|
Sayfa 5 Toplam: 11
ALİ B. EBÛ TALIB (ra)
Rasûlullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fatıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu'l Hasan ve Ebû Turab (toprağın babası), lakabı Haydar; ünvanı Emiru'l-Müminin'dir. Ayrıca “Allah'ın Arslanı” ünvanıyla da anılır.
Doğumu
Ali, hicretten 20 yıl önce dünyaya gelmiştir. Allah Rasûlu'nun amcası Ebû Talib'in en küçük oğludur. Künyesi Ebû Hasan veya Ebû Turab'dır.
Ailesi
Ali, Peygamber'in amcası Ebû Talib'in oğludur.
Ali'nin annesi kocasının ölümünden sonra Müslüman olmuş ve Medine'ye hicret etmiştir. Vefat ettiğinde Allah Rasûlu mübarek elbisesini göndermiş ve onu kefen olarak kullanmalarını emretmiştir.
Ali (ra), 14 erkek 9 kız çocuğuna sahiptir. Bunlardan Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm, Hz. Peygamber'in kızı Fatıma'dan olmadır. Ali, Fatıma hayatta iken ikinci bir kadınla evlilik yapmamıştır. Onun diğer evlilikleri Fatıma'nın vefatından sonradır.
Şemaili
Ali ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup, sakalı sık ve genişti. Sevade b. Hazala'nın tarifinde sakalını bir defa kınalamış da sonra terk etmiş gibi sarıya yakındı.
İslam’a Girmesi
Rasûl-i Ekrem İslam’ı anlatmak için Haşimoğullarını evine davet etti. Yemekten sonra: "Ey Abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum. İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana beyat edecek." dedi. Yalnız Ali (ra) kalktı ve orada Rasûlullah'a O'nun istediği sözlerle beyat etti.
Hicreti
Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Ali'ye bıraktı ve o gece Ali, Rasûlullah'ın yatağına da yatarak inanmayanları şaşırttı. Sonra Medine'ye hicret etti.
İslam’a Hizmeti
Hicretten sonra da hep Hz. Peygamber’in yanında bulunmuş, bütün savaşlara katılmıştır. Peygamber'in vefatı sırasında, hücresinde bulunanların başında geliyordu. Ebû Bekir halife seçildiği sırada Ali Rasûlullah'ın hücresinde tekfin ile meşgul idi.
Ömer devrinde devletin bütün hukuk isleriyle ilgilenip âdeta İslam devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. Hz. Osman (ra)'in hilafeti döneminde idari tutumdan pek memnun olmamakla birlikte İslam devletinin muhtelif vilayetlerinden gelen şikayetleri hep Hz. Osman (ra)'a bildirmiş ve O'na hal çareleri teklif etmişti. Hz. Osman (ra)'i muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.
Halifeliği
Hz. Osman (ra)'in şehadetinden sonra İslam'ın ileri gelen şahsiyetleri ona beyat ettiler. Hilafete geçtiğinde halledilmesi gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffin gibi iç çatışmaları doğurdu. İslam devleti bünyesindeki bu ihtilafları giderme konusunda büyük fedakarlık ve gayretler gösterdi.
Nihayet, Kûfe'de 40/661 yılında bir Harici olan Abdurrahman b. Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın etkisiyle şehid oldu.
Devamlı olarak Peygamber'in yanında bulunduğu için Tefsir, Hadis ve Fıkıh'ta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta Rasûlullah'ın tabiri ile "ilim beldesinin kapısı" olarak ümmetin en bilgini idi.
|