OSMANLILARDA HZ. PEYGAMBER SEVGİSİ PDF
Prof. Dr. Mefail Hızlı   

Miraciye Geleneği

Osmanlı toplumunda Hz. Peygamber’in Mi‘râc’a çıktığı kabul edilen Receb ayının 27. gecesine münhasır olarak bir de mirâciye okuma geleneği de vardı. Günümüzde de kısmen varlığını devam ettiren bu uygulama için geçmiş asırlarda vakfiye düzenlendiği bilinmektedir. Mirâciye ile ilgili bilinen dört vakıf kurulmuştur ki bunların üçü İstanbul’da, biri Bursa’daydı. Daha çok, güfte ve bestesini Nâyî Osman Dede’nin (öl.1729) yaptığı mirâciyenin okunduğu bu merasimler, hâlen İstanbul ve Bursa’da icrâ edilmektedir. Mirâciye okunurken süt ikram edilmekte ve buhur yakılmaktadır. Bursa’da 1306/1888 yılında düzenlenen Safiye Hatun vakfiyesinde, her kandil gecesi okunacak mevlidin yanısıra yapılacak ikramlardan söz edilirken, özellikle Mi‘râc gecesinde İbrahim Paşa Camii’ndeki uygulama hakkında şu bilgiler kayda geçirilmiştir: “...ve yine galle-i mezkûreden yüz elli guruş harc u sarfla beher sene Recebü’l-ferdinin yirmi yedinci gecesi câmi‘-i şerîf-i mezkûrda Mi‘râcü’n-Nebî -‘aleyhi’s-selâm- kırâat olunup mikdâr-ı kâfî süt ve şeker ve şerbet iştirâ ve sâmi‘îne tevzî‘ olunup fazla kalan akçe mi‘râc-hân ve zâkir efendilere verile...”22

Hz. Peygamber’e muazzam övgülere ve sayısız salât ü selâm dileklerine yer verilen vakfiyelerden sadece birinde yer alan ifade, vâkıfta bu sevgi ve iştiyakın nasıl yansıdığına iyi bir örnek olacağına inanıyoruz. 1261/1845 yılına ait Seyyid Şeyh el-Hâc Ahmed Baba Efendi’nin zaviye vakfiyesinde şu ilginç satırlara rastlanmaktadır: “...beher sene ‘îd-i adhâda yetmiş beş guruş bir re’s ganem alınıp zâviye-i mezkûrede rûh-ı Rasûl-i Ekrem -salla’llâhü te‘âlâ ‘aleyhi ve sellem- içün zebh oluna ve üç yüz guruşu beher sene şehr-i Rebî‘u’l-evvelde zâviye-i mezkûrede risâle-i mevlidü’n-Nebiyyi -‘aleyhi’s-selâm- kırâat etdirilip it‘âm-ı cemâ‘at-i müslimîn ve sâirîne ve fukarâ ve mesâkîne sarf oluna...”23

1538’de mahkeme sicillerine bir sureti geçirilen Kemal Bey b. Abdülhayy’ın vakfiyesinde de Nakkaş Ali Mahallesi’ndeki mektebinde görev yapacak halifeye verilen günlük iki akçeden biri, “Rasûlullâh hazretlerinin -salla’llâhü ‘aleyhi ve sellem- rûh-ı mutahharı içün günde bir cüz” okuması gerekçesiyle tahsis edilmişti.24