İLK VE SON PEYGAMBER HZ. MUHAMMED (SAV) PDF
Nuran Döner   
Image Küntü kenzâdan vücûda geldi eşyâ lâcerem
Bâd-ı hubb ile temevvüc itti çün deryâ-yı aşk
                            Azîz Mahmud Hüdâyî

Tasavvuf Kültüründe Hakîkat-ı Muhammediye ve Nûr-ı Muhammedî

Sûfî düşünce, Hz. Peygamber’in bedeni ve cesedi ortaya çıkmazdan önce, peygamberlerin bu âlemde onun vekilleri olduğunu ifade eder. Bu vekâlet, “Hakîkat-ı Muhammediye” 1 nin vekâletidir. Çünkü bizzat Hz. Peygamber’e “ne zaman peygamberdiniz?” diye sorulduğunda O, “Adem, su ile balçık arasında iken –yani, o daha vâr olmadan- ben peygamberdim” cevabını vermiştir 2.   Tasavvuf düşüncesinde ilk Peygamber Adem (a.s)’ dan Hz. Peygamber’ e kadar her peygamberi kapsayan bu Muhammedî Hakîkatin,  sembolize edildiği bir diğer kavram ise, Nûr-ı Muhammedî kavramıdır. Hz. Peygamber’in Kur’ân-ı Kerîm’de (Ahzâb,33:46) “ışık saçan bir kandil”  (sirâcen münîrâ) olarak zikredildiği bilinmektedir. Bir başka âyet, peygamberimizin bize “Allah’tan gelen bir nûr”  (Maide, 5:15) olduğunu söyler. Ayet, müfessirler tarafından da Hz. Peygambere bir referans olarak da yorumlanır. 3   Ayrıca Hz. Peygamberin sıklıkla kullanılan lakaplarından biri de, “Nûru’l-Hüdâ”dır. 

Bursevî de Hz. Peygamber Efendimizin, Kur’ân-ı Kerîm’de “Nûr saçan bir kandil” olarak tanıtıldığı üzerinde durur: Bu âyette, Rasûlullah’ı muma benzetme vardır. Mum olmasa, gece karanlığında istenen yere ulaşmak mümkün olmadığı gibi, Rasûl-i Ekremin varlığının mumu olmasa, mevcûdâtın hepsi yokluk karanlığında kalıp, varlık nûruna yol bulamazlar ve feyiz yolundan kaynağın bulunduğu menzile doğrulamazlardı. 4