| HZ. PEYGAMBERE İLK MEDHİYELER |
|
Yorumları Göster (0) - Konuya Yorum Ekle
| Prof. Dr. Mücteba Uğur | |
|
Sayfa 5 Toplam: 6
Ka' B B. Zuheyr B. Ebî SulmâKa'b b. Zuheyr peygamberliğin ilk yıllarında diğer Arap şairleri gibi geleneksel denilebilecek belli konularda şiirler söylemişti. Daha sonraları Hz. Peygamber'i hicveden sözler etti. O nedenle "demi heder edilenler" arasına alınmış, nerede görülürse öldürülmesine karar verilmişti. Hz. Peygamber Mekke'yi fethedince Ka'b ve kardeşi Buceyr kaçtılar. Eb-rahu'l-Azzâf denilen yöreye geldiler. Bir süre sonra Buceyr, Ka'b'a "Sen burada davarımıza göz kulak ol. Ben gidip bakayım. Şu adamın yanına varayım. Söylediklerini dinleyeyim. Ne istiyor anlayayım" dedi. Çok geçmeden Medîne yollarına düştü. "Peygamber Şehri"ne gelince, Hz. Peygamber'in huzuruna çıktı. Onu dinledi ve Müslüman oldu. Sahâbîler arasındaki şerefli yerini alarak Medine'de kaldı. Kardeşi Ka'b'a bir mektup yazarak Hz. Peygamber'in kendisini ve İslâm’ı hicveden, her biri bir tarafa kaçmış Kureyş şairlerinin görüldükleri yerde öldürülmeleri emrini verdiğini bildirdi. "Eğer canını kurtarmak istiyorsan uçarak Hz. Peygamber'in huzuruna gel. O tevbe ederek kendisine gelenleri öldürtmez. Dediğimi yapmazsan kendini ondan kurtaracak yer ara" diye uyardı. Buceyr'in mektubu Ka'b'a ulaşınca yeryüzü dar geldi. Canının derdine düştü. Kabile halkından düşmanları da onu korkutuyor, herkes artık öldürüleceğini söylüyordu. Kurtuluş çaresi olmadığını anlayınca Hz. Peygamber'i methettiği "Bânet Suâd" (Suad uzaklaştı, gitti) diye meşhur olan kasidesini söyledi.
Gündüzleri gizlenerek, daha çok geceleri giderek, Medîne'ye ulaştı. Cüheyne Kabilesi'nden tanıdığı birinin yanına indi. Adam onu ertesi gün Allah Rasûlü'ün huzuruna götürdü. Namazdan sonra Ka'b'a Hz. Peygamber'i gösterdi. "Allah Rasulü budur. Kalk yanına git. Ondan aman dile" dedi. -"Yâ Rasûlallâh! Ka'b b. Zuheyr tevbe edip Müslüman olarak senden aman dilemeye gelecek. Onu huzuruna getirsem kabul eder misin?" diye sordu. Hz. Peygamber'in "evet" demesi üzerine ekledi."Ka'b b. Zuheyr benim yâ Rasûlallâh". Bunun üzerine Ensâr'dan bir sahâbî Ka'b'ın üzerine atıldı. "îzin ver Yâ Rasûlallâh, Allah düşmanının boynunu vurayım" dedi. Rasûlullâh ise "Bırak onu, çünkü tevbe edip inkârdan sıyrılarak geldi" buyurdu. Rasûlullâh'ın affına mazhar olmanın sevinci içindeki Ka'b, kasidesini okumaya başladı. Heyecan içinde titrek bir sesle okuduğu kasidesi bitince yüzünden memnun olduğu anlaşılan Hz. Peygamber ayağa kalktı. Sırtındaki "bürde" denilen hırkasını Ka'b'a giydirdi. "Medih"/"na't" edebiyatının bütünüyle günümüze intikal etmiş ilk örneği olan "Bânet Su'âd Kasidesi," İslâm öncesi devir şiir geleneğine uygun olarak söylenmiş güzel bir şiirdir. Bu kasidede Hz. Peygamber'in methine ayrılmış kısım, oldukça azdır. Bu kısım da daha ziyade korku, af dileme, özür beyan etme üzerinedir. Buradan Bânet Su'âd Kasidesi’nin cahiliye devri şiir geleneği ağır basan, dinî heyecandan, özellikle Hz. Peygamber sevgisinden yeteri kadar nasip alamamış bir şiir olduğu ortaya çıkar. O nedenle dil ve belagat açısından ön plâna çıkmıştır. Anılan nitelikleri ile sonraları yazılan medhiye/na'tlar gibi sufi çevrelerde değil, edebî mahfillerde revaç bulmuştur.
Aslına bakılırsa ölüm korkusu içinde olan bir şairden yıllardır sürdürdüğü geleneği bir anda bırakıp buram buram aşk ve sevgi kokan yepyeni bir şiir söylemesini beklemek insafsızlık olur. |










