İslam Ahlak Öğretisinin Temel Dayanağı Olarak Sünnet PDF
Prof. Dr. S.Kemal Sadıkçı   

Günümüzde anarşi ve bunalımların en önemli sebeplerinden biri, hiç şüphesiz ahlaki dejenerasyondur. Peygamberler bile ahlaken çöküntüye uğramış milletlere gönderilmiştir. Nitekim Hz. Peygamber kendisinin de; "ahlaki faziletleri tamamlamak için gönderildiğini" (Muvatta, "Hüsnu'l-Huluk" 8; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 381) söylemektedir. Gönderilen peygamberlere rağmen ahlaksızlık girdabından kurtulamayan milletlerin de, geçmişte ilahî cezaların en ağırına uğradıklarını Yüce Kitabımızdan öğrenmekteyiz.

İslam ahlakı genelde adil ve dürüst bir kimlik, özelde de bir "Müslüman kimliği" oluşturmak ister. Bu ahlakın yegâne rehberi de, Allah'ın Rasûlu’dur. Hz. Peygamber'in sünnetinin, “Müslüman kimliği”nin oluşmasında önemli bir etken olduğu herhalde inkar edilemez. Irk ve kültür olarak çok farklı, mekan itibariyle de birbirinden çok uzak olan Müslüman milletlerin, genelde aynı ahlaki değerlere sahip oldukları bilinen bir gerçektir; onların inanç ve davranışlarında, helal-haram telakkilerinde, örflerinde, olaylara bakışlarında, giyim-kuşamlarında, hatta gülüp eğlenmelerinde bile ciddi bir yakınlık ve aynîlik vardı. Geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanlar arasında kendilerine özgü bir değerler manzumesinden ve homojen bir kültürden söz edilebilir. Bugün bile hakim kültürün sınırsız gücüne ve yerel kültürleri silip süpürme gayretine rağmen Müslüman milletlerin kendilerine özgü bazı nitelikleri ayakta kalabilmişse, bunu büyük ölçüde İslam dinine, özellikle de sünnete borçluyuz. Çünkü farklı ırklara, kültürlere ve coğrafyaya mensup olmalarına rağmen aralarında müşterek bir kimlik oluşmasını sağlayan, asgari bir kültür ve yaşam biçimi oluşturan büyük ölçüde Rasûlullah'ın sünnetidir. Hz. Peygamber ise, devlet yönetiminden en basit günlük davranışlara varıncaya kadar her konuda yaşayan bir örnektir. İnsanlar da genel prensiplerden ziyade, kendileri gibi yaşayan bir örnekten daha çok etkilenirler. İşte Müslümanlar, Kur'ân’ın da emri gereği bu güzel örneğe uyarak O'nu kişiliklerinin bir aynası haline getirmeye çalışmışlardır. Sünnet, çöküntü dönemlerinde de Müslümanları ayakta tutan ve kendi kimliklerini korumalarını sağlayan en önemli etken olmuştur.