MUHAMMEDİ MUHABBET VE TOPLUMSAL YANSIMALARI PDF
Meryem Uyanık   

PEYGAMBERİMİZİN MUHABBET ANLAYIŞI

Allah sevgisi her şeyin başındadır (Bakara 2/165). Nitekim Peygamberimiz de Allah’tan O'nun sevgisini, sevdiği kimselerin sevgisini ve O'nun muhabbetine yaklaştıracak olanın sevgisini istemiştir. Allah’ı sevmenin en temel alâmeti, Peygambere bağlılık ve onun yolunu izlemektir (Âl-i İmran 3/165). Rehberimiz Peygamberimiz, biricik öğreticimiz de olacaktır. Eğer o, iman etmenin birinci şartı olarak kendisi için istediği bir iyiliği, güzelliği, diğer kardeşi gibi istemek olarak sunuyorsa; mümin, müminin aynasıdır, diyorsa, beşeri münasebetlerimizi sevgi ve saygı üzerine kurmamızı istiyor demektir.

Son yüzyılın en son okunan ve satan kitaplarından olan Küçük Prens'in yazarı Antoine Saint-Exupery’in şu ifadesi bu ayna simgesini çok iyi açıklar: Sevgi, benim, sizi kendinize doğru yönlendirme işlemimdir. Böylece gelişen, paylaşılan sevgi, gerek kişide, gerekse karşısındakinde özbenliğin olgunlaşmasını temin eder. Burada dikkat edilmesi gereken husus; sevginin öncelikle beni bana yönlendirmesi şartıdır. Yani sevginin ilk aşaması, beni bana yönlendirecek, kendimi tanıtmaya vesile olacaktır, kendimi tanımak, Rabbimi ve onun diğer mahlûkatını tanımak, bilmek, sevmek demektir.

Âlemlerin özü olan insan, varlıkların gözbebeği olarak görüldüğü zaman, hiç kimse incitilmemeye çalışılır, çünkü hiç kimse, kendisinin incitilmesini istemez. Yunus Emre’nin ifadesiyle;

"Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için

Dostun adı gönüllerde, gönül yapmaya geldim."

dememiz gerekir. Bunu yapabilirsek,

"Bir kimseye kin tutmayız, ağyar (muhalif, düşman) dahi dostumuzdur.

Biz kimseye kin tutmayız, kamu âlem dosttur bize."

Yunus Emre’nin sözlerini hayata aktarabilirsek, sevgi, toplumsal ve sosyal açıdan birlikteliğimizi sağlayan temel unsur olarak işlev görecektir.