| MEDDAHLIK |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Sahra Berk | |
|
MEDDAHLIK "Eski ramazanlarda iftardan sahura kadar halkı eğlendirmek için Şark'a mahsus bazı san'atkârlar vardı. Bunların arasında bugün artık namü nişânı kalmayan meddahlara mühim bir yer ayırmak icap eder. Meddah, lügat manasıyla "medheden" demektir, hakikatte hikaye anlatan ve lehçe taklitleri yapan sanatkârdır. Meddah her şeyden evvel güzel konuşmasını bilecek, kelimeleri tane tane söyleyerek dinleyenleri yalnız anlattığı fıkralarla meşgul edecektir. .... Meddahlığın usûl ve kavâidi yâni bir nevi mizanseni vardı. Yüksekçe bir yer hazırlanacak. Bu kürsünün üzerine bir sürahi su ile bardak konulacak. Meddah, makamına geçecek, arada ağzını silmek için omuzuna bir çevre atarak hikayesinde kapı çalmak, ihtiyar bir adamın yürüyüşünü taklit eylemek gibi yerlerde kullanmak üzere kalınca bastonu elinde söze başlayacak: Sühensâz-ı gülistân-ı nezâket Dinle imdi bende-i âcizden bir hoş hikâyet gibi bir girişle -İsim isime, kisib kisibe, semt semte benzer, geçmiş zaman söylenir, yalan gerçek vakit geçer, gibi bir ihtiyat tekerlemesi de yapılır, çünkü Hobyar'da "Hacı Mehmed Efendi" denildi mi, belki dinleyenler belki dinleyenler arasında da bu semte, bu isme uyan biri vardır alınmasın. Meddah evvela uzun bir hikâyeye başlar: -Bedestan hâcegîlerinden bir Hacı Osman Efendi varmış. Ama Hacı Osman Efendi deyip geçmeyin. Gerek mahallesinde, gerek Bedestan'da hatırı sayılan bir zat... Kırk anahtarlı... Dâr-ı dünyada bir tek kızı var... Ana baba üstüne titriyorlar... Meddah, Hacı Osman Efendi'yi konuşturunca ona bir şahsiyet verir. Anasını, kızını konuşturur ve yalnız onlara lâkırdı ettirmekle iktifâ etmez, konuşmalarından yaşlarını da belli eder, Arap Bacı da muhavereye karışır... Hikaye ilerleyip halkı adamakıllı merak sarınca: -Kıssamızı burada bırakalım. Der ve ufak fıkralara girişir. Bunların her biri birer sanat motifidir. Meddah hüneri ile bunları süsler, dinleyenlere ayrı bir zevk verir."
(Ref'î Cevat Ulunay, Milliyet, 22 Nisan 1956) |











