HZ. PEYGAMBER'İN BIRAKTIĞI MÎRAS PDF
Prof. Dr. Celal Yeniçeri   

Hz. Peygamber’in Bıraktığı Mallar ve Bunların Taksimi:

Rasûlullah’ın mîrasını bölüştürmek zor olmadı; çünkü, fazla bir şeyi yoktu. O vefat ettiğinde, bazı araziler ve oturmakta olduğu evlerinden başka önemli bir malına rastlanmamıştır.

Hz. Peygamber’in İbn Sa’d’dan nakledilen bir bilgiye göre varlığı bilinen deve ve davar sürülerine ise ne olduğu bilinmemektedir. İbn Sa’d, gerek bağış yoluyla olsun ve gerek harp hukuku gereği olsun Hz. Peygamber’e ait köle ve câriyelerin isimlerini vermekte ve O’nun tarafından sağlığında hemen hepsinin de âzad edildiğini bildirmektedir.

Hz. Peygamber’in mîrasına uygulanan işleme gelince, O’nun hayvanları ile bazı âletleri, ayakkabıları mîras olarak Hz. Ali Ailesi’ne verildi. Hırkası, kılıç ve yüzüğü ise devlete kaldı.

Hz. Peygamber vefat ettiğinde başta kızı Hz. Fâtıma olmak üzere mîrasçıları, O’nun her çeşit malını ve bu arada arazilerini bölüşmek üzere halife Ebû Bekir’e (r.a.) müracaat ettiler. kendilerine Rasûlullah’ın;

Bize mîrasçı olunamaz, bıraktıklarımız sadakadır” sözleri hatırlatıldı ve buna göre de O’nun sahip olduğu tüm araziler devlete maledildi. Hz. Fâtıma’nın, böyle bir buyruktan haberi olmamalı ki O, Hayber, Fedek ve Benû Nâdir bölgelerindeki arazilerden payına düşeni almakta ısrar ediyordu.

Hz. Peygamber’in mîrası hakkındaki diğer bir sözleri de şöyledir:

“Mîrasçılarım hiçbir dinarı bölüşmesinler. Hanımlarımın nafakasından ve âmilimin masrafından başkası sadakadır." (Buhari, Vesâyâ, 33, Cihâd, 202)

Buna göre Peygamber hanımları yaşadıkları müddetçe Rasûlullah devrinde O’nun tarafından tâyin edilen nafaka gelirlerini alma hakları devam edecektir. Burada O’nun âmilinden maksat, şüphesiz ki, O’nun kendi yerlerine bakan, gelirleriyle ilgilenen ve işletilmek üzere başkalarına verilmemiş olan arazilerinde bizzat çalışan görevlileri ve işçileridir.

Hz. Peygamber’in hanımlarının oturmakta olduğu odalara gelince, bunları Rasûlullah vasiyet yoluyla onlara bırakmıştır. Onlar bu yerlerde oturacaklar ve dünyadan ayrılınca da bu odalar, araziler gibi Rasûlullah’ın sadakaları arasına katılacaktır.

Böylece Müslümanlardan tahsil edilen her türlü gelirlerden faydalanmayı kendisine ve akrabalarına yasaklayan Hz. Muhammed (sav), ganîmet ve fey´ hukuku gereğince kendisine düşen veya bağış sûretiyle eline geçen yerleri de devletin idaresinde Müslümanlara sadaka bırakmış, mânevî ve maddî iktidarını şahsına ve ailesine servet yığmada değil, sadece ve sadece tüm Müslümanlara, her iki dünyayı kuşatan bir mutluluk getirmede kullanmış bulunmaktadır.