ANTOLOJİ PDF
 
 

SÜLEYMAN ÇELEBİ

MEVLÎD'den

"Hazret-i Muhammed'in  doğuşundan sonraki olaylar üzerine"

Yedi kat gök ehli cümle geldiler

 Ahmed'i görüp ziyaret kıldılar


Yerde vü gökte ferişteh kalmadı 

Kim Muhammed yüzünü ol görmedi


Hem sekiz uçmak içinde hûr-ı 'în  

Görmeğe geldi ol şahın manzarın


Her biri elinde bir nurdan tabak

Kim yaratmış sun'ı Birle anı Hakk


İçleri dolu cevahir anların 

Başına saçu için Peygamberin


Gelüben cümle saçu saçtı ana

Ay yüzün görüp bu(n)lar kaldı tana


Saçu saçıp çün ziyaret ittiler 

Hûrî vü Rıdvan melekler gittiler


Yaradılmıştan kime k'oldu nasîb 

Anlara dahi göründü ol habîb


Hem bu(n)lar dahi ziyaret kıldılar 

Ol resûl-i Hakk bu durur dediler


Çün cihâna geldi ol şâh-ı cihan 

Zahir oldu anda çok türlü nişan


Ol gece hep putlar oldu ser-nigûn 

Canına şeytânın uruldu düğün


Doldu küffarın içi vü taşı gam 

Urdu her biri başına taşı hem


Hem kiliseler dahi yıkıldı çok 

Kaldı altında keşişler oldu yok


Taak-ı Kisrâ öyle çatladı katı

K'işitenin gitti akl u takati


Sâve bahri yere geçti ser-te-ser 

Kimse anda bulmadı sudan eser


Ol Mecûsîler odı kim var idi 

Nîce yıllar idi kim yanar idi


Ana taparlar idi ol kavm-i şûm 

Hiç olup od söyündü san ki mum


Buncaleyin dahi  nice türlü var

Anları ger dersevüz key söz uzar


Bildi âlem halkı doğdu Mustafâ 

Cümle âlem nûr ile buldu safa


Olalı başladı ol sâhib-i kemâl

Ay vü gün buldu cemâlinden cemâl


Çünkü ol şâh erdi on dört yaşına 

Kamu halk and içer oldu başına


Ulu kişi hep kamu ehl-i Arab 

Cümle andan buldular ilm ü edeb


Görmediler ana benzer ademî 

Hulk ile tuttu cemî-i âlemi


Mu'cizâtı zahir ola başladı 

Cümle-i dillerde söylendi adı


Mevlidinden çün biraz kıldık beyân 

Mu'cizâtından dahi işit ey can


MUHAMMED'E MEDHÎYE

Tuttu  cihanı  ser-te-ser  envâr-ı  Mustafâ 

Çünkim belirdi dünyâda âsâr-ı Mustafâ


Uruldu canda nevbet-i  şer'-i Muhammedi 

Doldu  cenan cinânına ezhâr-ı  Mustafâ


Tevhîd servi ravza-i îmânda bitti hoş 

Aktı çü ayn-ı hikmet-i esrâr-ı Mustafâ


Hakk gülşeninde öttü  ger ü  vahy  bülbülü 

Rahmet güliyle doldu bu gülzâr-ı Mustafâ


Oldu meşâm-ı akl u dil ü can    muattar 

Açıldı çünki nâfe-i güftâr-ı Mustafâ


Kalmadı kadr ü kıymeti dürr ü cevahirin 

Dürler çü saçtı  la'l-i  dürer-bâr  Mustafâ


Bâzâr-ı küfr ü kibr ü dalâlet harâb olup 

Hem hoş bezendi şer' ile bâzâr-ı Mustafâ


Dînin çerâğı yandı vü yandı kamu oda 

Küffâr-ı ehl-i şirk ü hep ağyâr-ı Mustafâ


Gerçi ki yok dürür bu Süleyman'da hoş amel

Lakin anın ümîdi dahi var-ı Mustafâ


Sen Mustafâ'yı cân ile tekrar eyle kim

Nûr artırır gönüllere tekrâr-ı Mustafâ