Dosyalar
Sinemayı Hakikatin Penceresi Kılabilir miyiz?
 

"Peygamberimiz tasvir edilebilir mi?"

Image

-İslam dünyasındaki sinema potansiyelini ve Hz. Peygamberle ilgili filmleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İslam dünyasında ciddi bir sinema sektörü oluşmadığını, sevgili din kardeşlerimizin bu alanda da maalesef yaya kaldığını hepimiz biliyoruz. Bu dünyada en ileri olması gereken ülkelerden birisi biziz, bizim sinemadaki hal-i pür melalimiz de ortada.  Göz dolduran bir İran Sineması var. O da lokal ve festival tabanlı denemeler yapıyor. Uluslararası çapta sektöre damgasını vuran, dünya dağıtım imkanı kazanmış kaç filmimiz var? Aklımıza gelenler "Çağrı" gibi tek tük filmler.  Demem o ki, sektör olarak dünya sinemasında elle tutulur bir potansiyelimiz yok.

-Peki, parasal olarak bu potansiyeli oluşturma imkanımız yok mu?

Var! Hem de dağlar kadar! İstenirse dünya çapında filmlerimiz çekilebilir, İslam tarihiyle ilgili dev prodüksiyonlara imza atılabilir, dev dağıtım ağları kurulabilir. Rabbimin, " Sen olmasaydın Kainat'ı yaratmazdım!" dediği İki Cihan Serveri O Yüce Peygamber'le ilgili filmlere gelince, var mı böyle filmler? "Çağrı" dışında benim haberim yok. İslam tarihini anlatan bazı diziler görüyoruz, ama, eğer dünya çapında, olay bir sinema filminden söz ediyorsak yok böyle bir şey. Dolayısıyla, bu alanda yetersizliklerimiz çok.

- Hz. Peygamberle ilgili bir film yapmayı düşündünüz mü?

Düşünmedim. Bizim nesil bu konuda fazla hoşgörülü değil. Peygamberimiz bir yana sahabeden birinin dahi  "mevcut şartlarda hakkını vererek" canlandırılması vebal gerektirebilir.  Bendeniz Allah dostlarını canlandırırken bile kaş yaparken göz çıkartırım diye çok korkmuşumdur! Bunlar hassas konular.  Sinemaya başlarken bile tek meselemiz "sinema yapmak günah mı sevap mı" meselesiydi. Çok şükür bunu aştık; ama, sinema dendi mi bir müslümanın aşması gereken daha çok dağlar var. Kadın unsuru hangi ölçülerde kullanılacak, büyük zatları temsil etmek ne derece mümkün? Mevcut sektörde dinini doğru dürüst bilen,  yaşayan oyuncular yok. Olanlar da sizin canlandıracağınız tipe uymazsa ne olacak? Gibi pek çok çözümlenmemiş soru var kafamızda.

- Peygamber ve kutsal kişilerle ilgili film yapmak gerçekten zor bir iş. Uygun oyuncu bulmak dışında başka ne tür zorlukları olabilir bu işin?

İnsan gerçekte yaşamadığı, hissetmediği bir konuyu anlatırsa yavan olur, inandırmaz, duygusunu seyirciye geçiremez.  Nihayet sinema da bir duygunun zıpkınlanmasıdır!   Bu bağlamda mevcut sektörde bu yönde eksiklikler çok! O kutsal kişileri canlandıracak  oyuncular ve onları filme alacak ekip açısından risk büyük. Bir filmimde başrol oyuncularımızdan birisinin camide namaz kılması ve dua etmesi gerekiyordu. Öğle namazı sonrası camiye girecektik.  "Abdest alın!" dedim. Oyuncumuz, " Hocam ben sabah erkenden  sete gelmeden önce abdest almıştım!" dedi.  Kameramanımız da "doğuştun abdestli olduğunu" söyledi. Arkasını siz düşünün.  Ama yine de hiç olmazsa yönetmenin o manaları ve dini  hassasiyetleri bilmesi,  işi önemli ölçüde kurtarabilir diye düşünüyorum. Daha önemli bir zorluk da şu: Biz resmi reddeden, fotoğraf olarak zaruret dahilinde vesikalık fotoğrafa müsaade eden, kimsenin daha ötesine delil getiremediği bir alt yapıdan geliyoruz. Bir film yaparken kim bilir nerede nasıl günah kazanıyoruz, bunun bile tam ayırdında olduğumuzu sanmıyorum. Kuru mantık çerçevesinde salt sosyal faydalarını dikkate alarak. Ve Allah (c.c.) affetsin çoğu sahnelerin fetvalarını kendi ferasetimizle vermek zorunda kalarak film yapıyoruz. Bu hassasiyet çerçevesinde, o kutsal kişileri canlandırmak kolay olmasa gerek. Bendeniz İskilipli Atıf Hoca'yı ve Yahyalı'lı Hacı Hasan Efendi'yi çektim; ama, nasıl çektim bana sorun. Kimlerden ne icazetler aldım. Diğer bir zorluk da, her seyircinin  beyninde aslında farklı tahayyül edilen mübarek bir zatı belli bir oyuncu çehresine odaklamakla seyircinin hayallerini öldürüyorsunuz. Sonuçta bu konuda söylenecek olan şu : Elbette kutsal kişiler de çekilebilir; ama, hakkını verirseniz.

- Peygamberi tasvir konusunda İslam dünyasında bir hassasiyet var. Bu hassasiyete riayet edilerek yapılacak çalışmalarda, sinema bu eksikliği nasıl bertaraf edebilir? 

Peygamberimiz tasvir edilebilir mi? Efendimizin, halleri, duruşları, davranışları, aile hayatı, psikolojik boyutları bence verilebilir; ama, kat'iyyen cemalini  göstermeden... "Bence verilebilir!" dediğim çerçeve de yine dini hassasiyet noktasında bizim ferasetimizi aşacak bir öneme sahiptir ve alimlerin, ariflerin fetvasını gerektirir. Sinema bu hassasiyeti dikkate almak zorundadır. Benim hassasiyetim çerçevesinde şunu rahatlıkla söyleyebilirim: O'nun cemali asla gösterilmemeli.  Bir yönetmenin bunu deneyebilmesi  için çok kozmopolit olması lazım. Yıllar önce, sanıyorum 1974'lerdi. Metin Erksan, birlikte gittiğimiz bir ziyarette Şule Yüksel Şenler Hanım'dan böyle bir senaryo istemişti de şaşırmıştık. Şule Hanım münasip bir dille reddetmiş, bunun olamayacağını da çok güzel anlatmıştı. İsterseniz, önce şu sinema sektörüne bilinçli müslümanlar olarak doğru dürüst girelim. Orada var olmaya çalışalım. O güller yetiştirecek topraklarımız oluşsun. Sonra konuşuruz bunları.

-Peki varsayalım böyle imkanlar oluştu, yine bu hassasiyetler çerçevesinde Peygamberimizle veya mesajı ile ilgili bir film yapacak olsanız Peygamberin hangi yönünü ön plana çıkarmak ve nasıl bir tema içinde ele almak isterdiniz?

Peygamberimiz bir model.  Hayata dönüştürülmüş mükemmel bir Kur'an modeli. Dahası zübde-i alem sırrının en zirve noktası. Şüphesiz,  ilk yapılması gereken O (sav)'nu madde ve manada bir denge adamı olarak çerçevelemektir. O Yüce Zat, haddi aşmamanın en çarpıcı örneği idi. Model oluşunun en bariz vasfı da budur.  Fert ve toplum hayatında devrim yapmayan hiçbir yönü yok. Her türlü fiziki tasarruf gücüne sahip. Ama O (sav), son derece mütevazı, son derece dengeli, sıradan bir aile reisi. Büyükle büyük küçükle küçük. İyi bir baba, iyi bir arkadaş, iyi bir dost. Sanırım en büyük mucizesi de bu.


 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.