolayca fark eder. Kendisini inkâr eden ve ona düşmanlık edenlere karşı tavrını belirleyip, tavsif eden Kur'ân'ın ifadelerinden anlaşıldığına göre o, muhataplarının eleştirilerine katlanır, hemen kabullenmelerini beklemek yerine onlara süre verir ve sabırlı davranır, kabullenmeyenleri de kendileriyle baş başa bırakır ve Allah'a tevekkül eder, kabalıklarına tahammül gösterir, sert ve kaba değil nazik ve zarif davranır, bağışlayıcı olur, güzel ve etkileyici sözlerle onları imana ve doğruluğa çağırır, ayrılırken de güzellikle ayrılırdı. Müslüman kadınlara davranışını, kadın kimliğine kazandırdığı kıymet ve değeri, bütün zorluk ve güçlüklere rağmen iffet, onur ve haysiyetini koruyan ve Allah'a kulluğun en güzel mücadelesini veren, azim ve kararlılık abidesi olarak ona da ümmetine de örnek kimlik olarak sunulmak suretiyle, hikâyesi Kurân'ı Kerim'de anılmaya lâyık Hz. Meryem'in bayraklaşan kimliğini en güzel şekilde açıklamaktadır. Ayrıca o Nebi, cemiyetin çok önemli bir üyesi olan kadınla daha önce benzeri görülmemiş bir sosyal sözleşme yapmış ve ona toplumsal fonksiyonunu ve o olmadan kusursuz bir cemiyetin olamayacağını, çok daha önemlisi varlık-yokluk arasında gidip gelen kadına, yaratıcının verdiği değeri ve kendini önemsemeyi öğretmiştir: “Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, hiç yoktan yalan uydurarak iftira atmamak, İyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (Mümtehine, 12) Sosyal Münasebetleri Ve Tavrını İfade Eden Âyetlerden Bazıları:“Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.” (Hicr, 88) “Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.” (Mü'minûn, 96) “(Rasulüm!) Şimdi sen güzelce sabret.” (Meric,5) “Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.” (A'raf,68) “Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an). Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.” (Enbiya,91) “O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkar edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa, 140) |












