| RAMAZAN SEVİNCİ |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Sahra Berk | |
RAMAZAN SEVİNCİ
"Ramazanın ilanını bütün İslam dünyası, zengin fakir, kadın erkek, çoluk çocuk, her ferdiyle beraber büyük bir sevinçle karşılardı. Kahvehanelerde çubuk ve nargilelerini içen ağır başlı, beyaz veya âbânî sarıklı, derviş kıyafetli, dinine, ibadetine düşkün adamlar, yerli ve dışardan gelen satıcılar, babalarıyla çocuklar, fenerleri ellerinde akın akın camilere koşarlar. Saf saf sıralanmış olan cemaatin sessizliğiyle, imamın hüzünlü bir şekilde okuduğu Kur'an-ı Kerim ve müezzinlerin yüksek perdelerde titreyen sadalarıyla büyük bir huşû içinde namazlar kılınır, dualar edilir. Minarelerde temcidler okunmaya ve Merhaba Yâ Şehr-i Ramazan ve Safâ Geldin Yâ Şehr-i Ramazan ibareli mahyalar selâtin camilerinde görülmeye başlar. Minarelerin, ramazanın on beşine kadar bu gibi ibarelerle, on beşinden sonra ise münasip resimlerle süslenmesi eski adetlerimizden biridir. Büyük camiler minarelerinde kandil uçurtmaları da vardır. Uçurtma iplerinin bir ucu minarelerin şereflerine, diğer ucu cami avlusunda şerefenin tam karşısında iki üç metre yüksekliğinde bir yere bağlanır. Uçurtmacı teravih namazından sonra kalabalık bir seyirci topluluğu karşısında kandil uçurtmaya başlar. Uçurtmacı arasıra kandil ipini avluya bağlı olduğu yere kadar salıverir. Seyirciler de kandil kutusunun bir tarafına şeker veya kurabiye gibi şeyler koyup uçurtmacıya hediyeler gönderirlerdi. Camilerin, hele Ayasofya Camii'nin kubbeye kadar olan kısmındaki kandiller ortadaki top kandilleriyle beraber yakılır ve cami içlerinde de mahyalar kurulurdu. ..... Ramazan gecelerinde caddelerin kalabalıklığı sahur vaktine kadar devam eder, herkes istediği gibi vakit geçirirdi. Bazı büyük memurlar, tebrik için ramazanın ilk günlerinde devlet ricalinin konaklarını ziyaret ederler ve birbirlerinin evlerine misafir olurlardı. Bu gibi ricâl ve kibar meclislerinde çoğunlukla kibar nazlısı, latifeci, hoş sohbet insanlar da bulunduklarından, bu meclislerin muhabbetlerine ve eğlencelerine doyum olmazdı."
(Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, İstanbul'da Ramazan Mevsimi, İstanbul 1998, s. 92-93) |










