Hadislerden Hayata
Öfkenin Rengi Ateş Rengi
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir.”
devamını oku | 06.09.2017, ÇarşambaÖfkenin Rengi Ateş Rengi

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir.” (Buhârî, Edeb, 102; Müslim, Birr 106-108)
“İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır, kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır” demiş büyüklerimiz. Bu bağlamda öfke malum; “her” kulun sınavı. Sabırsa “er” kulun, imtihan sorusuna en mükemmel cevabı. Kur’an-ı Kerim “müttaki” der böyle kullara[1] hadis-i şerif “babayiğit” diye metheder.
Babayiğidin yüzü aktır, öfkenin izi olan elvan, bir an yalayıp geçse de yerleşmez simasına. Kız çocuğu olacağını öğrenince yüzü öfkeden simsiyah olan adam[2] baba değildir. Ateş rengi gayzı yüzüne yansıyan, sonra o ateşle muhatabını yakıp kavuran kişi, kaç rakibi yenerse yensin yiğit olamaz.
Kuvveti yerinde kimse, kendinden güçsüz rakibini kolaylıkla yenebilir, güreşin inceliklerine hâkimse, zorlanmadan sırtını yere getirebilir. Lâkin nefse mağlubiyeti tattırmak, güçle kuvvetle olacak iş değildir. Allah’ın gösterdiği, Resulünün işaret ettiği yöntemler olmadan o zeminden sağ salim çıkamaz hiçbir güreşçi.
Kızdığı kişiye karşılığını vermeye gücü yettiği halde öfkeyi yutmak, yalnız ve yalnız gayba iman etmiş insanların başarabileceği bir erdemdir. Zira engellemek için hesaba, mizana, imana, ondan da evvel kendini yaratana sığınmaya muhtaçtır beşer. Güçtür öfke, tatlıdır intikam, insan nefsine. Kin gütmek kolay, affı seçmek zordur. Hele bir de kızgınlık dizginlenmez de zincirlenirse dededen toruna; kan davaları, yüzyıl savaşları, meleklerin yaratılışla ilgili hikmet sualini anımsatır[3] iblisi kışkırtır Âdem nesline.
Kuldan kula yansıyan her öfke nöbeti, güçlüden güçsüze, domino taşlarının birbirini devirmesine benzer bir etkiyle, en zayıfa kadar ulaşır. Birbirini azdıran dalgalar gibi büyür, köpürür, masumiyetin kıyısını döver.
Yolda, trafikte, önündeki aracın sahibine sinirlenir sekreter kız. İşe gider, dişini geçirebileceği birini arar. İçinde bir volkan, kıdemi düşük arkadaşına patlar. Rahatlar bir parça. Arkadaş, daha sessiz birine, o bir diğerine. Kapı çarpılır, çöp sepeti tekmelenir.
Sabah apartman hizmetlisinin uyarısı kibrine dokunur bir patronun. Şirkete gider, genel müdürü çağırtır odasına. İçinde bir kasırga, kasıp kavuran benliğini, müdürü çarpar. Müdür altındaki birime, o bir diğerine. İstifalar yazılır, dosyalar yırtılır.
Babasından işittiği azarı hazmedemez ergenliğe adım atmış delikanlı. Odasına kapanır, öfkesini demler. İçindeki yangın, meyve suyunu ders çalışıyor diye odasına taşıyan annesine sıçrar. Anneden ortanca oğlana, ondan da en küçüğe. Oyuncak cama fırlatılır, yastık dişlenir.
Öfkeyi kendinde boğup karşı tarafa geçirmese trafikte bunalan kız, pek çok kapı daha nazik kapanır. Şirketin sahibi gülümseyip kabul etse ikazı, dosyalar sağlam kalır. Alıp hazmedebilse baba sitemini delikanlı, şamarı yiyen yavrunun günahına girmemiş olur.
Klasik ahlak kitaplarında “Gazap muvakkat bir deliliktir” denilmiştir. Bir tabip ve ahlakçı olan Ebu Bekir er-Râzi, gazap halinde iken sağlıklı düşünmenin mümkün olmadığını, bu durumdaki kişiyle bir deli arasında fazla fark bulunmadığını söyler.[4]
Montaigne de “Hiçbir şey öfke kadar insan düşüncesini sapıtamaz. Kızdığımız zaman bağıran, konuşan biz değil, hırsımızdır. Nasıl sis içinde her şey olduğundan daha büyük görünüyorsa, hırs içinde de suçlar büyüdükçe büyür. Öfke kendi kendinden hoşlanan, kendi kendini şişiren bir hırstır. Saklanmaya da gelmez, büsbütün içimize işler”[5] derken herhalde yok edilmesi, ortadan kaldırılması gereken değil (zira İslam ahlakçılarının dikkat çektiği üzere, fıtrî olan bu duygu, aynı zamanda din, ırz, mal ve bazen hayatın korunması için gereklidir) yanlış davranışa sevk etmesinden kaçınılması gereken bir öfkeden bahsetmektedir.
Dipnotlar:
[1] Âli İmran, 3/ 134
[2] Nahl, 16/58
[3] Bakara, 2/30
[4] Çağrıcı, Mustafa, Gazap mad, DİA, C:XIII
[5] Montaigne, Denemeler,M.E.B, İstanbul 1992
Peygamber'in İzinde Gündelik Hayat
Şehvetimin Şerrinden Sana Sığınırım
Peygamberimiz, kendisine gelerek “Ey Allah’ın Resulü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret” diyen Şekel b. Humeyd’e şöyle demesini tavsiye etmiştir: “Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden Sana sığınırım.”
devamını oku | 17.02.2015, SalıŞehvetimin Şerrinden Sana Sığınırım

Peygamber Efendimiz’in nelerden Allah’a sığındığını duymuşsunuzdur. Çeşitli kaynaklarda bildirildiğine göre O, pek çok şeyden Allah’a sığınmış, sahabesine de nelerden sığınmaları gerektiğini öğretmiştir. Bu konu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı “Hadislerle İslam” kitabının birinci cildinde geniş biçimde işlenmektedir. Orada okuduğumuz bir rivayete göre Peygamberimiz, kendisine gelerek “Ey Allah’ın Resulü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret” diyen Şekel b. Humeyd’in omuzundan tutarak şöyle demesini tavsiye etmiştir: “Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden Sana sığınırım.”
Göz ve kulak dışarıya açılan penceremiz. Dışımızdaki dünyayı onlar vasıtasıyla algılıyoruz. Fakat herkesin aynı şeyleri aynı şekilde algılamadığını da biliyoruz. İnançlarımız, dünya görüşümüz, ahlak anlayışımız ve biyolojimizin baskılarını kontrollü (ya da kontrolsüz) bir şekilde yaşamamızı sağlayan aklımız, bilinçli bir şekilde seçip inşa ettiğimiz karakterimiz. Bunların hepsi dış dünyada ne gibi şeylere odaklanacağımızı seçer. Bu odaklandığımız şeylerden nasıl ve ne ölçüde etkileneceğimizi ise bütün kişisel tarihimizin etkisinde olmak üzere iç dünyamız (kalbimiz) belirler. Dil de gözün kulağın algıladıklarını, kalbin düşünüp hissettikleri ile birleştirip yeniden üreterek tekrar dış dünyamıza gönderme işini yapar. Şer konuşan dil, şerlerin yayılmasına ve bu yayılan şerlerin tekrar göz kulak vasıtasıyla dönüp bizi etkilemesine sebep olmuş olur. Şehvetin şerrine gelince, o da hadiste sayılan diğer unsurlar gibi hayra da şerre de müsaittir. Şerrinden korunmak için Allah’tan yardım istenir.
Bu dua kötülüklerin hep dışımızda olmadığını gösterdiği gibi bir kez yapılıp bitirilecek bir dua olmayıp sürekli dilimizde olacağından bizim zihinsel ve iradi çabamızı da harekete geçirir. Bu unsurların sapmalarına, şerre alet olmalarına karşı bir uyanıklık ve bilinç sağlar.
Ümmetinin kadınlarının günün her saatinde dayaktan, hakaretten, istismardan, tecavüzden Allah'a sığındığını, her gününü korku içinde yaşamaya çalıştığını görse Peygamberimiz acaba ne yapardı?
Fatma BayramSorularla Peygamberimiz
Tüm Sorular ve Cevapları
Sonpeygamber.info Projesi İçin Ne Dediler?
Lord Nazir Ahmad
Sonpeygamber.info gibi Hz. Muhammed (sav) hakkında aydınlatıcı bilgiler içeren internet siteleri ve diğer akademik çalışmalar, özellikle de sundukları doğru bilgilerle batı toplumunun kalbine kasıtlı olarak yerleştirilen birtakım efsanelere/mitlere meydan okumaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber'in öğretileri ya da özel hayatına dair dolaşımda olan bilgilerin doğruluğuna/yanlışlığına ışık tutmaları açısından bu dönemde çok büyük öneme sahip bir proje niteliği kazanmaktadır.
İngiltere Lordlar Kamarası Üyesi
Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı
Muhteşem bir başarı… Bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde Meridyen Derneği’nin böyle bir başarı elde etmesi gerçekten hepimize büyük sevinç ve gelecek için büyük bir ümit veriyor. Meridyen Derneği ayrıca Sonpeygamber.info Web Portalı ile hepimiz için “model bir çalışma” ortaya koyuyor. Kendilerini tebrik ediyorum.
İstanbul Müftüsü (E)
Ahmad Vincenzo
Türk ilim adamları ile gerçekleştirilen toplantı* birçok açıdan çok ilginçti. Bir grup Müslüman entelektüelin “Hz. Muhammed (sav) ve Batı’daki İslam imajı” hakkında görüşmesi, günümüzde hususi bir mahiyet teşkil eden bir durum. Türk kardeşlerimizle yapılan görüşmeler ufuk açıcıydı ve yapılan bu görüşmeler, bir tarafta Türkiye’deki ve İslam dünyasındaki Müslüman kardeşler ile diğer tarafta Avrupa’daki İslam cemaati arasında nasıl bir sinerji oluşturulabileceğini gösteren güzel bir deneyim oldu. Meridyen Destek Derneği’nin etkinliğinden, toplantıda yer alan insanların nezaketinden ve bu günlerde tanıştığım tüm ilim adamlarının ve temsilcilerin kişiliklerinden çok etkilendim.
İtalyan Yazar
Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr
Yüzyıllardır Müslümanların takip etmeye çalıştığı Peygamber Sünneti, Kur’ân’ın yanında İslam dünyasını birleştiren en önemli unsurlardan biri olmuştur. Farklı bölge ve farklı etnik görünüşlerden gelen bütün insanlar yüzyıllar boyunca tek bir modeli kopya etmeye gayret etmiştir. Ümmetin yani Müslüman insanların derin birliğinde yatan sebeplerden birisi de budur. Peygamber’in gerçekliğini, bu yeni medyayı kullanarak ama aynı zamanda eski Müslümanların kendi sunumlarında muhafaza edebildiği otantikliğini koruyarak nasıl sunacağız? Modern bağlamda ne yapacağız? Müslüman olarak bizim yapmamız gereken; her ne formda her ne tür medya ve bilgi aktarımı olursa olsun Peygamberimiz’in gerçekliğini yansıtmada bu araçları kullanmaktır. Sonpeygamber.info projesi, Peygamber’in en evrensel ve ruhani öğretilerini ve özellikle de kendi yaşadığı, öğrettiği ve hayatıyla örnek olduğu etik normlarını ve ruhani etiği otantik bir şekilde öne çıkardığı sürece bence çok faydalı olacak ve önemli bir iş başaracaktır. Bence bu çok değerli bir proje.
İslami İlimler Profesörü
Prof. Dr. Mehmet Görmez
Biz yürekleri tükenmiş insanların dünyasında yaşıyoruz. Tükenen bütün yüreklerin Hz. Muhammed (sav)'in sevgi ve rahmet dolu soluğuna ihtiyacı vardır. İnsana bakışımız çok değişti, O'nun rahmet yüklü bakışına ihtiyacımız var. O'nun âlem tasavvuruna ve tabiatı okşayan mübarek eline sarılmaya hepimizin ihtiyacı var. Toplumsal dokumuz çözülmeye başladı, O'nun toplumları gergef gergef ören ilişkiler ağına hepimizin ihtiyacı var. Bu düşüncelerden hareketle Peygamber âşığı bir grup hanımefendinin Sevgili Peygamberimiz’i bütün dünyaya doğru anlatmak, varsa yalan yanlış bilgileri tashih etmek, O büyük insan hakkında oluşturulan önyargıları ortadan kaldırmak için bir web portalı hazırlamaları önemli bir adımdır.
Diyanet İşleri Eski Başkanı
Prof. Dr. Hayrettin Karaman
Peygamber Efendimiz’i tanımaya sadece Müslümanların değil bütün insanlığın ihtiyacı var. Çünkü yüce kitabımız ve biz Müslümanların inancına göre O, sadece Müslümanlara değil hatta sadece maddî evrene değil maddî-manevî, fizik-fizikötesi bütün evrenlere, bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Bu sebeple de Peygamberimiz’i insanlığa tanıtmak, insanlığa yapılacak en önemli hizmetlerden biridir. Vaktiyle bunun için pek çok araçlar kullanılmıştır. Şimdi yaşadığımız çağ, bilgi-iletişim çağı olarak adlandırılmaktadır. Bilgiyi iletmenin daha önceki çağlarda tasavvur bile edemeyeceğimiz yolları, yöntemleri ve araçları bulundu bu çağda biz de Sevgili Peygamberimiz’i hem Müslümanlara hem de tüm insanlığa doğru şekliyle tanıtmak amacıyla bu araçların tamamını kullanmalıyız. Meridyen Derneği’nin teşebbüs ettiği bu portalı da bu bakımdan çok önemli bir faaliyet olarak karşılıyorum.
İslam Hukuku Profesörü
Recep Tayyip Erdoğan
Meridyen Derneği’ni tebrik ediyorum. Çünkü bu adımın çok ama çok büyük önemi var. Yansıması sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacak bu adım, tüm dünyaya yansıyacak bir faaliyetin miladı olacaktır. Sonpeygamber.info Web Portalı, inanıyorum ki doğru bilgilerin ve hakikatin taşıyıcısı olacaktır. Bu anlamlı çalışmanın hayırlı sonuçlar vermesini Allah’tan temenni ediyorum.
T. C. Cumhurbaşkanı
Prof. Dr. Kenan GürsoyHz. Peygamber bir medeniyet kurucusudur. Biz Hz. Peygamber’in şahsiyetindeki o örnekte medeniyet kuruculuğuna girişmiş olanlarız. İşte biz O’nun oluşturduğu ve bizi oluşturmaya davet ettiği “şahsiyet” fikrinde kendi inşamızı medeniyet adına, evrensel değerler uğruna, bu rahmet kapısında gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Meridyen Derneği’ne çok güveniyorum. Onlar bu “meridyen” fikrini; cihanşümûllük esprisi içinde, yani kuşatıcılık içinde cihanşümûl bir idealle insan olmak adına kuşanmışlar. Teşekkürler ediyor, tebrikler ediyor, hayırlar ve muvaffakiyetler diliyorum.
T.C. Vatikan Türk Büyükelçisi
Dr. Mustafa ef. Cerić (E)
Siz ve biz; Türkiyeli ve Bosnalı Müslümanlar olarak şu an tarihi keşfediyoruz: Biz İslamiyet’i yeniden keşfederken siz de Sonpeygamber.info aracılığıyla Hz. Muhammed (sav)’i keşfediyorsunuz. İşte böylece de kendimizi keşfediyoruz; bu yolculukta beraberiz…
Bosna-Hersek Reisü'l-Ulemâsı







Sonpeygamber.info gibi Hz. Muhammed (sav) hakkında aydınlatıcı bilgiler içeren internet siteleri ve diğer akademik çalışmalar, özellikle de sundukları doğru bilgilerle batı toplumunun kalbine kasıtlı olarak yerleştirilen birtakım efsanelere/mitlere meydan okumaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber'in öğretileri ya da özel hayatına dair dolaşımda olan bilgilerin doğruluğuna/yanlışlığına ışık tutmaları açısından bu dönemde çok büyük öneme sahip bir proje niteliği kazanmaktadır.
Muhteşem bir başarı… Bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde Meridyen Derneği’nin böyle bir başarı elde etmesi gerçekten hepimize büyük sevinç ve gelecek için büyük bir ümit veriyor. Meridyen Derneği ayrıca Sonpeygamber.info Web Portalı ile hepimiz için “model bir çalışma” ortaya koyuyor. Kendilerini tebrik ediyorum.
Türk ilim adamları ile gerçekleştirilen toplantı* birçok açıdan çok ilginçti. Bir grup Müslüman entelektüelin “Hz. Muhammed (sav) ve Batı’daki İslam imajı” hakkında görüşmesi, günümüzde hususi bir mahiyet teşkil eden bir durum. Türk kardeşlerimizle yapılan görüşmeler ufuk açıcıydı ve yapılan bu görüşmeler, bir tarafta Türkiye’deki ve İslam dünyasındaki Müslüman kardeşler ile diğer tarafta Avrupa’daki İslam cemaati arasında nasıl bir sinerji oluşturulabileceğini gösteren güzel bir deneyim oldu. Meridyen Destek Derneği’nin etkinliğinden, toplantıda yer alan insanların nezaketinden ve bu günlerde tanıştığım tüm ilim adamlarının ve temsilcilerin kişiliklerinden çok etkilendim.
Yüzyıllardır Müslümanların takip etmeye çalıştığı Peygamber Sünneti, Kur’ân’ın yanında İslam dünyasını birleştiren en önemli unsurlardan biri olmuştur. Farklı bölge ve farklı etnik görünüşlerden gelen bütün insanlar yüzyıllar boyunca tek bir modeli kopya etmeye gayret etmiştir. Ümmetin yani Müslüman insanların derin birliğinde yatan sebeplerden birisi de budur. Peygamber’in gerçekliğini, bu yeni medyayı kullanarak ama aynı zamanda eski Müslümanların kendi sunumlarında muhafaza edebildiği otantikliğini koruyarak nasıl sunacağız? Modern bağlamda ne yapacağız? Müslüman olarak bizim yapmamız gereken; her ne formda her ne tür medya ve bilgi aktarımı olursa olsun Peygamberimiz’in gerçekliğini yansıtmada bu araçları kullanmaktır. Sonpeygamber.info projesi, Peygamber’in en evrensel ve ruhani öğretilerini ve özellikle de kendi yaşadığı, öğrettiği ve hayatıyla örnek olduğu etik normlarını ve ruhani etiği otantik bir şekilde öne çıkardığı sürece bence çok faydalı olacak ve önemli bir iş başaracaktır. Bence bu çok değerli bir proje.
Biz yürekleri tükenmiş insanların dünyasında yaşıyoruz. Tükenen bütün yüreklerin Hz. Muhammed (sav)'in sevgi ve rahmet dolu soluğuna ihtiyacı vardır. İnsana bakışımız çok değişti, O'nun rahmet yüklü bakışına ihtiyacımız var. O'nun âlem tasavvuruna ve tabiatı okşayan mübarek eline sarılmaya hepimizin ihtiyacı var. Toplumsal dokumuz çözülmeye başladı, O'nun toplumları gergef gergef ören ilişkiler ağına hepimizin ihtiyacı var. Bu düşüncelerden hareketle Peygamber âşığı bir grup hanımefendinin Sevgili Peygamberimiz’i bütün dünyaya doğru anlatmak, varsa yalan yanlış bilgileri tashih etmek, O büyük insan hakkında oluşturulan önyargıları ortadan kaldırmak için bir web portalı hazırlamaları önemli bir adımdır.
Peygamber Efendimiz’i tanımaya sadece Müslümanların değil bütün insanlığın ihtiyacı var. Çünkü yüce kitabımız ve biz Müslümanların inancına göre O, sadece Müslümanlara değil hatta sadece maddî evrene değil maddî-manevî, fizik-fizikötesi bütün evrenlere, bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Bu sebeple de Peygamberimiz’i insanlığa tanıtmak, insanlığa yapılacak en önemli hizmetlerden biridir. Vaktiyle bunun için pek çok araçlar kullanılmıştır. Şimdi yaşadığımız çağ, bilgi-iletişim çağı olarak adlandırılmaktadır. Bilgiyi iletmenin daha önceki çağlarda tasavvur bile edemeyeceğimiz yolları, yöntemleri ve araçları bulundu bu çağda biz de Sevgili Peygamberimiz’i hem Müslümanlara hem de tüm insanlığa doğru şekliyle tanıtmak amacıyla bu araçların tamamını kullanmalıyız. Meridyen Derneği’nin teşebbüs ettiği bu portalı da bu bakımdan çok önemli bir faaliyet olarak karşılıyorum.
Meridyen Derneği’ni tebrik ediyorum. Çünkü bu adımın çok ama çok büyük önemi var. Yansıması sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacak bu adım, tüm dünyaya yansıyacak bir faaliyetin miladı olacaktır. Sonpeygamber.info Web Portalı, inanıyorum ki doğru bilgilerin ve hakikatin taşıyıcısı olacaktır. Bu anlamlı çalışmanın hayırlı sonuçlar vermesini Allah’tan temenni ediyorum.
Hz. Peygamber bir medeniyet kurucusudur. Biz Hz. Peygamber’in şahsiyetindeki o örnekte medeniyet kuruculuğuna girişmiş olanlarız. İşte biz O’nun oluşturduğu ve bizi oluşturmaya davet ettiği “şahsiyet” fikrinde kendi inşamızı medeniyet adına, evrensel değerler uğruna, bu rahmet kapısında gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Meridyen Derneği’ne çok güveniyorum. Onlar bu “meridyen” fikrini; cihanşümûllük esprisi içinde, yani kuşatıcılık içinde cihanşümûl bir idealle insan olmak adına kuşanmışlar. Teşekkürler ediyor, tebrikler ediyor, hayırlar ve muvaffakiyetler diliyorum.
Siz ve biz; Türkiyeli ve Bosnalı Müslümanlar olarak şu an tarihi keşfediyoruz: Biz İslamiyet’i yeniden keşfederken siz de Sonpeygamber.info aracılığıyla Hz. Muhammed (sav)’i keşfediyorsunuz. İşte böylece de kendimizi keşfediyoruz; bu yolculukta beraberiz…



