SALÂT VE SELÂM GETİRMEK PDF
Prof. Dr. İbrahim Bayraktar   

Hz. Peygamber ve diğer pey­gamberlere salât ve selâm getirmek, onla­ra gösterilen bağlılığın, sevgi ve saygının bir tezahürüdür. Her zaman ve her yerde kolayca yapılabilecek bir vazifedir. Cenâb-ı Hakk'ın kullarına yapmalarını emrettiği ve kendisinin de yap­tığını ifade ettiği yegane şey salât ve selâm getirmektir. Nitekim bir âyet-i kerimede Cenâb-ı Hakk, "şüphesiz Allah ve melekleri Peygam­bere çok salât ederler..."1  buyurmaktadır.

"Salât" kelimesi sözlükte "dua, namaz, rahmet" manalarına geldiği gibi kendisinden türetilen bazı fiillerde "bereket" manasına da gelir2. Kaynaklarda birbirine yakın ve ortak anlamları ifade eden kelime, yerine göre bunlardan birine karşılık olarak kullanıl­mıştır. Bu sebeple konuyla ilgili Ahzab sûresinin 56. âyetine İbn Abbas, "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi bereketle kuşatırlar." manasını vermiştir.

Salât kelimesinin aslında "rahmetle dua etmek" manasına geldiği, Allah tarafından yapıldığında "rahmet", melekler tarafından  yapıldığında   "Allah'ın   rahmetini  istemek" demek olduğu belirtilmiştir3. Nitekim melekler bir şahsa salât getirirken, "Allah'ım onu bağışla, ona merhamet et." derler.

Kuşeyrî de bu hususta, "Allah'ın insanlara salâtı, onlara rahmet etmesi, Peygamberlere salâtı ise onlara şeref verme­si ve ziyâde ikram etmesidir." der. Ayrıca, Ebu'l-Aliye "Allah'ın Peygam­bere salâtı, O'nu meleklerin yanında övmesi; meleklerin O'na salâtı ise, O'na dua etmeleridir." demiştir4.

Sonuç olarak "salât", Allah'tan olunca rahmet, meleklerden olunca mağfiret-i ilâhîyi istemeleri, mü'minler tarafından getirilince de hayırla dua etmek manalarına gelmektedir5.

"Selâm" kelimesi de ortak sayılan bir çok manaya gel­miştir. Daha önce zikredilen Ahzab sûresinin 56. âyetinde Hz. Peygambere salât gibi çok selâm etmemiz de isten­mektedir. Selâm, sözlüklerde Allah'ın ismi olarak kullanıldı­ğı gibi, selamlaşmak, kusurlardan beri olmak, emniyet ve sulh manalarına da gelir6.

Salât ve selâm getirmekten maksat, Hz. Peygambere tazimdir (O'nu yüceltme, saygı ifadesidir). Dünyada O'na yapılacak tazim, O'nun hatırasını yü­celtmek, dini yaymak ve sürekliliğini temine çalışmaktır. Ahirette ise sevabının çoğalması, ümmetine şefaatçi kılınması, el-Makâmu'l-Mahmud'a (Livau'1-Hamd altında kurulan şefaat-ı kübrâ makamına) yükselmesiyle elde edeceği faziletinin devamına dua etmektir7.

Diğer taraftan İbnu'l-Arabî der ki: "Hz. Peygambere yapılan 'salât'ın faydası, onu yapana döner. Zira salât getir­mek okuyanın samimi itikadını ve niyetini, Peygambere sevgisini, taata devam etmesi ve hürmetini gösterir."8.

Salavât getirme, Hz. Peygamberin ruhuyla irtibat kur­mayı ve O'nun nurundan istifade etmeyi temin eder. Zira sala­vât getirene Hz. Peygamber de bir misliyle salât eder (rah­met diler)9.

Kimlere Salât ve Selâm Getirilir?

Salât ve selâm sadece peygamberlere getirilir. Bu dualarla onlara hürmet edilmiş ve değer verilmiş olunur. Nitekim Cenâb-ı Hakk'ın ismi zikredilince de O'na noksanlıklardan tenzih ve takdisle tazim edilir. (Azze ve Celle veya benzeri dualar okunur).

Diğer pey­gamberler için çok kere "Aleyhi's-Selâm" cümlesi kullanılır. Diğer taraftan İslâm büyükleri için de Allah'ın mağfireti ve rızası istenir10; (Yani sahabe için "Radiyallâhu Anhu- Allah ondan razı olsun", ulemâ için "Rahimehullâh- Allah rahmet etsin", evliya için de "Kuddise sırruhu- Sırrı pak olsun" gibi dualar yapılır).

Bu arada Hz. Peygamberin kendisine salât okuyanlara karşılık olarak okuduğu salât ise dua etmesi manasına gelir11. Nitekim O, bu konuda şöyle buyur­muştur: "Kim bana selâm gönderirse o sırada Allah ruhumu bedenime iade eder de ben de ona selâm veririm."12. Ayrıca hadislerde salât ve selâmı Hz. Peygambere ulaştıran vazifeli melekle­rin bulunduğu beyan edilmiştir13.

Kendilerine Hz. Peygamberle birlikte salât ve selâm getirilen "Âl" hakkında farklı görüşler olmakla beraber, bu kelime ile dua yerinde bütün Müslümanlar; medh, övgü yerinde müttakiler; zekat alma husu­sunda, kendilerine zekat almak yasak olan Hz. Peygamberin (sav) akrabalarının kastedildiği söylenebilir14.

Salât ve Selâmın Yeri ve Hükmü

Hz. Peygambere salât ve selâm getirmek dînî bir vazifedir. Nitekim Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerimede "Şüphesiz Allah  ve melek­leri Peygambere çok salât ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salât edin, tam bir teslimiyetle de selâm verin."15 bu­yurur.

Salât ve selâm getirmenin önemi ile ilgili bir çok hadis-i şerif vardır:

"Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuz zaman siz de onun gibi oku­yun ve bana salât getirin."16

 "Kim bana bir defa salât getirirse Allah ona on defa salât eder, on hatası silinir, on derece yükseltilir."17.

Salavât-ı şerifeyi okumanın şefaate vesile olacağını18, ismi­nin yazıldığı her yere salât ve selâm yazmanın meleklerin istiğ­farına sebep bulunacağını19, kıyametin dehşetinden ona çokça salât ve selâm okuyanların kurtulacağını20 bir çok hadis-i şerif­ten öğrenmekteyiz.

İsmini duyup da Hz. Peygambere salât ve selâm getir­meyen kişi kınanmayı gerektiren kötü bir iş yapmıştır21. Nite­kim bir hadiste, gerçek cimrinin Hz. Peygambere salât ve se­lâm getirmeyen kimse olduğu beyan edilmektedir22.

Aslında salât ve selâm getirmek farzdır. Ömründe bir kere bunu okuyan bu vazifeyi yerine getirmiş olur23. Bir mecliste Hz. Peygamberin ismi zikredilince bir defa salât ve selâm getirmek vacib24, isminin tekrar edilişi sayısınca getirmek ise müstahabdır25.

Namazda et-Tahiyyâtu duasını okuduktan sonra salât ve se­lâm getirmek de sünnettir. Dualar yapılırken hangi çeşit dua olursa olsun salât ve selam okumak hem mustehab hem de du­anın kabulüne sebeptir26.


Salât ve Selâm Lafızları ve Miktarları

Salât ve selâm kelimelerinin ifade ettiği manaları ortaya ko­yan değişik lafızlar kullanıldığı gibi, değişik cümlelerle getirilen birçok salavât-ı şerifenin hadis mecmualarında yer aldığı dikka­timizi çekmektedir27. Hadislerde zikredilen en kısa salâvât-ı şe­rife "Allahürnme salli alâ Muhammedi'n..." lafızlarıdır28. Salavât-ı şerifelerin toplandığı birçok eser vücûda getirilmiştir. Bunların en güzellerinde biri, en-Nevevî'nin "el-Ezkâr"ıdır.

Çeşitli salavât-ı şerifeler arasında en çok okunan ve birçok hadis mecmuasında yer alan "Salli ve Bârik"29 salavâtlarının manalarını kısaca şöyle açıklayabiliriz:

  1. "Allahümme salli alâ Muhammedin..." Yani, Allah'ım! Muhammed'in hatırasını yüceltmek, getirdiği dini yaymakla O'nu dünyada azametli kıl. Ahirette de O'na bol sevap ver­mek, ümmeti hakkında şefaatçi kılmak ve Makâm-ı Mahmud'a yükseltmekle yücelt. "Ve alâ âli Muhammedin..." ve Muham­med'in âl'ine salât et, yani yücelt. "Kemâ salleyte alâ İbrahim'e ve alâ âli İbrahim'e..." Yani İbrahim'e ve âl'ına salat et­tiğin gibi. "İnneke hamidun mecidun". Yani sen en yüce hamd ve övgüye layıksın. Azamet ve Celâl sahibisin.
  2. "Allahümme Bârik alâ Muhammed'in ve alâ Âli Muhammed..." Yani Allah'ım! Muhammed'e ve âl'ine bereketler, çokça hayırlar ve ikramlar eyle. "Kemâ Bârekte alâ İbrahim'e ve alâ Âli İbrahime..." Yani İbrahime ve âl'ine bereketler ih­san ettiğin gibi. "İnneke Hamidun, Mecidun" Yani sen en yü­ce hamde layıksın, azamet ve Celâl sahibisin.

Bu iki salavâtta da İbrahim (as)'ın ve âl'inin zikredilmesi O'nun Ulû'l-Azm denen Peygamberlerden olması ve Kabe'yi yeniden yapmasından dolayıdır. Ayrıca O'nun Ka­be'yi yaparken Ümmet-i Muhammed'e yapmış olduğu duaya, benzeri bir karşılık vermek içindir30.