MEVLÂNÂ'NIN HZ. MUHAMMED (SAV)'E SEVGİSİ ve BAĞLILIĞI PDF
Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu   

Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu

MEVLÂNÂ’NIN HZ. MUHAMMED (SAV)’E BAĞLILIĞI

Mevlânâ Celâleddîn er-Rûmî, Allah’a ve O’nun gönderdiği son elçi olan Hz. Peygambere candan bağlı biridir. O, meşhur rubâisinde Allah’a ve Hz. Muhammed (sav)’e olan bağlılığını şöyle haykırır:

Canım tenimde oldukça Kur’ân’ın kölesiyim ben, Tanrı’nın seçkin Peygamberi Muhammed’in yolunun toprağıyım.

Her kim benden, bunun dışında bir söz naklederse hem o sözden şikayetçi olurum hem nakledenden.

Onu Onaylama Gereği

Mevlânâ Celâleddin, Hz. Muhammed (sav)’in daha çocukken bazı olağanüstü özellikler taşıdığını, Kâbe’deki büyük putların bile onun risâlete hazırlandığını bildiklerini, mucizevî bir şekilde bir bebeğin bile Hz. Peygamberi tanıdığını, bundan dolayı Hz. Muhammed (sav)’i onaylamada tereddüt gösterilmemesi gerektiğini, Mesnevî’de uzunca anlatmaktadır.

Müşriklerin, Hz. Muhammed (sav)’in sadeliği, güvenirliği, bildirdiklerinin hak ve doğruluğu, bunlara ilâve olarak da insanları bir benzerini ortaya koymakta âciz bırakan mucizelerine rağmen onu tasdik etmemeleri, haklı ve rasyonel nedene değil, duygusal nedenlere dayanmaktadır. Onlar âdeta dogmatik inançsızlık örneği sergiliyorlardı. Bununla ilgili olarak Mevlânâ bir çok örnek vermektedir. Ona göre inkârcılar, son nebi Hz. Muhammed (sav)’i çok iyi tanımalarına rağmen, kıskançlıkları yüzünden onu tasdik etmezler.

Onun Yolundan Gitme Gerekliliği

Hz. Muhammed (sav)’e uymak gerekir. Çünkü o, insanları şirkten, putlara tapmaktan, cehaletten, zulümden kurtarıp, bunların yerine tevhîd inancını, ilmi, hakkı ve adâleti tesis etmiştir. Bundan dolayı Mevlânâ, Hz. Muhammed (sav)’e tâbi olmanın hoşnutluğu içerisindedir.

Taze baht dostumuz, can vermek işimiz-gücümüz; kervanbaşımız da dünyanın övündüğü Mustafa bizim.

Erlik sanatını Tanrı’dan öğrendik; aşk pehlivanıyız, Ahmed’in dostuyuz biz.

A benim canım, kabul edilmeyen kişi usanır, sıkılır; bense Peygamber soyundanım (yılmam, görevimi yaparım) a benim canım, padişahın ardında koşup yelmedeyim.

Sizin Arap atlarınız olsun sayısız; Ahmed-i Muhtâr’ın Burâk’ı da bizim olsun.

Dünya tamamıyla bayram olsa, neşe dolsa sizin olsun dünya; sevgili, bizim olsun yeter bize.

Fakat Muhammed Mustafa (sav)’nın yolundan gitmek ve onun gibi yüceliklere ermek için aşk gereklidir. Mevlânâ, sadece dille veya şekilde kalarak Hz. Muhammed (sav)’i sevmenin kanıtlanamayacağını, bunun yanı sıra, onun yolunu takip etmenin önemli olduğunu ısrarla belirtir. "Salâvat verip duruyor ama Mustafa’nın temizliğinden ne var onda?" diye soran Mevlânâ, bir defasında da, kendisine nasihat vermesini isteyen Emîr Pervâne’ye şöyle çıkışmıştır: “Mademki, Allah ve O’nun elçisinin sözlerini okuduğun, gerektiği gibi bahsettiğin ve bildiğin halde o sözlerden nasihat alamıyorsun ve hiçbir âyet ve hadîsin gerektirdiği şekilde amel edemiyorsan, benim nasihatimi nasıl dinler ve ona nasıl uyarsın?”