Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Demetlenmiş Tuhfeler

 Hadis:17

"Hediyeleşiniz; zira o, sevgiyi ikiye katlar ve iç sıkıntısını giderir." *

Refref Süvarisi'ne bir armağan olsun diye bu yazı...

Bir çiçekten diğerine akan polenler gibi doğurgan, güneşten aya vuran ışık kadar bereketlidir hediyeler. Bir ilkyaz sıcağı hercai menekşeleri nasıl ısıtırsa öyle ısıtır gönülleri ve öyle renk verir yüzlere. Yoluna baş koyulan da, yoluna başlar veren de bir hediyeden can devşirir sonunda. Eşyadan mânâya, ârazdan cevhere hicrettir o.

Melal içinde mütevazı bir lezzettir hediye; açık bir kalpten çıkınca açık kalpler bulan. Huzura erdiren bir bakış gibi, mescitlerin kubbelerine bir nakış gibi; tayy-i zamana çıkmış cârî hallar misali, eşref saate uğramış uğurlu fallar misali... Mahyalardan yağan tazarrularca, uzakları yakın eden arzularca...

Sevilene doğrudur bütün hediyeler ve buzlu mermerleri eritir heyecanları alev alev. Zoraki peçelerini açan da sitemlerin, tüllenen akşamlarına geçen de demlerin bir hediyenin gülümseyen yüzüdür hep. Güllere renk, varlığa âhenk diye alınır ve verilir. Yağmurlu kuşluklarda görülen hasret rüyaları hep hediyelerin habercisidir çünkü. Ve bir çocuğun alnında bahar sevinci, bir granit kalpte nisan damlasıdır; eylül düşüncelerine şiir, yaralıya bir nefes sıhhat olup yansır. Gurûb eden hüzünlerin yeni dünyalarını hediyeler değil midir getiregelen içimize daim?

Hediye Rabb'ın faziletindendir, ve cehalet içinde damar damar ilim, melâl içinde beyazdan beyaz şiir olup akar. Yaşamanın ellerinden tutunup beyaz mendillere çıkınlanarak yollanır trenlerin ardından. Bir ölüye fatiha, bir deliye gülümseyiş gibi; bir dilenciye altın, bir Mecnun'a Leyla gibi. Zemheride yolda kalanları yurduna kavuşturan meltem, ecelini ve ekmeğini paylaşan civanmertler töresi: Hediye... Sevinçten bir adım önceki...

Bir hân-ı yağmada bir gümüş kaşıktır hediye, bir bayram tebrikinde mercan bir tesbih... Gül yansımasında gül satanlar, gül alanlar pazarlığı... Yuvasına dönen kuşun çatlayan yumurtasındaki çocuğu, ve ninnilerle uyutulup türkülerle uyandırılan yavruda nazar boncuğu...

Basamakların çıkamadığı yerlere kanatlanır bir hediye, ve kâh Züleyha'nın Yusuf'a gülümsemesi, kâh Süleyman'ın Belkıs'ı çağıran sesi olur. Beatrix'in Mesih'i kanatan nefesidir bazan, ve bazan Semiramis'in asma bahçelerinde renk eleyen kölesi. Ya Musa'ya Tur kokulu Kitâb-ı Mukaddes'i... Bazan ölüm bile bir hediyedir kıymet bilene...

Hediye belki bir şiirdir şair için, bir çiçek değil; hem okunası, hem yazılası... Rivayet ederler ki hediye bir kadının adıydı, fasih cümleler kuran. Hediye bir aşk idi bir kapının anahtarını çevirmek kadar yakında, ve yeisten uykusuz geçen gecelerden sonra sevinçle uyanmaktı bir hücrede... Hediye, sevgiliye "Bir gece rüyana gireceğim!" demek ve sonra hiç uyuyamamaktı...

Ve hediye, gündüz herkes gibi çağırıp, gece adını bir iyelik ekiyle kulağına fısıldamaktır sevilenin. Bir hazineyi mahallesine gömüp, adını define diye çağırmaktır sonra. Kollarını sevilende kavuşturanlar bilir hediyeyi, adının yanına adını yazanlar bilir. Sevdiğine hediye alıp sevgisini binlerce çoğaltanlar bilir...

Her şeyden önceydi hediye ve ilk yaratılan nura ilk tecelli hitabı olmuştu: Hani Kaf ve nun!.. Yarın senden beni soracaklar... Bir hediyesini gönlümde taşıdım demez misin sevgili!.. Ve hediyeni gönlümde taşıdığıma inanmaz mısın Sevgili!..

Korkutan ve Müjdeleyen'e bir selam olsun diyeydi bu yazı.

 

*Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, XXV, 162-163; Beyhakî, Şa'bü'l-Îmân, VI, 480

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.