İNSANLIĞIN PEYGAMBERLİĞE İHTİYACI PDF
Doç. Dr. Mevlüt Uyanık   

PEYGAMBERLER NİÇİN GÖNDERİLMİŞLERDİR?

Allah’ın, insanların dünya ve âhiret hayatlarıyla ilgili işlerini düzenlemelerini doğru ve hikmetli bir şekilde yapabilmeleri için peygamberler göndermesini iki terimle izah etmekteyiz: Nübüvvet ve Risâlet terimleri. Risalet ve rasul ile Nübüvvet ve nebi kavramları arasındaki farka dikkat edilmelidir. Çünkü her rasul, aynı zamanda nebidir, ama her nebi rasul değildir; dolayısıyla rasul, nebi kelimesinden daha hususî bir anlam taşır. Risâlet, şuurlu insanın dünyadaki davranışıyla ilgili kuralları içerir ve helal ile haramı ayırır; dolayısıyla namaz, oruç, hac ve benzeri muamelatla ilgili konuları içerir. Peygamberlerin genellikle toplumda beşeri münasebetlerin bozulduğu; yani ahlâkî bunalım dönemlerinde gönderildiğini hatırlayacak olursak, risâletin; toplum birimlerindeki ahlâkî bozuklukları tashih ederek, insanları birlik ve beraberlik, huzur ve güven içinde yaşamaya dair bilgilerden oluştuğunu görürüz.

"İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan Peygamberler göndermiş, onlarla birlikte insanlar arasında, ayrılığa düştükleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan kitabı da indirmişti." (Bakara 2/213) Âyete dikkat ettiğimiz zaman İlahî kitapların tümü genel olarak, "kitap" terimi ile ifade edilerek, bunların gönderiliş nedeni de belirtilmektedir. Aynı âyetin devamında, insanlığın başlangıçta bir birlik içindeyken Peygamberler gelmesine rağmen niçin bölünüp, anlaşmazlıklara düştüklerini de açıklamaktadır. "Oysa kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler." (Bakara 2/13).

Peygamberler, dönemlerinin en akıllısı ve en güzel ahlâka sahip olanlarıdır, bu özeliklerinin gereği olarak yine en güzel şekilde yaratılmış olan insanı (Tîn 95/4) bu güzel fıtratını bozacak hurafeler ve efsanelerden uzaklaştırmayı hedeflerler. Doğru bilgilerle insanları donatırlar. İnsanın salt aklıyla kavrayabildiği hususların yanı sıra aklın yetersiz kaldığı durumlar da söz konusudur. Buralarda fiilî ve kavlî açıklamalar yaparlar.