Dosyalar
Hz. Peygamber ve Çocuk
 

Rahmetin Söz Kesilmiş Hâlisin Sen



Tebessümünün kıvrımından okuyoruz sonumuzun sonsuzluğa aktığını. Susuşundan sonsuz denizlerin mavisini taşırıyoruz gönüllerimizin kıyısına. Eğik bir hurma dalı nezaketinde yırtıyorsun gözlerimizdeki perdeyi. Nabzımıza can oluyor dudağına değen heceler. Küllenmiş ümitlere köz sunuyor yağmur kokulu hecelerin Tükenişlerimizin üzerine merhem diye dokunuyor şefkatli bakışın. Sessiz sızılarımızın yanağına bin teselli serinliği oluyor inci dişlerini seyrettiğimiz gülüşlerin.

Hiçbir şeye muhtaç olmayan Rahman’ın her şeye muhtaç olan yaratılmışlara şefkatle eğilişinin nur kavsi oluyorsun gönlümüze. Yüzü yerde gezen, umutları tükenmiş, utancına yenilmiş biz mücrimlerin kirpik uçlarına çiğ diye dokunuyorsun Gaffar’dan, Rahim’den, Tevvab’tan. Tutup yanağımızdan bir daha baktırıyorsun Mütekellim’in güneşler yakan, yıldız yıldız ışıldayan, çiçek çiçek fısıldayan muştu göğüne. Kendimizden ümit kesmişken biz, kırık kanatlarımızı, umutsuz yakarışlarımızı nazlıyorsun merhametin kıblesinde.

Senin gizli sorularına cevap diye geldi vahiy. Sen razı olmadın diye sessizliğe, mevsimi geldi Söz’ün. Sen derdine düştün diye nasiplendik Kutlu Söz ağacından. Sen aradın diye kalbimize yâr oldu Kur’ân. Sen gecede kalmak istemediğin için geldi Söz’ün sabahı. Sen susadın diye tüllendi şefkat sağanağı. Ah ki, bilemedik, yağmur duasıymış meğer sancıların. Sonsuz bir yağmuru hak edermiş kalbinin tarlasında sakladığın umut çekirdekleri. Bahar rüyası görmüşsün bizim için sen.

Melik’in mülkünde başköşeye oturtuluşumuzun sebebisin sen. Bizsiz de edebilen, biz olmasak hiçbir şeyi eksilmeyen Subhan’ın vazgeçilmezi olduğumuza emin olduk senin yüzünden. Ehad ve Samed’in biriciği olduğumuza senin eteğine tutundukça inandık. Senin gül hatırına sulanırmış nice diken; yeni öğrendik. Senin yanında durduk diye gül olmaya niyetlendik.

Latîf’ten incelikler serpiştirdin gönlümüze. İnceliklerin çizgisine yakıştırdın bedenlerimizi. Yüzümüzü günahlardan temizleyecek, alnımızı ak edecek yönelişleri senin namazınla bulabildik. Sen seviliyorsun diye, senin en çok sevildiğin yerde olduk da Afuvv’un, Rahîm’in nazarında teselli bulabildik.

Üzerimize titredikçe, kılımıza zarar gelmesin diye kendini paraladıkça sen, bildik ki, nazlı bir misafir diye ağırlanıyoruz yeryüzünde. Sen ana yüreği gibi olup üzerimize kanatlarını indirdikçe, kapısına vardık Rahman ve Rahim’in. Rauf ve Rahim’in arza düşen gölgesi diye bildikçe seni, çilekeş tebessümünde serinledik ebediyen. Öylece emin olduk izzetimizden. Öylece yüzümüzü kaldırdık yerden. Onca günahla kirlenmişken, Rahman’ın umudu olduğumuzu bildik. Onca isyanımıza rağmen Rahman’dan umutlanabileceğimizi gördük sıcacık gözyaşlarında.

Varlığımızı parçalayan talihsiz unutuş sen geldin diye son buldu. Nankörlüğün çirkin lekesi sen yanımızda olunca temizlendi ellerimizden. Kibrin kokuşmuş gölgesi sen uyarınca çekildi üzerimizden. Değerimizi düşüren sahipsizlik, Söz’ün ağırlığını omuzlarında taşıdın diye bitti. Söz’ün muhatabı sayıldık sayende. İstemesi önemsenenlerden olduk. Bize bizden yakın Karib’e komşu olduk. Bizi bizden önce seven Vedud’un gözbebeği olduğumuzu senin duruşundan anladık. Sevmeyi de sevilmeyi de senin durduğun, senin olduğun halde olmakla sahici kılabildik. Senin yanında oldukça günahları görülmeyesice, hataları yok sayılasıca ‘habib’ olabileceğimize ümitlendik.

Ayaklarımızı yerden kestin işte. Bak ki, çoktan miracına tutunduk. Senin kulluk sevdan sayesinde, başımızı Mahbub-u Ezelî’nin yakınlığına koyabildik. Sen yüzünü döndün diye Kâbe’mizi bulduk, kıblemize dönebildik. Bir’i bildik, Bir’i çağırdık, Bir’i istedik, Bir’i söyledik; çokça ilahların merhametsiz yüzünden, taştan tanrıların vefasız gözlerinden medet ummaktan vazgeçtik. Ümitlerimizi soğuran uçurumlardan ayağımızı çekebildik. Kalbimizi yakan ateşten parmaklıkların ardından senin şefakli sözlerin sayesinde kurtulabildik.  Cemil’in ışığını düşürdün yüzümüze. Latîf’ten incelikler serpiştirdin gönlümüze. İnceliklerin çizgisine yakıştırdın bedenlerimizi. Yüzümüzü günahlardan temizleyecek, alnımızı ak edecek yönelişleri senin namazınla bulabildik. Sen seviliyorsun diye, senin en çok sevildiğin yerde olduk da Afuvv’un, Rahîm’in nazarında teselli bulabildik.

  • esma, esmaül hüsna, senai demirci, rahim, rahman, ehad, subhan, samed, mahbub-i ezerli, rauf, gaffar, tevvab
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.